İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 16.08.2022 tarih ve 1126 sayılı yazısına konu TELE 1 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 07.07.2022 tarihinde 13:00, 16:00, 17:58 saatlerinde yayınladığı "Gün Ortası", "Habere Doğru" ve "Ana Haber" adlı haber programı yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, TELE 1 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 07.07.2022 tarihinde 13:00, 16:00, 17:58 saatlerinde yayınladığı "Gün Ortası", "Habere Doğru" ve "Ana Haber" isimli haber programında, “Şimdi Konya'da silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden, Doktor Ekrem Karakaya, Kardiyoloji Uzmanı Ekrem Karakaya için Kayseri'de tören düzenleniyor. Bir törene gidelim şimdi de. O, oraya bir bakalım. Oranın ayrıntılarını aktarayım. Sonrasında bu durumun yarattığı, siyasette yarattığı; açıklamalar, tepkiler, yansımalar ona bakacağız efendim. Şimdi ilçede elbette ki hüzün hâkim. Konya Şehir Hastanesi'nde öldürülen Ekrem Karakaya'nın cenazesi, memleketi Kayseri'nin Develi ilçesine getirildi. Dün akşam yakınları tarafından teslim alınan cenaze, öncelikle baba ocağına götürüldü ve görüntüde görüyorsunuz Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da cenaze törenine katılıyor. Ve baba ocağının ardından, baba ocağına getirilmesinin ardından cenazenin tören yapılacağı alana getirildi. Şu an ekranda gördüğünüz alan. Eee, ilçe, Develi ilçesi Kayseri'nin Develi ilçesi. Sağlıkçılar beyaz önlükleriyle katıldılar, katılıyorlar bu törene. Çok sayıda kişi katılıyor, bunu belirtelim. Sağlık çalışanları beyaz önlükleriyle cenazeye gelmiş durumdalar ve cenazeye Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da katılıyor. Karakaya'nın hayatını kaybetmeden önceki hafta sonu yine Kayseri'de olduğu ve hatta bayramda görevli olduğu için de buradan Konya'ya döndüğü bilgisi var. Doktor Karakaya'ya bu son yolculuk bu son veda. Bakan Koca'da bir tweet atmıştı, ona onu alıntılayarak CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da bir tweet attı, sonrasında bir polemik başladı, şimdi o haberi ekrana yansıtalım dilerseniz. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya tepki gösterdi çünkü Kılıçdaroğlu. Her türlü saldırıdan korunmaları için atılacak her adımın her önerinin destekçisi olacağını belirtti. Meclis Başkanı Mustafa Şentop da şimdi bu durum sonrası maalesef yaşanan gelişmeler, tepkilere bir bakıyoruz. (Cenaze görüntüleri canlı olarak ekrana yansıtılmıştır.)”,“Bir müdahale yaşandı yaklaşık yarım saat kadar önce. Biber gazlı ve copla müdahale geldi. Şu anda da yine yürüyüşe izin verilmiyor değerli izleyenler. Bir diğer yandan da Doktor Ekrem Karakaya'ya veda anlarını görüyorsunuz. Bakan Koca, Fahrettin Koca da cenaze törenine katıldı. Burası, gördüğünüz ekranın diğer kısmı Kayseri'nin Develi ilçesi. Maalesef, ee dün akşam saatlerinde cenaze, baba ocağı tarafından, yakınları tarafından teslim alındı. Ardından da törenin yapılacağı alana getirildi. (Cenaze görüntüleri canlı olarak ekrana yansıtılmıştır.)”, “Türk Tabipleri Birliği 2. Başkanı Ali İhsan Öktem sağlıkta şiddetin önlenmesi için sürekli çağrıda bulunduklarını ancak bakanlıktan taleplerine karşılık alamadıklarını söylüyorlar. Hatırlayın pandemi dönemi boyunca da bakanlıkla iletişime geçmek, görüşme, randevu talep ettiler ama hiçbir şekilde bu gerçekleşmemişti. Bakanlık Türk Tabipleri Birliğini muhatabı almadı, muhatap almamıştı o dönem hatırlayacaksınız. Öktem diyor ki "Sağlık Bakanlığı sağlıkta şiddet ile ilgili taleplerimizi dinlemiyor. Sağlıkta şiddet sürekli artarak devam ediyor. Sağlıkta Şiddet Yasası çıktı ancak onun da bizi korumadığını görüyoruz çünkü koruyucu bir tarzda getirilmedi. Cezalar yeteri kadar arttırılmadı, ne yazık ki şiddet uygulayanlar hemen