İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 19.12.2022 tarih ve 1880 sayılı yazısına konu h halk logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 21.11.2022 tarihinde saat 11:00’da yayınlanan “Medya Mahallesi” isimli program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
h halk logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluş tarafından 21.11.2022 tarihinde saat 11:00’da canlı olarak yayınlanan sunuculuğunu Ayşenur Arslan’ın yaptığı, Hakan Çelenk’in konuk olarak katıldığı, "Medya Mahallesi" isimli programda, PKK terör örgütünce Karkamış’a gerçekleştirilen roketli terör saldırına ilişkin olarak, program sunucusu tarafından; “Şimdi mesela buna işte harekata misilleme olarak PKK terörü diyebiliriz muhtemelen... Yani gene muhtemelen kaydıyla söylüyoruz ama şunu cinayet dedektifleri de siyasetçiler de bizler de hep bu kayıtla bakar ve söyleriz. Katilin, motif denir hatta ona. Motivasyonu ne? Amacı ne? Yani eğer o motivasyonu bulursanız katile ulaşırsınız. Hem delilden ulaşırsınız hem de motivasyonu belirlerseniz. Şimdi durduk yerde böyle bir saldırı beklenmezdi ama şimdi diyebilirim ki ben bu harekattan sonra bir misilleme amacıyla ve öldürmek niyetiyle, evet senin de dediğin gibi PKK teröründen bahsedilebilir duruma gelmiş belli ki.” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Demokrasinin en temel önceliklerinden biri halkın haber alma özgürlüğü olduğundan demokratik rejimlerde medya, kamuoyu oluşumunda hayati öneme sahip bir aktördür. Öyle ki medyanın yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü güç olduğu çoğu otorite tarafından kabul edilmektedir. Basın, yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü kuvvettir. Medyanın dördüncü güç rolüne ilişkin klasik değerlendirme, hükûmet hakkında enformasyon toplayan ve tüm yurttaşlara hükûmet hakkında enformasyon dağıtan bağımsız medyanın, bir denge unsuru ve hayati önem taşıyan bir kontrol mekanizması olarak hizmet ettiği yönündedir. Bu açıdan bakıldığında medyanın gücü ne kadar fazlaysa medya mensuplarının sorumluluğu da o ölçüde artacaktır. Medya hizmet sağlayıcılar, yayın hizmetlerini kamusal sorumluluk anlayışıyla kanunlarda yer alan hükümlere ve Basın Meslek İlkelerine uygun olarak sunmalıdır.
Medya gündelik hayatta edindiğimiz izlenimlerimizden çok daha etkili bir biçimde algımızı şekillendirir. Sahip olduğumuz birçok fikir ya da ön yargı kişisel deneyimlerimizden ziyade görsel ya da yazılı medyadan edindiğimiz bilgiler çerçevesinde oluşmaktadır. İhlale konu programda, taraflı kişisel görüşlerle, kamuoyunda kanaat oluşturarak, tüm ülkeyi derinden sarsan bir terör saldırısı üzerinden toplumu yanlış yönlendirebilecek ve farklı değerlendirmeye sebebiyet verecek nitelikte yayın yapıldığı görülmüştür.
Medya hizmet sağlayıcıların imzalayarak uymayı taahhüt ettikleri "Görsel-İşitsel Yayıncılık Etik İlkeleri"nin 15. maddesinde; "Savaş, terör amaçlı saldırı, doğal afet ve benzeri olağanüstü durumların ortaya çıkardığı kriz zamanlarında sağduyulu ve sorumlu davranmak; toplumda korku ve infial oluşturabilecek yayınlardan kaçınmak" ilkesi kriz zamanlarında yayıncılara nasıl bir yayıncılık anlayışı sergilemeleri gerektiğini hatırlatmaktadır.
