İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 15.02.2023 tarih ve 150 sayılı yazısına konu Tele 1 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 08.02.2023 tarihinde saat 11:04’te yayınladığı "Forum" isimli program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Tele 1 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta, 08.02.2023 tarihinde saat 11:04’te yayınlanan, sunuculuğunu Namık Koçak’ın yaptığı "Forum" adlı programda sunucu tarafından “Bir doktor arkadaşımız yine telefonda konuştuk. Dedi ki Adana'ya gelen Macar grubu Antakya'ya sevk ediyorlar. Benzin yok, arabaya benzin alacaklar. Rehbere diyorlar ki siz alın benzini daha sonra biz parası falan ödenecek size ve mola veriyorlar benzin istasyonunda, bu içimi acıttı o yüzden sizinle paylaşmak istedim sizinle, benzin istasyonundan mola veriyorlar. Adını bilmiyorum hangi marka olduğunu da. Hiç önemli değil, insani açıdan çok çok önemli bu. Benzin parasını kendileri ödüyorlar. Sonra bir su almak istiyorlar yanlarına, şişe suyu almak istiyorlar. Benzin istasyonu sahibi parasını istiyor suyun. Diyorlar ki yanımızda Türk Lirası yok. Döviz de kabul ederiz diyorlar. İşte burada söz bitiyor, işte burada söz bitiyor. Macaristan'dan kalkmış gelmiş insanlar, burada yardımcı olmaya çalışıyorlar, bir şişe su istiyorlar orada. Yapmayın Allah aşkına. Bir şişe su. Türk parası yok diyorlar. Döviz de geçer, Avro da verebilirsiniz. Yani gerçekten insan bazen ne diyeceğini bilemiyor değerli izleyiciler. Hangisine hangisine şey yapalım.” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Demokratik rejimlerde medya, kamuoyu oluşumunda son derece kritik bir role sahiptir. Medyanın gücü ne kadar etkin ve fazlaysa medya mensuplarının sorumluluğunun da o ölçüde arttığını söylemek mümkündür. Her türden yayıncılık faaliyetinin beraberinde kamusal bir sorumluluk taşıdığı hakikati göz ardı edilmeden kamuoyu doğru ve objektif bir şekilde bilgilendirilmelidir. Yayınlarda gerçeklik ve doğruluk ilkelerinden ödün verilerek toplum nazarında bazı kişi ya da kurumlara yönelik asılsız ve haksız bir yargı oluşmasına fırsat verilmemelidir. Aksi durumda, gerçek dışı ve doğruluktan yoksun bir paylaşım veya bilgilendirme kamuoyunda yanlış algıların oluşmasına sebebiyet verebilecektir.
Medya hizmet sağlayıcı kuruluşların sorumlu yayıncılık ilkesiyle ve azami ölçüde dikkatle hareket etmesi etik haberciliğin birincil gereklerindendir. Bir yayıncı kuruluş, doğruluk ve gerçeklikten ödün vermesi durumunda ilk amacı olması gereken “doğru bilgi aktarma” ilkesine aykırı bir tutum ortaya koyduğunu ve beraberinde kaçınılmaz olarak etik sorunların doğacağını dikkate almalıdır. Yayın sırasında içerik veya teknik yönden ortaya çıkabilecek problemlerin kamuoyunda veya kişiler nezdinde yanlış anlaşılmaya fırsat verilmeden giderilmesi için yayınlar müteyakkız bir hâlde takip edilmeli, bir yayın hatasıyla karşılaşıldığında gereken düzeltmeler yapılarak muhtemel yanlış anlaşılmaların önüne geçilmelidir.