salıveriliyor." diyor Türk Tabipleri Birliği Başkanı Ali İhsan Öktem. Yani, bir cezasızlık durumundan söz ediyor, bu durumun sağlıkçılara yönelik şiddeti teşvik ettiğinden söz ediyor. Çok acil bakanlığın ya da iktidarın bu konuda önlem alması gerekiyor, var olan yasa yeterli değil, acil bir şekilde yeni bir yasaya ihtiyaç var deniliyor. Sağlık çalışanlarına hekim mesleğine yönelik rencide edici davranışların, şiddetin artık önlenmesi için adımlar atılmalı diyor Türk Tabipleri Birliği. (Cenaze görüntüleri canlı olarak ekrana yansıtılmıştır.)”, “Sıcak bir başlık olduğu için bununla başlamak isterim müsaadenizle. Dün Konya Şehir Hastanesi’nde Ekrem Karakaya, Dr. Ekrem Karakaya silahlı saldırı sonucu bir hasta yakınının silahlı saldırısı sonucu, maalesef hayatını kaybetti”, “Sayın vekilim, Türkiye maalesef iki gündür ıııı iki ııı katli konuşuyor. İki isim öldürüldü. Konya Şehir Hastanesi'nde Doktor Ekrem Karakaya, silahlı saldırı... AKP'nin övüne övüne bitiremediği o görkemli şehir hastanesine girdi silahıyla maalesef Karakaya'yı vurdu”, “Neyse ki her yer bu durumu protesto etti. Evet ülkenin dört bir yanında öldürülen arkadaşları için beyaz gömlekliler, sağlık çalışanları yanı sıra beyaz gömleklilerin eylemdeydi. Sadece sizlere aktardığımız kentlerde değil daha da fazlası var bu kadarını sığdırabildik. İşte Trabzon, işte Eskişehir, işte Hakkari, Gaziantep, Aydın, Batman, Çorum, Şırnak... Öfkeliyiz, şiddete karşı grevdeyiz diyor beyaz gömlekliler. Yarın da devam edecekler eylemlerine ve onları da tabii ki takip edeceğiz anı anına olanları sizlere aktaracağız. Takip edeceğiz, takip ettikçe de başımıza gelenleri de az sonra sizlere sunacağız elbette! Peki, yerel gazeteler Konya'da bu yaşanan cinayeti nasıl gördüler. Şimdi biz zaten ilerleyen dakikalarda aktaracağız elbette. İktidarın enteresan tepkileri var bu olanlara ilişkin. Birileri buna sebep siz oldunuz, sorumlularından biri sizsiniz dedikçe iktidardan önce bir üzülün değerlendirmesi geldi. Önce bir üzülün böyle şeyler söylemeyin değerlendirmesi geldi. Ama bu zamana kadarki uygulamaları hep ama hep neredeyse sağlıkta gelinen krizin sebebinin doktorlar olduğunu gösterir nitelikteydi. Sonuç yerel basına yansıdı diyebiliriz. Konya'nın yerel basını cinayeti görmezden geldi, evet. Konya Şehir Hastanesi'nde görev yapan doktorun katledilmesine ülkenin dört bir yanından tepkiler yükselirken Konya medyası büyük bir utanca imza attı diyoruz bu noktada. Kentin iki yerel gazetesi dışında hiçbir gazete olayı manşetine taşımadı. AKP'ye yakınlığıyla bilinen o gazeteler birinci sayfalarında bu ölümü, bu cinayeti görmezden geldiler. Kamuoyunu ayağa kaldıran olayı sadece Merhaba gazetesi vee BBN Haber manşetine taşıdı. Şimdi belki net göremiyorsunuz "Beyaz önlüğe kan bulaştı." yazan Merhaba gazetesi işte az önce dedik ya iki gazeteden biri. Pek çok yerel gazete var burada ve hiçbirinde göremiyoruz. BBN Haber'de "Şehirde dehşet!" başlığını görüyoruz. Sadece bu iki gazete gelinen durumu manşetlerine taşımışlar, yazık! Şimdi, yarın da eylemler var. Yarın da her yerde takip edeceğiz o eylemleri. Doktorların anayasal hakkı bu durumu protesto etmek. Ama polis müdahalesi ile karşı karşıya kaldılar. Şiddeti durdurmak için eylem yaparken müdahale, sert bir müdahale ile yüz yüze geldiler. Tabii ki biz de, gazeteciler de nasibimizi aldık”, “Diyecek bir şey yok. Orada neyin mücadelesini veriyorlar, bazıları ise başka neyin mücadelesini veriyor? İşte bu gerçekleri aktardığımız için anı anına tüm olanı biteni ile aktardığımız için cezaları yemiyor muyuz? Bundan yiyoruz. Şimdi katilin profiline bakalım, görmezden gelmeyelim. Sağlıkçıları koruması gerekirken doktor katili olan bir isim Hacı Mehmet Akçay. Sosyal medyadaki paylaşımları dikkat çekti. Akçay’ın paylaştığı bir