Üst Kurulun 06.03.2025 tarihli toplantısında, SZC logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşta yayınlanan “Aklın Yolu” isimli programda konuk Türker Ertürk’ün ifadeleri nedeniyle, 6112 sayılı Kanun’un 8/1-b maddesinin ihlal edildiği gerekçesiyle oy çokluğuyla yaptırım kararı alınmıştır. Aşağıda belirttiğim gerekçelerle bu karara katılmıyorum:
Rapor ve kurul kararı incelendiğinde, program konuğunun yargının siyasallaşması, hukuk devleti ilkelerinin aşınması ve otoriterleşme eğilimlerine yönelik eleştirilerinin "toplumu kin ve düşmanlığa tahrik" kapsamında değerlendirildiği görülmektedir. Oysa bir toplumda gücün ve sermayenin nasıl paylaşıldığını, yargının bu paylaşımdaki konumunu sorgulamak, demokratik bir toplumun en temel dinamiğidir. Basın, iktidarın denetlenmesi ve kamusal kaynakların kullanımının toplum adına takibi noktasında vazgeçilmez bir görev ifa eder. Uzman raporunda konuğun "sivil itaatsizlik" ve "eylemler silsilesi" yönündeki ifadeleri, doğrudan şiddet ve kaos çağrısı gibi yorumlanmıştır. Ancak sivil itaatsizlik, literatürde de belirtildiği üzere, barışçıl, kamuya açık ve hukuk devleti idealini koruma gayesi taşıyan demokratik bir mücadele yöntemidir. Halkın demokratik hak arama yollarının tıkandığına dair endişelerini dile getirmesi, bir "suç kışkırtıcılığı" değil, toplumun demokratik reflekslerinin canlı tutulması çabasıdır. Bu ifadeleri toplumda infial yaratacak bir düşmanlık tahriki olarak okumak, ifade özgürlüğünün özünü zedelemektedir. Kararda sunucunun konuğun sözlerine müdahale etmemesi bir "yayıncılık kusuru" olarak sunulmuştur. Medya platformları, toplumun farklı kesimlerinin, özellikle de heterodoks ve ana akım dışı görüşlerin dile getirildiği kürsüler olmalıdır. Konuğun iktidar pratiklerine yönelik sert eleştirilerini "toplumun bir kesimini diğerine karşı kışkırtmak" şeklinde dar bir yoruma hapsetmek, heterojen bir toplumun sesini kısmak demektir. Güç sahiplerinin eleştirilmesini "milli güvenlik" veya "kamu düzeni" kalkanıyla engellemek, şeffaf bir toplum idealine hizmet etmez.
Kuruluşun Aralık 2024 ticari iletişim gelirinin %5'i oranında idari para cezası ve 5 kez program durdurma kararı verilmesi, basın özgürlüğü üzerinde ağır bir ekonomik ve idari sansür baskısı oluşturmaktadır. Bu ölçekteki yaptırımlar, sadece bir programı cezalandırmakla kalmayıp, yayın kuruluşunu ekonomik olarak işlevsizleştirmeyi hedefleyen bir "cezalandırma pratiğine" dönüşmektedir.
Üst Kurul tarafından “toplumu kin ve düşmanlığa tahrik ettiği ve toplumda nefret duyguları oluşturduğu” savıyla yaptırım uygulanan, ancak DANIŞTAY tarafından uygun görülmeyerek iptal edilen yayın içerikleri incelendiğinde de; Yüksek Mahkemenin benzer konulardaki ifade özgürlüğüne bakış açısı ve tutumu anlaşılacaktır: Üst Kurulun, 7 Mayıs 2020 tarih ve 2020/19 sayılı toplantısında, 17 No.lu karar ile HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta, 29.04.2020 tarihinde ekrana getirilen, sunuculuğunu Şirin Payzın’nın yaptığı, "Sözüm Var" adlı programda, program konuğu tarafından, “(…) Şöyle cevap vereyim birincisi bugün yaşanılanlar, bugün iktidarın yaptıkları bana aynen 31 Mart öncesindeki gibi yine çok korktuklarını ve vatandaşların hem CHP örgütlerini bunu sahada çok net görüyoruz birazdan örneklemek isterim hem de CHP Belediyeleri’nin yaptıklarının vatandaşta çok büyük karşılık olduğunu görüyorlar. Ve bunu engelleme adına korkularından akla gelmez herkesi susturmaya ya da algıların olguların üzerini örtmesine dönük bir çalışma halinde olduklarını görüyoruz. Şimdi bu nereye götürür bizi? Yani burası bu gündem korona sırasında yorum yapıp korona sonrasına dair bir öngörüde ya da fikirde bulunmak kolay değil. Ama şöyle bir gerçeklik var ki bu korkuları, bu savrulmaları, bu akılla değil öfkeyle, hırsla, egoyla bir kişinin aklıyla iş yapmaları iktidarı hiç iyi bir yere götürmüyor, bu da önümüzdeki seçimde bir erken seçimle veya başka bir şekilde bu ülkenin, gerçekten halkın artık gözü açıldı, kimin kendisine hizmet için uğraştığını, çaba gösterdiğini