Demokratik idare biçimi siyasal anlamda bireylerin haklarını yasayla koruma altına alan değerler bütününü ifade ederken, sosyolojik anlamda ise bu değerler bütününün uygulamaya yönelik içeriğinin düzenlenmesini ifade etmektedir. Her bireyin her konuda kendine has kanaati olacağı ön kabulüyle, her fikrin ifade bulduğu mecra yani kitle iletişim araçları marifetiyle başka bireylerin korunma ve saygı duyulma hakkı ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bireysel düşünce ve yargılarında herkes özgürdür. Ancak sorumlu yayıncılık anlayışını benimsemesi gereken medya hizmet sağlayıcı kuruluşlarda bunların ifade edilmesi sırasında hak ihlali doğurabilecek itham edici ya da yargılayıcı bir üslubun kullanılması hukuki ve ahlaki düzeydeki çeşitli sorunları ortaya çıkarabilecektir. Bu noktada program sunucu ve yapımcılarından bu sorumluluk çerçevesinde yayın yapmaları beklenmektedir.
Günümüzde medyanın gücünün artması ile medya mensuplarının sorumluluklarının da aynı ölçüde arttığı bir gerçektir. Yayıncılığın aynı zamanda bir kamusal sorumluluk görevi olduğu da düşünüldüğünde yayınların Basın Meslek İlkeleri çerçevesinde yürütülmesi bir zorunluluktur. Bu ilkelere göre yayınlarda kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilmemesi gerekmektedir.
Görevlerinden biri de halkı bilgilendirmek olan yayın kuruluşlarının, yorum programlarında eleştirilere yer vermesi son derece doğaldır. Medya mensuplarının görüşlerini herhangi bir baskı altında kalmadan açık bir şekilde ifade etmesi, birtakım kişi veya kuruluşları eleştirmesi ve onların gerçekleştirdikleri eylemler hakkında kamuoyunu bilgilendirmesi basın özgürlüğü anlamında son derece önemlidir. Ancak, şüphesiz bu hak, sınırsız ve kontrolsüz bir eleştiriyi beraberinde getirmemeli, yasa ve ahlak kuralları içerisinde çizilen bazı sınırlar yardımıyla kamuoyunun doğru ve objektif bir şekilde bilgilendirilmesine katkı sağlamak amacıyla kullanılmalıdır. Ayrıca yayınlarda eleştiri hakkı kullanılırken tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerinden ödün verilerek kamuoyunu yanlış yönlendirebilecek unsurlara yer verilmemelidir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu programda; program sunucusu tarafından; Ülkemizde gerçekleşen ve en az 10 ili etkileyen deprem nedeniyle Macaristan'dan gelen ekibin benzin ücretlerini kendi ceplerinden karşıladıklarını, bir su almak istediklerinde dükkan sahibinin suyun ücretini de istediğini ancak Macar ekibin yanlarında TL olmadığını belirtmelerine rağmen dükkan sahibinin dövizin de geçerli olduğunu söylediğini ve başkasından duyduğunu iddia ettiği bu bilgiyi teyit etmeden yayın esnasında gerçekmiş gibi sunduğu ve herhangi bir düzeltmeye gitmediği, söz konusu bilginin gerek sosyal medya gerekse de Anadolu Ajansına verilen röportaj vasıtasıyla Macaristan Büyükelçisi tarafından da yalanlandığı, ayrıca büyükelçi tarafından yapılan paylaşımlardan anlaşılacağı üzere, karayolunu kullanarak giden ekibin iddiayı gündeme taşıyan televizyon kanalı canlı yayın yaptığı saatlerde henüz deprem bölgesine varmadığı, üstelik farklı ülkelerden yardım için gelen ekiplerden birçoğunun misafirperver bir tutumla karşılaştıklarını dile getirdikleri bir ortamda mezkur yayında yapılan bu açıklamaların tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkeleriyle bağdaşmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan; "Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz; haberin verilişinde abartılı ses ve görüntüye, doğal sesin dışında efekt ve müziğe yer verilemez; görüntülerin arşiv veya canlandırma niteliği ile ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesi zorunludur." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanun’un diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %3 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ocak 2023 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 395.986,25 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2023 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 85.738,00 (seksenbeşbinyediyüzotuzsekiz) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ve İlhan TAŞCI’nın karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 22.02.2023 tarih ve 2023/08 sayılı toplantısında alınan 07 No’lu karara karşı oy yazısı.
Okan KONURALP Şerhidir.