videoda “Jandarma peşimde, hakkımda vur emri var, yakalasalar asacaklar, 7 senedir diyar diyar gezip baş kesen celladım. Niye sıcak evinde oturan 300 liralık memur değilim?” ifadelerinin de yer aldığı… Yani çok sağlıklı bir insan olmadığını söyleyebileceğimiz ifadeleri sosyal medya paylaşımlarında bile kullandığını gördüğümüz bir isim bu katil.”, “Defnedildi doktorumuz, onun defnedilmesi için yapılan cenaze töreninde vatandaşın da doktorların da elbette özellikle Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya tepkisi vardı. İstifa talebiyle karşılandı Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve yuhalandı da.”, “Görevi başındayken katledilen Kardiyoloji Uzmanı Doktor Ekrem Karakaya'nın Kayseri'de cenazesi düzenlendi. Konya Şehir Hastanesi'nde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti Doktor Karakaya. Evli ve iki çocuk babasıydı. Ailesi cenazesini teslim aldı. Memleketi Kayseri'nin Develi ilçesine getirildi. Bölgedeki cenaze törenine Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da katıldı. Bölgedeki vatandaşlar yoğun tepki gösterdi, Bakan Koca'yı yuhaladı. Öte yandan Ekrem Karakaya için katledildiği Konya Şehir Hastanesi ve 10 yıl görev yaptığı Karabük'de gıyabi cenaze namazı kılındı. Karakaya'nın naaşı Kayseri Şehir Mezarlığı'na defnedildi.” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, Demokratik idare biçimi siyasal anlamda ve sosyolojik anlamda farklı tezahürlere sahiptir. Siyasal anlamda bireylerin haklarını yasayla koruma altına alan değerler bütününü ifade ederken, sosyolojik anlamda ise bu değerler bütününün uygulamaya yönelik içeriğinin düzenlenmesini ifade etmektedir. Bireylerin çeşitli konularda kendilerine ait görüşleri bulunmaktadır. Bu durumun bir sonucu olarak düşüncelerin dile getirildiği kitle iletişim araçları aracılığı ile başka bireylerin korunma ve saygı duyulma hakkı, doğal olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bireysel düşünce ve yargılarında herkes özgürdür. Ancak sorumlu yayıncılık anlayışını benimsemesi gereken medya hizmet sağlayıcı kuruluşlarda bunların ifade edilmesi sırasında hak ihlali doğurabilecek itham edici ya da yargılayıcı bir üslubun kullanılması hukuki ve ahlaki düzeydeki çeşitli sorunları ortaya çıkarabilmektir. Bu noktada program sunucu ve yapımcılarından bu sorumluluk çerçevesinde yayın yapmaları beklenmektedir.
Günümüzde medyanın gücünün artması, medya mensuplarının sorumluluklarının da aynı ölçüde arttırmaktadır. Yayıncılığın aynı zamanda bir kamusal sorumluluk görevi olduğu da göz önünde bulundurulduğunda yayınların Basın Meslek İlkeleri çerçevesinde yürütülmesi bir zorunluluktur. Bu ilkelere göre yayınlarda kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilmemesi gerekmektedir.
Demokrasinin en temel önceliklerinden biri halkın haber alma özgürlüğü olduğundan demokratik rejimlerde medya, kamuoyu oluşumunda hayati öneme sahip bir aktördür. Öyle ki; medyanın yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü güç olduğu çoğu otorite tarafından kabul edilmektedir. Basın, yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü kuvvettir.
Görevlerinden biri de halkı bilgilendirmek olan yayın kuruluşlarının, yorum programlarında eleştirilere yer vermesi son derece doğaldır. Medya mensuplarının görüşlerini herhangi bir baskı altında kalmadan açık bir şekilde ifade etmesi, birtakım kişi veya kuruluşları eleştirmesi ve onların gerçekleştirdikleri eylemler hakkında kamuoyunu bilgilendirmesi basın özgürlüğü anlamında son derece önemlidir. Ancak, şüphesiz bu hak, sınırsız ve kontrolsüz bir eleştiriyi beraberinde getirmemeli, yasal kurallar içerisinde çizilen bazı sınırlar yardımıyla kamuoyunun doğru ve objektif bir şekilde bilgilendirilmesine katkı sağlamak amacıyla kullanılmalıdır.
