İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 10.06.2022 tarih ve 589 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda "H HALK" logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 21,22.05.2022 tarihinde saat 21:00’da yayınlanan ve sunuculuğunu İnan Demirel’in yaptığı, CHP Adana Mv. Burhaneddin Bulut, Gazeteci İbrahim Kahveci, Gazeteci Mehveş Evin, Sol Parti PM. Üyesi Alper Taş ve Demokrat Parti Ordu Mv. Cemal Enginyurt’un konuk olarak katıldığı, “Asıl Mesele” isimli programda geçen diyaloglarda;
“Mahkemeye gidildiği zaman yani mahkemenin Sedat Peker dünya kadar iddia ifşa ortaya koyduğu da…- Pekala Sedat Peker… - Bugüne kadar neyi araştırıldı, hangi soruşturma açıldı?- Pekala Sedat Peker, Sedat Peker bu ifşaları yaparken her birimiz Sedat Peker için ne dedik? Aman ha oyuna gelmeyelim. Suç örgütü lideri birinin söylediklerini gider mahkemeye başvurursak, siz suç örgütü liderinin çünkü öyle bir İçişleri Bakanımız var ki çıkıyor suç örgütü lideri diyor. Ondan besleniyorlar diyor. Ya bu memlekette Süleyman Soylu'dan daha çok suç örgütü lideri ile beslenen adam yok ki ya.- Savcılık re’sen de araştırıyor canım.- Bu memlekette kokainci ile Süleyman Soylu'nun resmi var. Bu memlekette Bitcoin kaçakçısı ile Süleyman Soylu'nun resmi var.- Kendisi söylüyor 10.000 Dolar alan siyasetçi diye.- 10.000 Dolar alan siyasetçiyi biliyor, söylemiyor mahkemeye. Bir tane gazeteci, adını verip de şimdi meşhur etmeye gerek yok, 10 milyon Euro rüşvetle parayı Süleyman Soylu'ya vereceğiniz…- Meşhur zaten.- Meşhur zaten ha! 10 milyon Euro'yu oraya vereceğim diyor. Dolayısıyla bu memlekette esas ben buraya geleceğim filmin sonunda oraya geleceğim için Sadat dedim. Esas Süleyman Soylu'ya dikkat edelim, esas Süleyman Soylu'yu takip edelim, esas İçişleri Bakanlığının önüne gitmeye devam edelim. Bu ülkenin en tehlikeli provokatörü, bu ülkede en fazla kavga çıkaracak, kardeşi kardeşe kırdıracak adamın adı Süleyman Soylu’dur. Her gün bu ülkede bir partinin genel başkanına, bir diğer partinin genel başkanına hayvandan daha aşağı diyerek hakaret edip toplumu yeren bir adam. Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanına en ağır iddiaları, iftiraları atan bir adam. Meral Akşener'e en ağır sözleri söyleyen bir insan. Dolayısıyla bu memlekette Sadat'ı düşünmemize gerek yok. Bu memlekette katılıyorum devletin hakikaten sahibi olan, devlete inanan, devletini seven bir grup var ve emin olun onlar bu Süleyman Soylu'nun yaptıklarını biliyor. Bu memlekette yapılan birçok olayın arkasında Süleyman Soylu var. Süleyman Soylu cesareti varsa, herkesi tehdit ediyor, benimle çıksın o zaman televizyona. Hadi buyursun, istediği konuyu tartışalım. Süleyman Soylu'nun tek yaptığı şey var, insan tehdit ediyor, dövdürüyor, vurduruyor, kırdırıyor. Barış Atay'ı kim dövdü, kim dövdü Barış Atay’ı? Barış Atay’ı savunmak adına söylemiyorum. Ne fikrini beğenirim ne zikrini beğenirim ne tarzını beğenirim. Kim dövdü Barış Atay’ı?- TİP Milletvekili Barış Atay'ı söylüyorsunuz.- Ne oldu dövenler? Dolayısıyla bu memlekette, tekrar söylüyorum…Bunu bilgiyle mi söylüyorsunuz?- Bilgi ile söylüyorum.- Bilgi ile?- Bilgi ile söylüyorum. Bu memlekette esas tehlike Süleyman Soylu'dur. Sağa sola her önüne gelene tehdit gönderiyor, ayağını denk alsın diyor.” şeklinde " şeklindeki ifadeleri nedeniyle 6112 sayılı Yasanın 8. Maddesinin birinci paragrafı (ç) bendinde yer alan ; "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez.” hükmüne aykırı olduğu gerekçesiyle idari yaptırım uygulanmasına “oy çokluğuyla” karar verildi.