Bilindiği gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin terörle mücadelesi geniş bir alanda sürmektedir. Devletin özellikle terörle mücadele eden kurumları teröristlerle, terör örgütleri ve de terörizmle mücadele etmek yükümlülüğü altındadır. Bu nedenle televizyon vasıtasıyla terör örgütünün korkutucu ve yıldırıcı özellikleri yansıtılmamalı, terör eyleminin mağdurları terörün amaçlarına hizmet eder şekilde sunulmamalıdır. İletişimde geniş bir kitleye ulaşılmasına aracılık eden televizyon yoluyla terör olayları hakkında yapılan yorumlarda kullanılan ifadeler, temel düzeyde tüm ülkeyi ilgilendirmektedir. Dolayısıyla terör kaynaklı güvenlik sorunu hem ahlaki hem de hukuki düzeyde yayıncının sorumluluğunu ortaya çıkarmaktadır. Öte yandan her türlü terör eylemi, bölgesel zararların yanında, toplumsal açıdan psikolojik zararları da hedeflemektedir. Bu amaç doğrultusunda medya aracılığıyla geniş kitleler üzerinde korku ve endişe yayan terör örgütleri, medyanın yaygın kullanımını avantajlarına çevirebilmektedir. Nihayetinde medya, daha çok izlenme arzusunu toplumun çıkarlarının önüne alarak terör örgütlerinin stratejik amacına yani medya yoluyla mesajlarının iletilmesine aracılık etmektedir. Burada 'sembolik' olarak gerçekleştirilen her bir terör eyleminin genel anlamda medyada yer bulduğu oran nispetinde hem yurt çapında hem de yurt dışında adını duyurma imkanı yakaladığı açıktır.
Diğer taraftan Terör eylemleri toplumun genelini ilgilendirmekte ve kişiler arasında ayrım yapmadan mağduriyetler doğurmaktadır. Bu sebeple terörle mücadele, farklı görüş ve düşüncelerden muaf tutulması gereken dolayısıyla yorum ve değerlendirmenin kamu yararı ve ilgili yasalar gereği sınırlı olduğu bir alandır.
21.11.2022 tarihinde Gaziantep Karkamış ilçesinde terör örgütü YPG/PKK mensuplarınca Suriye'nin kuzeyinden 5 roket atılmış, saldırıda 5 yaşında bir çocuk ve bir öğretmen hayatını kaybetmiştir. İlgili tüm kurumların saldırı ve saldırının uzantılarıyla ilgili çalışmaları devam ederken yayıncı kuruluşlar kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla yaşananları aktarma hakkına sahiptir. Ancak söz konusu yayında sunucunun bilgi aktarma amacının ötesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suriye'nin kuzeyinde yürüttüğü terör operasyonlarının PKK terör örgütünün gerçekleştirdiği bu saldırının sebebi olduğunu düşündürtecek türden ifadelerle terör faaliyetini gerekçelendirmesinin, bağımsız devletlerin ülke bütünlüğünü koruma ve savunma hakkı olduğu gerçeği göz ardı edilerek terör örgütlerine karşı yürütülen operasyonların bu türden sonuçları olacağı mesajıyla toplumda yaratılması muhtemel korku umursanmadan dile getirildiği düşünülmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu programda, program sunucusu tarafından sarf edilen "Şimdi mesela buna işte harekata misilleme olarak PKK terörü diyebiliriz muhtemelen... Yani gene muhtemelen kaydıyla söylüyoruz ama şunu cinayet dedektifleri de siyasetçiler de bizler de hep bu kayıtla bakar ve söyleriz. Katilin motif denir hatta ona. Motivasyonu ne? Amacı ne? Yani eğer o motivasyonu bulursanız katile ulaşırsınız. Hem delilden ulaşırsınız hem de motivasyonu belirlerseniz. Şimdi durduk yerde böyle bir saldırı beklenmezdi ama şimdi diyebilirim ki ben bu harekattan sonra bir misilleme amacıyla ve öldürmek niyetiyle, evet senin de dediğin gibi PKK teröründen bahsedilebilir duruma gelmiş belli ki." şeklinde ifadelerle, gerçekleştirilen saldırının Türk Silahlı Kuvvetlerince yürütülen harekatlarla ilgili olduğundan bahsedilerek terör saldırısının gerekçelendirilmeye çalışıldığı, “muhtemelen” ifadesinin sıklıkla kullanılarak varsayımlar üretildiği, mezkur hain terör eyleminin sunucunun kendisini yetkili ve sorumlu bir pozisyonda konumlandırarak çeşitli sorular yöneltmesi ve nihayetinde buna dair cevaplar ortaya koymasıyla 'anlaşılabilir' kılmaya çalışıldığı, söz konusu yorumların, genel hatlarıyla Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Devlet otoritesini zaafa uğratmak, Devletin iç ve dış güvenliği ve kamu düzenini bozmak şeklinde tanımlanan terörle mücadele ilkeleriyle bağdaşmadığı, dolayısıyla yayın kuruluşunun terörün karanlık ve korkutucu düzeydeki propagandasına aracı olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan; "Terörü övemez ve teşvik edemez, terör örgütlerini güçlü veya haklı gösteremez, terör örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerini yansıtıcı nitelikte olamaz." ilkesinin ihlali nedeniyle;
