İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 09.01.2023 tarih ve 24 sayılı yazısına konu h halk logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 23.12.2022 tarihinde saat 11:00’da yayınladığı "Medya Mahallesi" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere; h halk logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 23.12.2022 tarihinde saat 11:00’da yayınlanan, sunuculuğunu Ayşenur Arslan’ın yaptığı, Gazeteci Emin Çapa’nın konuk olarak katıldığı gündemle ilgili çeşitli siyasi ve sosyal meselelerin konuşulduğu, "Medya Mahallesi" adlı programda, program sunucusu ile konuğu arasında geçen diyaloglarda; “Şimdi dün Ahmet Hakan paylaşmıştı. Tam beni arayacakmış, tam üzüntülerini bildirecekmiş ki "Bir arayayım bakayım ya bi niye böyle yaptın diye RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin'i arayayım bi önce" demiş. "Nasıl böyle saçmalık yaparsın" diyecekmiş. O da demiş ki "Yahu yok böyle bir şey" demiş "Yalan, iftira, dezenformasyon" falan demiş. Şimdi hanımefendiler beyefendiler, yakında bu cezanın gerekçesini açıklarlar. Gerçekten de cezada mimik falan yok imiş. Duyduğumuz kadarıyla. Hani kulislerde konuşuluyor ya. Şunun özellikle altını çizeyim. Ben ne İlhan Taşçı'yla konuştum bu mevzuyu ne de Okan Konuralp'le konuştum. İkisiyle de konuşmadım. Kesinlikle konuşmadım ama biz gazeteciler bir yerlerden duyarız elbette. Fakat şimdi bir şey duyunca sosyal medyadan yayınlamıştı İlhan Taşçı. Ebubekir Şahin "Yok öyle bir şey. Nereden çıkıyor?" dediğinde demişti ki "Müzakerelerin, tutanaklarını yayınlayalım mı? Ey Ebubekir Şahin" demişti. Allah Allah demiştim ben de o zaman. Gerekçe de yok onun için ona dayanarak RTÜK Başkanı "yalan bu dezenformasyon" diyor ama İlhan Taşçı da müzakere kayıtlarını kuruldaki gündeme getirdiğine göre o müzakerelerde.- Ona yanıt vermedi bu arada. Yayınlayalım kayıtları demedi mesela.- Demedi. Acaba burada bir şey mi var diye, gerçekten yemin etmekten falan hoşlanmam. Eğer bunca yıldır izliyorsanız samimiyetime güveniyorsanız, İlhan Taşçı'yı da Okan Konuralp'i de aramadım bunun için. Fakat aklıma bir kurt düştü. Biraz... Dediğim gibi biz gazeteciyiz. Kulağı delik olanlar Ankara'sı İstanbul'u şu bu. Şunu öğrendim. Benimle ilgili o programdaki bir an izletilirken videodan demiş ki birileri orada "Yahu" demiş "Bunda nasıl bir suç olabilir?" - Terörü nasıl övüyor demiş?- Ha evet sen de duydun değil mi olayı? "Terörü nasıl övüyor burada? Ne var bunda?" demişler. Sonrasında Ebubekir Şahin'den benim duyduğum... Sen de öyle mi duydun? Ebubekir Şahin demiş ki tırnak işareti yaparak "Mimiklere bakın. Mimiklerde övgü" demiş. Şimdi gerçekten mimik konuşulmuş ve ceza benim mimiklerim yüzünden verilmiş. Ne diyeceğimi bilemiyorum.- (Yüzüne bir maske takarak): Ben hazırlıklı geldim senin için bir şey getirdim. Mimiklerimiz anlaşılmasın diye artık yayına böyle çıkacağız sayın seyirciler. Gördüğünüz gibi mimik yok. Ceza yok. Sayın RTÜK Başkanı böyle konuşacağız artık.- Sesini de kontrol et hayatım. - O ses mimiği mi? Sayın RTÜK Başkanı. Mimik yok. Farkındaysanız hiç mimik yapmıyoruz. Mimik yok sayın RTÜK Başkanı. Ülkede adaletsizlik var haksızlık var. Haksızlık var ülkede adaletsizlik var ama biz hiç itiraz etmiyoruz ve mimik yapmıyoruz Sayın RTÜK Başkanı. Bizde salağız, ahmağız. Bilmiyoruz ve duymuyoruz. Ülkedeki tek akıllılar sizlersiniz. Biz hiç. Sıfır sıfır zeka.” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Demokrasinin en temel önceliklerinden biri halkın haber alma özgürlüğü olduğundan demokratik rejimlerde medya, kamuoyu oluşumunda hayati öneme sahip bir aktördür. Öyle ki medyanın yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü güç olduğu çoğu otorite tarafından kabul edilmektedir. Basın, yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü kuvvettir Medyanın dördüncü güç rolüne ilişkin klasik değerlendirme, hükûmet hakkında enformasyon toplayan ve tüm yurttaşlara hükûmet hakkında enformasyon dağıtan bağımsız medyanın, bir denge unsuru ve hayati önem taşıyan bir kontrol mekanizması olarak hizmet ettiği yönündedir. Dolayısıyla kamuoyunun böylesi durumlarda her türlü malumatı doğru kabul edebileceği düşünülmeden, araştırılmadan, doğruluğu ispatlanmadan yapılacak haber sunumunun kriz zamanlarında olması gereken sağduyu ortamına zarar vermesi kaçınılmazdır.
