İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 13.09.2022 tarih ve 1390 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda "H HALK" logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 03.08.2022 tarihinde saat 11:00’da yayınlanan ve sunuculuğunu Ayşenur Arslan’ın yaptığı, "Medya Mahallesi" isimli programda geçen diyaloglarda;
“(...) Bakın Soylu geçenlerde aranıyor demiştim. Hatırlıyor musunuz başka bir vesile ile? (İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun üzerinde “ARANIYOR!” ifadesi yazılı siyah beyaz bir fotoğrafı ekrana getirilmiştir.) Hakikaten biz Soylu’yu sürekli böyle kameraların karşısında, işte en büyük işte kahraman pozu ile mi göreceğiz? Nerede Soylu? Susmaya devam edecek mi? Yahu bir adam önüne geleni tehdit ediyor. ..- Ya da şu var Ayşenur, hakikaten bilinçli olarak yol veriyorlar belki de. Bununla gündem değiştiriyorlar, bununla tehdit ediyorlar, bununla insanları sindiriyorlar, susturmaya çalışıyorlar. ..- Bırakın bunları konuşsunlar diyorlar, dana dili atsın da dana dilini konuşsunlar diyorlar. ...- Şimdi bakın, Süleyman Soylu’ya çağrıda bulunuyoruz ya. Süleyman Soylu Beyefendi zannetmeyin ki yağmur yağdığında ayağınıza çizmeleri çekip de bir yere gittiğinizde ve A Haber işte bilmem ne haber filan haber kanalı sizi böyle ah vermelere doyamadığında hakikaten görevinizi yapmış oluyorsunuz. ...- (İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun üzerinde “ARANIYOR!” ifadesi yazılı siyah beyaz bir fotoğrafı ekrana getirilmiştir.) Ya… Burada diyor bir şey söylersem diyor, terörist falan derler beni göz altına alırlar diyor. Ama işte o tehdit eden kişi göz altına alındı bırakıldı diyoruz, hayır göz altına bile alınmamış anlaşıldığı kadarıyla ifadeye davet edilmiş. Sabahın altısında, yedisinde evi basılan eski generaller, gazeteciler falan dururken. Herkes her şeyin farkında. Şimdi mesela Sezgin Baran Korkmaz nasıl kaçtı, yurt dışına. Neler yaşandı? İçişleri Bakanlığına gidip neredeyse bir orada kalıp, sonra hemen birdenbire yurt dışına çıkışı bir tesadüf müydü? Mesela Levent Göktaş son dönemin en çok konuşulan aslında bence yeterince konuşulmayan ismi. Bir takım onunda bağlantılı isimleri sabahın altısında operasyon yapılıyor, Levent Göktaş’ın evine yedi otuzda gidiliyor. Çoktan kaçmış ve yok, yok. Adil Öksüz gibi yok, Zekeriya Öz’ün kaçtığı gibi yok, işte yok. Bunların hepsine susacak, ben her ay Peker’den 10.000 Dolar alan siyasetçiyi açıklayım mı diyecek, açıklamayacak. Biz geçi onun kim olduğunu da öğreneceğiz. - Şimdi böyle bir İçişleri Bakanından söz ediyoruz. (İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun üzerinde “ARANIYOR!” ifadesi yazılı siyah beyaz bir fotoğrafı ekrana getirilmiştir.) O sigorta poliçeleri basıldıkça böyle gözleri ışıldayan Nebati gibi onun da böyle heyecanlar gark olan birisinden söz ediyoruz.- Keşke sigortacı kalsaymış. - Valla bilmiyorum. Arıyoruz kendisini çok arıyoruz. Umarız ortaya çıkar da bütün bunlara cevap verir. Belki de hatta bana kızar. Olur ya. Kızsın valla kızmasına da razıyım bir şeyler söylesin de...” şeklindeki ifadeler nedeniyle 6112 sayılı Yasanın 8. Maddesinin birinci paragrafı (ç) bendinde yer alan ".., kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." hükmüne aykırı olduğu gerekçesiyle idari yaptırım uygulanmasına “oy çokluğuyla” karar verildi.
İfade özgürlüğü; çoğulcu ve anayasal demokrasilerin temel taşlarındandır. Farklı tanımlara yer verilmekle birlikte genel kabule göre, ifade özgürlüğü; insanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği fikir ve kanaatlerden dolayı kınanmaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte meşru yöntemlerle dışa vurabilme imkan ve serbestisidir. İfade özgürlüğü, sadece “düşünce ve kanaat sahibi olmayı” değil, “düşünce ve kanaatlere ulaşma” ve “düşünce ve kanaatleri açıklama, yayma” özgürlüklerini de kapsamaktadır. Ayrıca ifade tarzları, biçimleri ve araçları da bu özgürlük kapsamındadır.
İfade özgürlüğü demokratik toplumların vazgeçilmez ana unsurlarından en önemlisidir. İfade özgürlüğü, Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası hukuk, Anayasamız, çeşitli yasalar, Yargıtay içtihatları ve AİHM kararları ile güvence altına alınmıştır.
AİHM’ye göre ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun en önemli temellerinden olup, toplumsal ilerlemenin ve her kişinin gelişiminin başlıca koşullarından birini teşkil etmektedir. AİHS'nin 10. maddesinin 2. fıkrası saklı kalmak koşuluyla, ifade özgürlüğü, yalnızca iyi karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olduğu düşünülen değil, aynı zamanda kırıcı, hoş karşılanmayan ya da kaygı uyandıran “bilgiler” ya da “düşünceler” için de geçerlidir. Çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik bunu gerektirir ve bunlar olmaksızın “demokratik bir toplum” olamaz. (Handyside/Birleşik Krallık, 5493/72, 07.12.1976).
Yine AİHM’ne göre hükümete karşı eleştirinin sınırları, bir vatandaşa hatta bir politikacıya göre daha geniştir. Demokratik bir sistemde, Hükümetin eylemleri ve ihmalleri sadece yasama ve yargı makamlarının değil aynı zamanda basın ve kamuoyunun da yakın incelemesine tabi tutulmalıdır.(AİHM Castells/İspanya, Başvuru No: 11798/85, Para. 46)
Bir başka AİHM kararına göre; ifade özgürlüğünün, toplumsal ve bireysel işlevini yerine getirebilmesi için AİHM’nin de ifade özgürlüğüne ilişkin kararlarında sıkça belirttiği gibi yalnızca toplumun ve devletin olumlu, doğru ya da zararsız gördüğü haber ve düşüncelerin değil, devletin veya halkın bir bölümünün olumsuz ya da yanlış bulduğu, onları rahatsız eden haber ve düşüncelerin de serbestçe ifade edilebilmesi ve bireylerin bu ifadeler nedeniyle herhangi bir yaptırıma tabi tutulmayacağından emin olmaları gerekir. İfade özgürlüğü, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin temeli olup bu özgürlük olmaksızın demokratik toplumdan bahsedilemez (AİHM Handyside/Birleşik Krallık, Başvuru No: 5493/72, Para. 49).
Demokratik toplumların olmazsa olmazı düşünce ve ifade özgürlüğü, halkın haber alma özgürlüğünün, gerek uluslararası hukukta gerekse iç hukukta güvence altına alınması göz önüne alındığında H HALK logolu yayın kuruluşunda yer alan ve ifade özgürlüğünün sınırlandığı hakaret, aşağılama, tehdit ve küfrün yer almadığı programa yaptırım uygulanmasının hukuki olmadığı görüşünde olduğum için katılmadım.