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bu Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş) ve (t) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz. Ayrıca, idarî tedbir olarak, ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına, isteğe bağlı yayın hizmetlerinde ihlale konu programın katalogdan çıkarılmasına karar verilir. İhlalin mahiyeti göz önünde bulundurularak, bu fıkra hükümlerine göre idarî para cezası ile birlikte idarî tedbire karar verilebileceği gibi, sadece idarî para cezasına veya tedbire de karar verilebilir.” hükmü uyarınca, idari para cezası ve program yayını durdurma idari tedbirinin uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ekim 2022 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 7.333.322,27 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde üç oranı (%3) 220.000,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) İdarî tedbir olarak, ihlale konu PROGRAM YAYINININ TAKDİREN 3 (ÜÇ) KEZ DURDURULMASINA, bu idari tedbirin uygulanma zamanın kuruluşa yapılacak tebligatta bildirilmesine,
c) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan; “… Yükümlülük veya yasağa aykırılık dolayısıyla idarî tedbir olarak programın yayınının durdurulması kararının verilmesi halinde, yaptırım uygulanmasına sebebiyet veren fiilin işlenmesinden dolayı sorumluluğu olan programın yapımcısı veya varsa sunucusu, yayının durdurulduğu süre zarfında, aynı veya farklı medya hizmet sağlayıcı kuruluşta hiçbir ad altında başka bir program yapamaz veya sunamaz.” hükmü uyarınca, işlem yapılması hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
d) İdari tedbir uygulanması sonucu yayını durdurulan programın yerine, Üst Kurulca gönderilen programların, programın başında; “Bu program, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun 21.12.2022 tarih ve 2022/50 sayılı toplantısında alınan 16 No’lu kararı uyarınca, kuruluşumuzun 21.11.2022 tarihinde saat 11:00’da yayınladığı "Medya Mahallesi" isimli program yayınında, 6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan, yayın hizmetleri ‘Terörü övemez ve teşvik edemez, terör örgütlerini güçlü veya haklı gösteremez, terör örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerini yansıtıcı nitelikte olamaz.’ ilkesinin ihlali nedeniyle idari tedbir uygulanması sonucu yayını durdurulan program yerine yayınlanmaktadır.” metninin anlaşılır şekilde okunarak DVD/CD’de yer aldığı şekliyle ticari iletişim yayını içermeksizin yayınlanmasına, ayrıca anılan metnin program yayını süresince ekranın altında akar yazı ile verilmesine,
e) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentlerindeki ilkelerle dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapılmasını müteakip verilecek yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının on güne kadar durdurulmasına; ikinci tekrarı halinde ise, yayın lisansının iptaline karar verilir. … Programlarının yayını veya yayınları süreli durdurulan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yaptırım kararının tebliğine rağmen kararın gereklerine aykırı olarak yayınlarına devam etmesi halinde yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ve İlhan TAŞCI’nın karşı oyları ve oyçokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 21.12.2022 tarih ve 2022/50 sayılı toplantısında alınan 16 No’lu karara karşı oy yazısı.
İlhan TAŞCI Şerhidir.


