İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 26.05.2022 tarih ve 588 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda "TELE 1" logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 10.05.2022 tarihinde saat 19:59’da yayınlanan “18 Dakika” isimli programda yer alan;
"Emin olun o arkadaşlarımızın tümü tıpkı Ergenekon, Balyoz kumpaslarının sonucu gibi çıkacaklar ve onlara bu cezayı verenleri tarih mahkum edecek, RTÜK de bunlardan biridir. Böyle bir şey olabilir mi ya, iktidar küçük düşürme ve aşağılama. Kim takdir etti bunu siz mahkeme misiniz? Siz yargılama mı yapıyorsunuz?"- "Hocam böyle bir şey olabilir mi ya? İktidarın sansür aygıtı diyoruz, bizim hakkımızda da dava açmaya kalkıyorlar. Sansür aygıtı bile değilsiniz, iktidarın sopası haline gelmiş bir kuruldan söz ediyoruz, bu ayıptır ya. En küçük bir demokratik nosyona sahipseniz eğer, demokrasi denilebilen, şu ya da bu düzeyde demokratik olduğunu söyleyen rejimlerden haberiniz varsa eğer, bir parça hukuk ya da kanun biliyorsanız eğer, bu cezayı veremezsiniz. Böyle bir ayıp olmaz. Bu cezayı daha önceki cezaları aştığımız gibi aşacağız. Bu cezalar bizi durduramayacak... Bu cezalar bize vız gelir. Bizi susturamayacaksınız. İktidarı küçük düşürme ya da aşağılama söz konusuysa iktidar dava açar. Niye talimatla hareket ediyorsunuz? İlhan Taşçı ve diğerleri talimat olduğunu düşünüyorlar. Bunu yazıyorlar da söylüyorlar da RTÜK'ün diğer üyeleri. O da bir garabet zaten. RTÜK'ün diğer partilerin kontenjanından gelmiş üyeleri var. Böyle bir şey olabilir mi ya? Yargılama yapıyor ve karar veriyor. Bu bir mahkumiyet, bu bir para cezası, gelirlerimizin yüzde üçü."- "Ben protesto ediyorum, kınıyorum. İki elimiz yakanızda olacak sizin. Yani hukuk önünde hesaplaşacağız sizinle. Hiçbir biçimde bu verdiğiniz kararların sonuçlarından kaçamayacaksınız. Hiçbir biçimde hukuk önünde, demokratik kurallar önünde sizinle hesaplaşacağız göreceksiniz."- “Bir şey belli RTÜK bardağı taşırmıştır, her türlü sabrı taşırmıştır. Yani bir iktidarı küçük düşürme ve aşağılama diye bir gerekçeyle birden çok televizyon kanalına ceza kesilmesi o rejimin yani tek adam rejiminin bile kabul edebileceği bir haksızlık ve hukuksuzluk değildir. Ben eminim ki o tek kişinin atadığı yargı mensupları bile önlerine böyle bir dava geldiğinde bu haksızlığı, bu hukuksuzluğu muhakkak reddedeceklerdir. Muhakkak yasaya dayalı olmayan bu garip ceza hukuktan, mahkemelerden adaletten dönecektir. Hiç kuşkum yok… Hele hele bir idari kurul tarafından verilmiş olması hiç kabul edilemez.”-“Hele hele, milletvekillerinin konuşmalarını söylediği, aktardığı için bu cezanın verilmesi hiç kabul edilemez çünkü milletvekillerinin zaten dokunulmazlıkları var. Üstelik üçüncü olarak bu canlı yayın. Üstelik canlı yayın. Yani ne yapacak sansür mü uygulayacak? Ha onu istiyor. Onu istiyor."- “Belli isimler bir ceza nesnesi haline getirilerek bunların yayınlara çıkması ve konuşmaları engellenmeye dolayısıyla fiilen medya kuruluşları tarafından bir oto sansür uygulanmaya zorlanıyor… Yani sadece bu cezayla sınırlı bir tutumla karşı karşıya değiliz. Daha sonrasına da ipotek var. Eğer bir suç söz konusuysa bir ceza söz konusuysa –ki biz olmadığını düşünüyoruz, hiçbir biçimde olmadığını düşünüyoruz- bu bir canlı zaten. Canlı yayını kesemezsiniz, insanların ağızlarından çıkan lafın sorumluluğu insanlara aittir. Onlar da bu sorumluluğun bilincindedir ve siyaset terminolojisinin içinde birtakım ifadelerle iktidarı eleştirmektedirler. Bundan ibarettir. Ama çok etkili oldukları belli ve orada bir öfke orada iktidara karşı biriken bir öfke olduğu son derece açık ki bunu bu cezalarla ortadan kaldırmaya çalışıyorlar ama dediğim gibi bunlar giden bir iktidarın son çırpınışlarıdır. Bunlar bir dönemin kapanışlarının işaretleridir. Bunlar patrimonyal sultanlık dediğimiz bütün yetkinin ve iktidarın bir kişiden aktığı rejimlere özgü bir düzenin çöktüğünün ifadesidir. Bu enkazının altında hiç kimsenin kuşkusu olmasın RTÜK’te kalacaktır. RTÜK’ün bugünkü üyelerini tarih not ediyor, emin olun not ediyor. Hiçbir şey unutulmaz. Biz ki rahmetli Şahin Mengü, onun imzaladığı bir dilekçeyle biz RTÜK hakkında dava açmıştık. O davayı sürdüreceğiz bundan emin olabilirsiniz. O dava nereye kadar giderse gitsin bugünkü üyeler; çünkü RTÜK tarihinde hiçbir zaman bugünkü kadar baskıcı, iktidarın sansür aparatı haline gelmemişti. Kendi yasasını çiğneyen bir yönetim var RTÜK’te. Kendi yasasını çiğniyor, başka hiçbir şey yapmıyor. Kendi yasasını çiğneyen bir yönetim var. Bunun böyle olmadığını iddia ediyorlarsa eğer bu cezayı açıklamak zorundalar. Ne demektir iktidarı küçük düşürme ve aşağılama.” şeklindeki ifadeler nedeniyle 6112 sayılı Yasanın 8. Maddesinin birinci paragrafı (ç) bendinde yer alan “İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez.” hükmüne aykırı olduğu gerekçesiyle idari yaptırım uygulanmasına “oy çokluğuyla” karar verildi.