İfade özgürlüğü; çoğulcu ve anayasal demokrasilerin temel taşlarındandır. Farklı tanımlara yer verilmekle birlikte genel kabule göre, ifade özgürlüğü; insanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği fikir ve kanaatlerden dolayı kınanmaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte meşru yöntemlerle dışa vurabilme imkan ve serbestisidir. İfade özgürlüğü, sadece “düşünce ve kanaat sahibi olmayı” değil, “düşünce ve kanaatlere ulaşma” ve “düşünce ve kanaatleri açıklama, yayma” özgürlüklerini de kapsamaktadır. Ayrıca ifade tarzları, biçimleri ve araçları da bu özgürlük kapsamındadır.
İfade özgürlüğü demokratik toplumların vazgeçilmez ana unsurlarından en önemlisidir. İfade özgürlüğü, Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası hukuk, Anayasamız, çeşitli yasalar, Yargıtay içtihatları ve AİHM kararları ile güvence altına alınmıştır.
AİHM’ye göre ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun en önemli temellerinden olup, toplumsal ilerlemenin ve her kişinin gelişiminin başlıca koşullarından birini teşkil etmektedir. AİHS'nin 10. maddesinin 2. fıkrası saklı kalmak koşuluyla, ifade özgürlüğü, yalnızca iyi karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olduğu düşünülen değil, aynı zamanda kırıcı, hoş karşılanmayan ya da kaygı uyandıran “bilgiler” ya da “düşünceler” için de geçerlidir. Çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik bunu gerektirir ve bunlar olmaksızın “demokratik bir toplum” olamaz. (Handyside/Birleşik Krallık, 5493/72, 07.12.1976).
Yine AİHM’ne göre hükümete karşı eleştirinin sınırları, bir vatandaşa hatta bir politikacıya göre daha geniştir. Demokratik bir sistemde, Hükümetin eylemleri ve ihmalleri sadece yasama ve yargı makamlarının değil aynı zamanda basın ve kamuoyunun da yakın incelemesine tabi tutulmalıdır.(AİHM Castells/İspanya, Başvuru No: 11798/85, Para. 46)
Bir başka AİHM kararına göre; ifade özgürlüğünün, toplumsal ve bireysel işlevini yerine getirebilmesi için AİHM’nin de ifade özgürlüğüne ilişkin kararlarında sıkça belirttiği gibi yalnızca toplumun ve devletin olumlu, doğru ya da zararsız gördüğü haber ve düşüncelerin değil, devletin veya halkın bir bölümünün olumsuz ya da yanlış bulduğu, onları rahatsız eden haber ve düşüncelerin de serbestçe ifade edilebilmesi ve bireylerin bu ifadeler nedeniyle herhangi bir yaptırıma tabi tutulmayacağından emin olmaları gerekir. İfade özgürlüğü, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin temeli olup bu özgürlük olmaksızın demokratik toplumdan bahsedilemez (AİHM Handyside/Birleşik Krallık, Başvuru No: 5493/72, Para. 49).
Öte yandan; “Editoryal sorumluluk” çerçevesinde 6112 sayılı Kanunun 6. maddesinin 4. fıkrasını kusursuz/objektif sorumluluk olarak anlayıp, televizyon canlı yayınlarında televizyonu temsil etmeyen, yayını idare eden moderatörün dışında, moderatörün sevk ve idaresinin dışında, herhangi bir tahriki, teşviki veya yönlendirmesi olmaksızın, yayına katılan bir konuğun söylediği sözler ve icra ettiği hukuka aykırı fiilden dolayı televizyonun sahibini ve temsilcilerini sorumlu tutmak, özellikle Ceza Hukuku ve İdari Ceza Hukuku yaptırımlarını sübjektif/kusur sorumluluğu aramaksızın tatbik etmek, Anayasa 38/7 maddesine, TCK 20.maddesine ve Kabahatler Kanunu 8. maddesine açıkça aykırıdır.
Demokratik toplumların olmazsa olmazı düşünce ve ifade özgürlüğü, halkın haber alma özgürlüğünün, gerek uluslararası hukukta gerekse iç hukukta güvence altına alınması göz önüne alındığında H HALK logolu yayın kuruluşunda yer alan ve ifade özgürlüğünün sınırlandığı hakaret, aşağılama, tehdit ve küfrün yer almadığı programa yaptırım uygulanmasının hukuki olmadığı, muhalif basının susturulması gibi demokratik toplumlarda kabul edilemez bir karar olduğu görüşünde olduğum için katılmadım

