İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 23.01.2022 tarih ve 115 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda "TELE 1" logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 21.01.2022 tarihinde saat 21:00’de yayınlanan ve Uğur Dündar’ın sunduğu ve İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Ekonomist Selçuk Geçer, Kamuoyu Araştırmacısı Murat Gezici ve Merdan Yanardağ’ın konuk olarak katıldığı “Demokrasi arenası” isimli programda geçen diyaloglarda yer alan;
"(...) Çünkü toplumumuz kutuplaşmış durumda. Gerginlik had safhaya ulaştı.", "Böyle aba altından sopa göstermekle, şunu yaparım bunu yaparım imalarıyla sosyal medyada hedef yapmakla bizi ürkütemezsiniz. Bizi ürkütemezsiniz. Bunu yazıyoruz bir kenara. Biz de yazıyoruz merak etmeyin. Biz de notlar alıyoruz. Gün gelir keser döner sap döner hesap da döner. İşte o zaman onun hesabı sorulur. ""Dolayısıyla istenen şu: 'Uğur Dündar program yapmasın, Selçuk Tepeli haber sunmasın, Sedef Kabaş programa katılmasın. Müsavat Dervişoğlu çıkıp hükümeti eleştirmesin, Engin Altay eleştirmesin. Kemal Kılıçdaroğlu konuşmasın, Meral Akşener konuşmasın,' ne olsun tek adam hükümetin yalakaları da o hükümleri yerine getirsin.", "RTÜK'ün iktidarın elinde bir baskı ve sansür olduğu son derece açık ve hakikaten söylediğiniz gibi bir gün hesap dönecek bir gün devran değişecek ve bugün halka zulmedenler, demokrasi ve özgürlükleri boğanlar, bir zulüm, bir sömürü ve bir baskı düzeni kuranlar, bu totaliter rejimin sorumluları yargı yönünde halkın önünde ve tarihin önünde hesap verecekler. O bakımdan abi müsterih olun... O bakımdan herkes çok müsterih olsun. Bu ablukayı hep birlikte dağıtacağız. Dostlarımızla dağıtacağız, izleyicilerimizle dağıtacağız, bu toplumla dağıtacağız, bu ulusla, bu milletle dağıtacağız." "Biz yandaş medyanın dışında tarafsız yayıncılık yapan herkesin böyle bir baskı altında olduğunu gözlemliyoruz zaten. Sadece muhalif kanalları ya da yayın kuruluşlarını kapsamıyor bu saldırılar. Kendilerinden olmayanları kapsıyor. Dolayısıyla toplumun her alanında olduğu gibi ciddi bir kutuplaşma söz konusu. Türkiye'yi getirdikleri halin düzeltilmesi lazım... tarih şuurundan mahrum toptancı bir bakıştan uzak kalarak kucaklama kabiliyetini yitirmiş bu zevatın da bu yaptıklarını yadırgamıyorum. Bir kere daha söylüyorum sadece üzülmenize üzüldüm ama güleceğiniz günler yakındır." “İtibarsızlaşma, ötekileşme bitti, şimdi de kışkırtıyor. Muhalefeti kışkırtıyor. İstiyorlar ki sizi böyle cezalarla kendilerince göre, Twitter üzerinden tehditlerle peşin hüküm vererek, muhalefeti de kriminalize ederek. Şimdi Erdoğan'a karşı, Erdoğan'ı eleştirenler, karşı olanlar, tasvip etmeyenler ya terörist, ya bölücü ya da dış güçlerin maşası. Yani biz burada birimiz teröristiz, birimiz bölücüyüz, birimiz de dış güçlerin maşasıyız. Hangisini alırsak alalım. Ama bunlardan birini almak zorundayız. ", "Bugün akşam saatlerinde Sayın RTÜK Başkanı, Sayın Sedef Kabaş'ı hedef gösteren o tweetini paylaştı. Sosyal medya hesabını paylaştı. Ben buradan endişelerimi bir kez daha dile getiriyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi trolleri şu anda linç ediyorlar sosyal medyada Sedef Kabaş'ı, çok burada telaffuz edemeyeceğim hakaretlerle saldırıyorlar.", "Türkiye'nin bu ayrışmış, kutuplaşmış atmosferinde bu gergin toplumun adeta yay gibi gerildiği süreçte, insanların bir yığın ekonomik sosyal sorunlarla boğuştuğu dönemde, ekonominin krize girdiği süreçte sorumlu mevkide bulunan herkesin ağzından çıkan her sözcüğe özen göstermesi ve o sözcüğün nereye uzanabileceğini hesaplaması gerekir. Hesaplamazsa bunun hesabını gün gelir yargı önünde verir ve maşeri vicdanda mutlaka bunun hesabı sorulur, mutlaka sorulur. Sayın RTÜK Başkanı haddinizi bilin kendinize gelin." şeklindeki ifadeler nedeniyle, 6112 sayılı Yasanın 8. Maddesinin birinci paragrafı (ç) bendinde yer alan "..., kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." hükmüne aykırı olduğu gerekçesiyle idari yaptırım uygulanmasına “oy çokluğuyla” karar verildi.
