İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 16.01.2023 tarih ve 43 sayılı yazısına konu DİYAR TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 01.01.2023 tarihinde saat 21:07’de yayınladığı "Marifetullah" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, kuruluşun 01.01.2023 tarihinde saat 21:07’de genel izleyici kitlesi koruyucu sembolü ile yayınlanan "Marifetullah" adlı programda, geçen diyaloglarda; “Efendim, Diyarbakır Silvan'dan ….Selamün-aleyküm hocam, eşim şizofrenlik hastası çok korkulu ve şüpheli davranıyor, annesini, babasını bütün ailesini reddediyor, hepimizin onu öldüreceğimizi düşünüyor, hastanede yatıyor, ne yapalım tavsiyeniz nedir, teşekkürler.' demiş efendim….Eşinin şizofren olduğunu söylüyor. Herkesi düşman olarak görüyor. Psikolojik bütün hastalıklar nefsin hastalıklarıdır, nefis hasta yani. Nefis Allah'a iman etmediği için kullarına da güvenmiyor, emin olamıyor, şeytanın verdiği vesvesenin peşinden gidiyor, dolayısıyla Rabb'ine güvenmediği için, Allah'a güvenmediği için, Rabb'ine tevekkül edemediği için, sanki insanların da bir gücü varmış zannına kapılır, vehmine kapılır, sonra şeytan zaten insana düşman, bütün insanları ona en yakınını annesini babasını eşini bile düşman olarak gösterir, seni öldürecek der, diyecek kadar, dedirtecek kadar. Bu büyük bir hastalık. Bunun tek bir çaresi var, iman etmek. İman edince kul, Rabb'inden emin olur, Rabb'ine güvenir, Rabb'ine tevekkül eder, bu hastalıktan kurtulur. Başka bir kurtuluşu da yok. İlaçlarla sadece uyutulur, düşünmemesi için onu uyuşturur, beynini uyuşturur, sonra kendine gelince aynı hali yine yaşamaya devam eder, onun için iman etmesi gerekir. Bunun için de Rabb'ini tanıması gerekir, Rabb'inin Rahmanlığını anlaması gerekir, Rahimliğini anlaması gerekir, vekilliğini, El-Vekil olduğunu, güvenilmeye layık olduğunu anlayıp iman etmesi gerekir ki O'na güvensin. O'na tevekkül edebilsin. O dilemeden, hiç kimsenin kendisine, hiçbir zarar veremeyeceğini bilsin. Bununla beraber, en yakınlarını, kendisini en çok sevenleri eğer biri düşman olarak görüyorsa durum çok kötü demektir. Tabi bu birden olan şey değildir, yavaş yavaş olmuştur. Önce böyle vesveselere kapılmış, şüphelendiği insanlar olmuştur, önce onlar bana zarar verebilir demiştir, yavaş yavaş böyle ileri gitmiş artık en yakınları için bile böyle düşünüyorsa bu ne demektir? Artık onun Allah'a dönmekten başka çaresi de yoktur, yoksa o haliyle, o nefsin haliyle, Rabb'in huzuruna giderse, büyük bir hesapla karşı karşıya gelir, çünkü herkes hakkında, kendisini en sevenler hakkında böyle su-i zanda bulunmuştur, su-i zan haramdır, hem de böyle kendisini sevenler annesi, babası hakkında, eşi hakkında, Allah yardımcısı olsun, yardım etmek istiyorsak yapmamız gereken şey ona Rabb'ini anlatmak, tanıtmak, inşallah kardeşimiz de öyle yapar, dua edelim inşallah”, “0539 847 00 … 0505 997 21…” vb. şeklinde sözlü ve yazılı ifadelere yer verildiği görülmüştür.
İhlale konu programda, ''Bu büyük bir hastalık. Bunun tek bir çaresi var, iman etmek. İman edince kul, Rabb'inden emin olur, Rabb'ine güvenir, Rabb'ine tevekkül eder, bu hastalıktan kurtulur. Başka bir kurtuluşu da yok. İlaçlarla sadece uyutulur, düşünmemesi için onu uyuşturur, beynini uyuşturur, sonra kendine gelince aynı hali yine yaşamaya devam eder'', bununla birlikte ''psikolojik bütün hastalıklar nefsin hastalıklarıdır'' şeklinde ifadelerle, genel bir saptama yapıldığı, bunun devamında hastalıktan kurtulmanın tek çaresinin 'iman etmek' olarak açıklandığı ve yorumcunun kendisine sunulan kısıtlı bir ifadeye dayanarak, zan ve tahmine dayalı kurduğu cümlelerle insanları tıbbi tedavi yöntemlerinden uzaklaştırabileceği ve bu konularda çeşitli sıkıntılar yaşamakta olan izleyicilerin maddi manevi zarara uğratılabileceği, mezkur yayının televizyon aracılığıyla kişilerin kitlesel olarak dini duygularının istismar edilerek kişileri halihazırda uygulanan tedavi yöntemlerinden uzaklaştıracağı, halk nezdinde tıp bilimine olan güveni zedeleyeceği, dolayısıyla dini hassasiyetlerinin istismarına yol açabilecek nitelikte yayın yapıldığı kanaatine varılmıştır.
Bu nedenlerle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (r) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (r) bendinde yer alan; "Yayın hizmetleri ...kişileri fal veya batıl inançlar yoluyla istismar edemez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanun’un diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %3 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Aralık 2022 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 305.640,00 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2023 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 85.738,00 (seksenbeşbinyediyüzotuzsekiz) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir…” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Oy birliği ile karar verildi.


