İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 13.06.2022 tarih ve 692 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda "KRT" logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 04.05.2022 tarihinde saat 20:59’da yayınlanan ve moderatörlüğünü Bengü Şap Babaeker’in yaptığı, Bahadır Özgür, Mustafa Hoş, Hakkı Özdal ile Ayşen Şahin’in konuk olarak katıldığı "Olağan İşler" isimli programda geçen diyaloglarda;
“Sedat Peker'in internet ortamında yayınladığı videoların konuşulduğu bölümde ‘ilişki ağı’ olarak adlandırılan ve bazı kişiler ile olayların bağlantılarını ortaya koyduğu söylenen bir görselin ekrana getirilerek söz konusu görselin merkezinde yer alan 3 isimden birinin Süleyman Soylu olduğu ve Süleyman Soylu’nun “Kayıt Dışı Silahlar”, “Uyuşturucu”, “10.000 Dolar”, “Peker’e Polis Koruması”, “SBK’nın Yurtdışına Çıkışı”, “Hakan Çalışkan’ın İntiharı” gibi başlıklarla direkt olarak bağlantılı gösterildiği ve Süleyman Soylu’nun yine aynı görselde yer alan “Kara Para” başlığı ve bazı cinayetlerle ilişkilendirilen isimlerle de bağlantısının olduğu iddia edildiği, ilgili görsele ekranda yaklaşık 17 dakika yer verilerek bazı anlarda Süleyman Soylu'nun adı ve fotoğrafının net olarak ekrana getirilerek; “İntiharına İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Üst Düzey Emniyet yetkililerinin sebep olduğu söylenen Hakan Çalışkan'ın dosyası, ifşaların ardından neden apar topar kapatıldı?-Sezgin Baran Korkmaz denilen bir figür ile karşılaştık ve bunun etrafındaki bir ilişki ağıyla da Türkiye tanışmış oldu. Sezgin Baran Korkmaz işindeki en önemli şey neydi? Süleyman Soylu'nun İçişleri Bakanı olduğu dönemde İçişleri Bakanlığı'nda Sezgin Baran Korkmaz'a ülkeyi terk etmesi çağrısı yapıldığı ve "Türkiye'den kaç." dendiği söylendi…-Nisanda gel-Evet. Sedat Peker bunun için saat verdi. Kimlerle görüşüldüğünü söyledi ve bu görüşme şuana kadar bütün detaylarıyla, unsurlarıyla yalanlanmadı-"4 Aralık" dedi, "İçişleri Bakanlığı" dedi, "HTS kayıtlarına bakılsın" dedi. Bakılmadı-Kimlerle görüşüldüğünü söyledi. O Sezgin Baran Korkmaz'ın yurt dışına çıkışıyla birlikte Sezgin Baran Korkmaz'ın etrafındaki ilişkiler ağı da ortaya çıktı-Oradaki en kritik isim, Paramount Hotel'de, Cihan Ekşioğlu denilen bir isimle de karşı karşıya geldik. Cihan Ekşioğlu aynı zamanda savunma sanayinde şirketleri olan, orayla bir iş yapan bir iş adamı olarak görüldü. Sedat Peker'e göre Süleyman Soylu'nun manevi oğlu ve birçok ilişkinin odak noktasındaki isimdi. Bize bir şeyi daha hatırlattı Cihan Ekşioğlu'yla birlikte. Türkiye'nin hukuk sistemine büyük yara aldıran, "Fetö Borsası" denilen, yani parayla birtakım insanların davalardan yırtmasını sağlayan bir organizasyon kurulduğunu, bu organizasyonun ana odak noktasında da Cihan Ekşioğlu'nun olduğu söylenmişti-Ve Soylu'nun kuzeni vardı sanırım-Sonra ifşalara başladığında Süleyman Soylu üzerine yoğunlaştı ve Süleyman Soylu'nun Berat Albayrak'a düşman ettiğini kendisini söyledi. Ve orada kendisinin Türkiye'ye dönüş bileti olarak da Süleyman Soylu'yu gösterdi. Bu iddialar önemlidir, bir İçişleri Bakanı'ndan söz ediyoruz. Ve bunu şunun için söyledi "Nisanda Türkiye'ye dönecektim, dönüş biletimdi." dedi. Dönüş bileti dediği Süleyman Soylu'nun bütün bu ağın içerisindeki ticari ilişkileri, kendi şirketine ilişkin açıklamalarıyla birlikte Süleyman Soylu'yu şuraya koydu, Tayyip Erdoğan'ı yıkmaya çalışan, onun yerine Cumhurbaşkanı olmaya çalışan birisinin güç ilişkileri olarak anlattı" şeklindeki ifadeleri nedeniyle 6112 sayılı Yasanın 8. Maddesinin birinci paragrafı (ç) bendinde yer alan ; "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez.” hükmüne aykırı olduğu gerekçesiyle idari yaptırım uygulanmasına “oy çokluğuyla” karar verildi.