Söz konusu programdaki ifadeler ve yorumlar eleştiri sınırları içinde olup her hangi bir hakaret, tehdit, aşağılama içermemektedir. Yapılan haber ve yorumlar ifade özgürlüğü kapsamında gazetecilik mesleğinin gerektirdiği şekilde ve ölçüde yapılmıştır.
İfade özgürlüğü; çoğulcu ve anayasal demokrasilerin temel taşlarındandır. Farklı tanımlara yer verilmekle birlikte genel kabule göre, ifade özgürlüğü; insanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği fikir ve kanaatlerden dolayı kınanmaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte meşru yöntemlerle dışa vurabilme imkan ve serbestisidir. İfade özgürlüğü, sadece “düşünce ve kanaat sahibi olmayı” değil, “düşünce ve kanaatlere ulaşma” ve “düşünce ve kanaatleri açıklama, yayma” özgürlüklerini de kapsamaktadır. Ayrıca ifade tarzları, biçimleri ve araçları da bu özgürlük kapsamındadır.
İfade özgürlüğü; insan hakları hukuku belgelerinde ve anayasalarda, temel haklar ve ödevler kategorisinde, birinci kuşak haklar arasında yer almaktadır. Bu nedenle çoğulcu demokrasilerde ifade özgürlüğü; herkes için geçerli, özüne dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez bir hak ve yaşamsal önemde bir özgürlük niteliğindedir.
İfade özgürlüğü demokratik toplumların vazgeçilmez ana unsurlarından en önemlisidir. İfade özgürlüğü, Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası hukuk, Anayasamız, çeşitli yasalar, Yargıtay içtihatları ve AİHM kararları ile güvence altına alınmıştır.
AİHS'nin “İfade özgürlüğü” başlıklı 10. maddesinin 1. fıkrasına göre; “Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir”.
AİHM’ye göre ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun en önemli temellerinden olup, toplumsal ilerlemenin ve her kişinin gelişiminin başlıca koşullarından birini teşkil etmektedir. AİHS'nin 10. maddesinin 2. fıkrası saklı kalmak koşuluyla, ifade özgürlüğü, yalnızca iyi karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olduğu düşünülen değil, aynı zamanda kırıcı, hoş karşılanmayan ya da kaygı uyandıran “bilgiler” ya da “düşünceler” için de geçerlidir. Çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik bunu gerektirir ve bunlar olmaksızın “demokratik bir toplum” olamaz. (Handyside/Birleşik Krallık, 5493/72, 07.12.1976).
Yine AİHM’ne göre hükümete karşı eleştirinin sınırları, bir vatandaşa hatta bir politikacıya göre daha geniştir. Demokratik bir sistemde, Hükümetin eylemleri ve ihmalleri sadece yasama ve yargı makamlarının değil aynı zamanda basın ve kamuoyunun da yakın incelemesine tabi tutulmalıdır.(AİHM Castells/İspanya, Başvuru No: 11798/85, Para. 46)
Bir başka AİHM kararına göre; ifade özgürlüğünün, toplumsal ve bireysel işlevini yerine getirebilmesi için AİHM’nin de ifade özgürlüğüne ilişkin kararlarında sıkça belirttiği gibi yalnızca toplumun ve devletin olumlu, doğru ya da zararsız gördüğü haber ve düşüncelerin değil, devletin veya halkın bir bölümünün olumsuz ya da yanlış bulduğu, onları rahatsız eden haber ve düşüncelerin de serbestçe ifade edilebilmesi ve bireylerin bu ifadeler nedeniyle herhangi bir yaptırıma tabi tutulmayacağından emin olmaları gerekir. İfade özgürlüğü, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin temeli olup bu özgürlük olmaksızın demokratik toplumdan bahsedilemez (AİHM Handyside/Birleşik Krallık, Başvuru No: 5493/72, Para. 49).
Demokratik toplumların olmazsa olmazı düşünce ve ifade özgürlüğü, halkın haber alma özgürlüğünün, gerek uluslararası hukukta gerekse iç hukukta güvence altına alınması göz önüne alındığında TELE 1 logolu yayın kuruluşunda yer alan ve ifade özgürlüğünün sınırlandığı hakaret, aşağılama, tehdit ve küfrün yer almadığı programa yaptırım uygulanmasının hukuki olmadığı, muhalif basının susturulması gibi demokratik toplumlarda kabul edilemez bir karar olduğu görüşünde olduğum için katılmadım.