İnsan hak ve özgürlüklerinden olan ifade özgürlüğü hakkı, demokratik bir toplumun temel unsurlarını oluşturan çoğulculuk, hoşgörü ve açıklık ilkelerinin var olması bakımından vazgeçilmez bir karakter taşımakla beraber gerek uluslararası sözleşmelerde gerekse ulusal mevzuatımızda bu hakkın kullanılmasının belirli sınırları bulunmaktadır.
Söz konusu yasal düzenlemelerin başında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın geldiğini söylemek mümkündür. Anayasa'nın 26'ncı maddesindeki “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlığı altında yer alan “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir. Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.” hükmüyle düşünce özgürlüğüne getirilebilecek sınırlamalardan bahsedilmiştir.
AİHM'nin Lingens - Avusturya içtihadında da belirtildiği üzere, ifade özgürlüğü demokratik bir toplumun asli temellerindendir. Bu toplumun ilerlemesinin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşullarından birini oluşturur. Basının görevi, kamu yararını ilgilendiren başka alanlarda olduğu gibi siyasi konularda da bilgi ve fikirleri açıklamaktır. Buna karsın, AİHM'nin Times Newspapers Limited No:1-2 Birleşik Krallık kararında belirtildiği üzere, Sözleşmenin 10. maddesi, basının halkın yararına olan ciddi meseleleri işlemesinin söz konusu olduğu durumlarda dahi, hiçbir sınırlama içermeyen bir ifade özgürlüğünü güvenceye almaz. Bu maddenin 2. fıkrası uyarınca, basın ifade özgürlüğünü kullanırken, görev ve sorumluluklarına uygun davranmak durumundadır. Bu görev ve sorumluluklar, görülmekte olan davada olduğu gibi, basının yayımladığı haberlerin kişilerin şeref ve hakları üzerinde ağır etkiler yaratma riski taşıdığı durumlarda, özellikle önem arz etmektedir. Diğer yandan Sözleşmenin 10. maddesinin gazetecilere sunduğu koruma, gerçeğe uygun ve sorumlu bir gazeteciliğin gerektirdiği ilkeleri gözeten, güvenilir haberler sunacak biçimde iyi niyetle hareket etme şartına bağlıdır. Yine AİHM'nin birçok kararında da, kamu kurumları ve yayın kuruluşlarınca, kişiler hakkında yapılan yayınlarda masumiyet karinesinin ihlal edilmemesi ve bu ilkenin de sıkı bir şekilde korunması gerektiği vurgulanmıştır.
Konuyla ilgili olarak, T.C. Konya 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilmiş olan 06.07.2022 tarihli 2022/2826 D. İş sayılı yayın yasağı kararının 06.07.2022 tarihinde Üst Kurula ait web sitesinin "Yayın Yasakları" kısmında yayınlanmıştır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu programında, T.C. Konya 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilmiş olan 06.07.2022 tarihli 2022/2826 D. İş sayılı yayın yasağı kararında, “...soruşturma tamamlanıncaya kadar, soruşturma dosyası kapsamı hakkında yazılı, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında faaliyet gösteren medyada olaya ilişkin kişilerin, olay yerine ait görüntülerin ve her türlü haberin yayınlanmasının YASAKLANMASINA" ve yayın yasağı kararının 06.07.2022 tarihinde Üst Kurula ait web sitesinin "Yayın Yasakları" kısmında yayınlanmasına/duyurulmasına rağmen, medya hizmet sağlayıcı kuruluş tarafından; 07.07.2022 tarihinde 13:00, 16:00, 17:58 saatlerinde yayınladığı "Gün Ortası", "Habere Doğru" ve "Ana Haber" isimli haber programlarında, haberler boyunca Doktor Ekrem Karakaya'nın cenaze törenine ait olan ve yazılı basında yer alan görüntülerin açık bir şekilde ekranlara yansıtıldığı, dolayısıyla yargıya taşınmış böylesine hassas bir olayda verilen mücadeleye hiçbir şekilde hizmet etmeyeceği gibi mahkeme kararıyla topluma açık olmaması gereken ifade ve görüntülerin yayınlanmasının medya hizmet sağlayıcılardan beklenen sorumlu yayıncılık anlayışı ile bağdaşmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu nedenlerle mezkur yayında, T.C. Konya 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilmiş olan 06.07.2022 tarihli 2022/2826 D. İş sayılı yayın yasağı kararına rağmen yayınlanmış olması karşısında, 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan; "Hukukun üstünlüğü, adalet ve tarafsızlık esasına aykırı olamaz." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanun’un diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %2 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Haziran 2022 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 768.056,94 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2022 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 38.460,00 (otuzsekizbindörtyüzaltmış) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP’in karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.