İfade özgürlüğü; çoğulcu ve anayasal demokrasilerin temel taşlarındandır. Farklı tanımlara yer verilmekle birlikte genel kabule göre, ifade özgürlüğü; insanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği fikir ve kanaatlerden dolayı kınanmaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte meşru yöntemlerle dışa vurabilme imkan ve serbestisidir. İfade özgürlüğü, sadece “düşünce ve kanaat sahibi olmayı” değil, “düşünce ve kanaatlere ulaşma” ve “düşünce ve kanaatleri açıklama, yayma” özgürlüklerini de kapsamaktadır. Ayrıca ifade tarzları, biçimleri ve araçları da bu özgürlük kapsamındadır.
İfade özgürlüğü demokratik toplumların vazgeçilmez ana unsurlarından en önemlisidir. İfade özgürlüğü, Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası hukuk, Anayasamız, çeşitli yasalar, Yargıtay içtihatları ve AİHM kararları ile güvence altına alınmıştır.
AİHM’ye göre ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun en önemli temellerinden olup, toplumsal ilerlemenin ve her kişinin gelişiminin başlıca koşullarından birini teşkil etmektedir. AİHS'nin 10. maddesinin 2. fıkrası saklı kalmak koşuluyla, ifade özgürlüğü, yalnızca iyi karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olduğu düşünülen değil, aynı zamanda kırıcı, hoş karşılanmayan ya da kaygı uyandıran “bilgiler” ya da “düşünceler” için de geçerlidir. Çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik bunu gerektirir ve bunlar olmaksızın “demokratik bir toplum” olamaz. (Handyside/Birleşik Krallık, 5493/72, 07.12.1976).
Yine AİHM’ne göre hükümete karşı eleştirinin sınırları, bir vatandaşa hatta bir politikacıya göre daha geniştir. Demokratik bir sistemde, Hükümetin eylemleri ve ihmalleri sadece yasama ve yargı makamlarının değil aynı zamanda basın ve kamuoyunun da yakın incelemesine tabi tutulmalıdır.(AİHM Castells/İspanya, Başvuru No: 11798/85, Para. 46)
Bir başka AİHM kararına göre; ifade özgürlüğünün, toplumsal ve bireysel işlevini yerine getirebilmesi için AİHM’nin de ifade özgürlüğüne ilişkin kararlarında sıkça belirttiği gibi yalnızca toplumun ve devletin olumlu, doğru ya da zararsız gördüğü haber ve düşüncelerin değil, devletin veya halkın bir bölümünün olumsuz ya da yanlış bulduğu, onları rahatsız eden haber ve düşüncelerin de serbestçe ifade edilebilmesi ve bireylerin bu ifadeler nedeniyle herhangi bir yaptırıma tabi tutulmayacağından emin olmaları gerekir. İfade özgürlüğü, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin temeli olup bu özgürlük olmaksızın demokratik toplumdan bahsedilemez (AİHM Handyside/Birleşik Krallık, Başvuru No: 5493/72, Para. 49).
Demokratik toplumların olmazsa olmazı düşünce ve ifade özgürlüğü, halkın haber alma özgürlüğünün, gerek uluslararası hukukta gerekse iç hukukta güvence altına alınması göz önüne alındığında TELE 1 logolu yayın kuruluşunda yer alan ve ifade özgürlüğünün sınırlandığı hakaret, aşağılama, tehdit ve küfrün yer almadığı programa yaptırım uygulanmasının hukuki olmadığı, muhalif basının susturulması gibi demokratik toplumlarda kabul edilemez bir karar olduğu görüşünde olduğum için katılmadım.