Söz konusu haber ve yorum eleştiri sınırları içinde olup her hangi bir hakaret, tehdit, aşağılama içermemektedir. Yapılan haber ve yorumlar ifade özgürlüğü kapsamında gazetecilik mesleğinin gerektirdiği şekilde ve ölçüde yapılmıştır.
İfade özgürlüğü; çoğulcu ve anayasal demokrasilerin temel taşlarındandır. Farklı tanımlara yer verilmekle birlikte genel kabule göre, ifade özgürlüğü; insanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği fikir ve kanaatlerden dolayı kınanmaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte meşru yöntemlerle dışa vurabilme imkan ve serbestisidir. İfade özgürlüğü, sadece “düşünce ve kanaat sahibi olmayı” değil, “düşünce ve kanaatlere ulaşma” ve “düşünce ve kanaatleri açıklama, yayma” özgürlüklerini de kapsamaktadır. Ayrıca ifade tarzları, biçimleri ve araçları da bu özgürlük kapsamındadır.
İfade özgürlüğü; insan hakları hukuku belgelerinde ve anayasalarda, temel haklar ve ödevler kategorisinde, birinci kuşak haklar arasında yer almaktadır. Bu nedenle çoğulcu demokrasilerde ifade özgürlüğü; herkes için geçerli, özüne dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez bir hak ve yaşamsal önemde bir özgürlük niteliğindedir.
İfade özgürlüğü demokratik toplumların vazgeçilmez ana unsurlarından en önemlisidir. İfade özgürlüğü, Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası hukuk, Anayasamız, çeşitli yasalar, Yargıtay içtihatları ve AİHM kararları ile güvence altına alınmıştır.
AİHS'nin “İfade özgürlüğü” başlıklı 10. maddesinin 1. fıkrasına göre; “Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir”.
AİHM’ye göre ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun en önemli temellerinden olup, toplumsal ilerlemenin ve her kişinin gelişiminin başlıca koşullarından birini teşkil etmektedir. AİHS'nin 10. maddesinin 2. fıkrası saklı kalmak koşuluyla, ifade özgürlüğü, yalnızca iyi karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olduğu düşünülen değil, aynı zamanda kırıcı, hoş karşılanmayan ya da kaygı uyandıran “bilgiler” ya da “düşünceler” için de geçerlidir. Çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik bunu gerektirir ve bunlar olmaksızın “demokratik bir toplum” olamaz. (Handyside/Birleşik Krallık, 5493/72, 07.12.1976).
Bir başka AİHM kararına göre; ifade özgürlüğünün, toplumsal ve bireysel işlevini yerine getirebilmesi için AİHM’nin de ifade özgürlüğüne ilişkin kararlarında sıkça belirttiği gibi yalnızca toplumun ve devletin olumlu, doğru ya da zararsız gördüğü haber ve düşüncelerin değil, devletin veya halkın bir bölümünün olumsuz ya da yanlış bulduğu, onları rahatsız eden haber ve düşüncelerin de serbestçe ifade edilebilmesi ve bireylerin bu ifadeler nedeniyle herhangi bir yaptırıma tabi tutulmayacağından emin olmaları gerekir. İfade özgürlüğü, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin temeli olup bu özgürlük olmaksızın demokratik toplumdan bahsedilemez (AİHM Handyside/Birleşik Krallık, Başvuru No: 5493/72, Para. 49).
Demokratik toplumların olmazsa olmazı düşünce ve ifade özgürlüğü, halkın haber alma özgürlüğünün, gerek uluslararası hukukta gerekse iç hukukta güvence altına alınması göz önüne alındığında TELE 1 logolu yayın kuruluşunda yer alan ve ifade özgürlüğünün sınırlandığı hakaret, aşağılama, tehdit ve küfrün yer almadığı programa, muhatabının “Cevap ve Düzeltme” hakkını kullanması gerekirken, yaptırım uygulanmasının hukuki olmadığı, muhalif basının susturulması gibi demokratik toplumlarda kabul edilemez bir karar olduğu görüşünde olduğum için katılmadım.