Görevlerinden biri de halkı bilgilendirmek olan yayın kuruluşlarının programlarında eleştirilere yer vermesi son derece doğaldır. Medya mensuplarının görüşlerini herhangi bir baskı altında kalmadan açık bir şekilde ifade etmesi, birtakım kişi veya kuruluşları eleştirmesi ve onların gerçekleştirdikleri eylemler hakkında kamuoyunu bilgilendirmesi basın özgürlüğü anlamında son derece önemlidir. Ancak şüphesiz bu hak, sınırsız ve kontrolsüz bir eleştiriyi beraberinde getirmemeli, yasa ve ahlak kuralları içerisinde çizilen bazı sınırlar yardımıyla kamuoyunun doğru ve objektif bir şekilde bilgilendirilmesine katkı sağlamak amacıyla kullanılmalıdır. Ayrıca kişi, kurum ve kuruluşların haklarının da gözetilmesi gerekmektedir. Yayıncılığın kamusal bir sorumluluk olduğu gerçeğinden yola çıkarak gazetecilik olanakları içerisinde üretilen haberlerin tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas alması beklenmektedir.
Haber aktarımında doğruluk ve gerçeklik haberciler açısından hem hukuki hem de ahlaki zorunluluktur. Gerçek olmayan haber ve duyurular, mesleki etik değerlere ters düşen durumlardandır. Medya kuruluşlarının kamuoyunu aydınlatma, bilgilendirme görevi bilhassa kriz durumlarında hassasiyetle ve sorumlulukla ele alınmalıdır. Bir yayın sırasında yayına konu olan net ve doğru bilgilere erişim izleyici kitle nezdinde çok önemlidir. Kesinlikten uzak bilgilerle yapılan haberler, habere ve haberciye karşı güven kaybına neden olmaktadır. Haber unsurlarından ve ögelerinden en önemlisi doğruluk ve gerçekliktir. Bir program yayınlanmadan önce teknik hazırlık, stüdyo içerik hazırlığı vb. birçok ön denetimden geçmektedir. Yayın kuruluşları tarafından tüm kamuoyunu ilgilendiren böylesine hassas haber ya da yorumların meslek ilkeleri uyarınca teyit edilmeksizin yayınlanmaması gerekir.
Bu açıdan bakıldığında medyanın gücü ne kadar fazlaysa medya mensuplarının sorumluluğu da o ölçüde artacaktır. Medya hizmet sağlayıcılar, yayın hizmetlerini kamusal sorumluluk anlayışıyla kanunlarda yer alan hükümlere ve Basın Meslek İlkelerine uygun olarak sunmalıdır. Kamuoyunu yanlış yönlendirebilecek yayınlardan sakınılmalı, soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanmamalıdır. Bu nedenle bu ve buna benzer her türden haberin aktarımında yayıncıların editoryal bağımsızlık hakları saklı kalmak kaydıyla genele hitap eden haberlerin ön hazırlık süreçlerinde tarafsızlık ilkesi temelinde doğruluk ve gerçekliğinin araştırılarak izleyicilere sunulması yayıncı kuruluşların kamusal sorumluluğudur.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu programda, Üst Kurul’un 21.12.2022 tarih ve 2022/50 sayılı toplantısında alınan 16 nolu karar ile program sunucusu Ayşenur Arslan'ın 21.11.2022 tarihinde Gaziantep Karkamış ilçesinde terör örgütü YPG/PKK mensuplarınca gerçekleştirilen saldırı üzerine yaptığı açıklamaların terör örgütlerini güçlü veya haklı gösteren, terör örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerini yansıtıcı nitelikte yayın olarak değerlendirilerek medya hizmet sağlayıcı kuruluşa ilgili mevzuat kapsamında idari yaptırım uygulanmasına karar verilmiş olup; söz konusu Üst Kurul toplantısının ardından ilgili yaptırım kararı ile ilgili olarak uzman raporunda müeyyidenin niçin uygulandığına dair gerek Üst Kurul Başkanı Sn. Ebubekir Şahin'in sosyal medya hesabından gerekse Üst Kurulumuz resmi web sitesinden mezkur söylentilerin gerçeği yansıtmadığına dair ayrıntılı açıklamaların yapılmasına rağmen, söz konusu programda Ayşenur Aslan ve Emin Çapa’nın yaptırımın 'mimik' nedeniyle uygulandığı yönündeki söylemlerine devam edilmesinin tarafsızlık, gerçeklik ilkelerine ve toplumun özgürce kanaat edinmesine engel olabilecek nitelikte yayın yapıldığı kanaatine varılmıştır.
Bu nedenlerle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan; "Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz; haberin verilişinde abartılı ses ve görüntüye, doğal sesin dışında efekt ve müziğe yer verilemez; görüntülerin arşiv veya canlandırma niteliği ile ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesi zorunludur." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanun’un diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Kasım 2022 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 5.899.571,89 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde bir oranı (%1) 58.996,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ve İlhan TAŞCI’nın karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.