biliyor, kimin de böylesi bir dönemde dahi neyle uğraştığını görüyor. Şöyle söyleyeyim bir iktidar değişikliğine hatta ben size daha ileri bir şey söyleyeyim iktidar değişikliği değil bir sistem değişikliğine gidişatı görüyorum ve böyle olacağını da düşünüyorum. İşimiz kolay değil ama ancak böylesi bir yönetim anlayışı, iktidar değişimi ve yeniden bir sistem değişikliği ile bu yaralarımızı, bu hasarlarımızı tedavi edebileceğimizi görüyorum, bunun da olacağını görüyorum, sahada sokakta bu çok yoğun hissediliyor Şirin Hanım." şeklinde ifadelere yer verilmesinin, “toplumu kin ve düşmanlığa tahrik ettiği, toplumda nefret duyguları oluşturduğu” gerekçesiyle, % 5 idari para cezası ve program yayınının 5 kez durdurulmasına karar verilmiştir. Kuruluşun yargı yoluna başvurması üzerine; DANIŞTAY ONÜÇÜNCÜ DAİRESİ tarafından (E:2024/679, K:2024/1804), 25/04/2024 tarihinde; “…dava konusu işlemin iptali yolundaki Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nin 07/09/2023 tarih ve E:2023/5157, K:2023/4121 sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,..” kararı verilerek, Üst Kurulun temyiz isteği reddedilmiştir. Anılan Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nin söz konusu kararının gerekçe bölümünde; “…programda, hükümetin ve yönetim sisteminin değiştirilmesine yönelik kullanılan ifadelerin şiddeti teşvik veya şiddete çağrı unsurlarını barındırmadığı gibi farklı gruplara karşı bir nefret söylemini de ihtiva etmediği, bu kapsamda, programın yayın dönemi ve programdaki ifadelerin tümü göz önünde bulundurulduğunda demokrasilerde, muhalefet partisinin amacının iktidarı eleştirmek ve yapılacak seçimlerde halkı ikna ederek iktidar olmak olduğu, ana muhalefet partisinin İstanbul il başkanı olarak görev yapan program konuğunun hükümet ve yönetim sistemine yönelik ifadelerinin basın özgürlüğü kapsamında olduğu, bahse konu ifadeler nedeniyle basın özgürlüğüne yapılan müdahalenin de ‘demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü’ olmadığı anlaşıldığından, dava konusu Üst Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi'nce verilen kararın kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.” hükmü bulunmaktadır.
Bir başka karara göz atalım. Üst Kurulun, 15 Nisan 2020 tarih ve 2020/16 sayılı toplantısında alınan 15 No.lu karar ile FOX logolu kuruluşun, 30,31.03.2020, 01.04.2020 tarihinde saat 19:00’da yayınlanan Ana Haber Bültenlerinde; “Cumhurbaşkanı'nın başlattığı kampanyayla CHP'li belediyelerin başlattığı kampanyalar birbirinden ayrı. Belediyeler halka en yakın kurumlar… Daha 24 saat geçmeden CHP'li belediyelerin hesaplarına bloke konulunca bir rekabet ortamı algısı yaratıldı, iktidarın CHP'li belediyelerin kampanyasını engellemeye çalıştığı yönünde bir algı oluştu. CHP de bunu iletti. …Bunda bile siyaset yapıyorlar. Bunda bile siyaset yapmaktan imtina etmiyorlar, pes! Gerçekten pes… Kötü yönetim nasıl olurmuş örneği burada. Kötü yönetmek nasıl olurmuş bir ülkeyi örneği burada. Zamanındaki paraları çarçur ederek harcamak nasıl olurmuş? Kara gün düşünmeden ülke yönetmek nasıl olurmuş örneği burada sevgili izleyenler! Büyük büyük saraylar yaparak, büyük büyük yazlık saraylar yaparak, her şeyi hacimsel olarak, büyüklük olarak ifade etmek yönetmek değilmiş demek ki. Eğer öyle olsaydı zaten dünyanın en hacimsel, en büyük şeylerine sahip ülkeler safına girerdik, o da gelişmişlik sayılırdı. Hayır... İşte geldiğimiz durum bu. Öngörüsüzlük ve ülkeyi yönetememe durumu. Ve şu aşamada bırakın artık lütfen partizanlığı, siyaseti, hesapları… Siyasallaşan Diyanet de tabi boş durur mu? O da hemen devreye girdi. 'Siyasallaşan Diyanet' sevgili izleyenler. O da hangi yardımın ve hangi bağışın caiz olup olmadığına karar verdi. Siyasallaşan Diyanet..." şeklinde ifadelere yer verilmesinin, “toplumu kin ve düşmanlığa tahrik ettiği, toplumda nefret duyguları oluşturduğu” gerekçesiyle, yüzde 3 idari para cezası ve program yayınının 3 kez durdurulmasına karar verilmiştir. Kuruluşun yargı yoluna başvurması üzerine; DANIŞTAY ONÜÇÜNCÜ DAİRESİ tarafından (E:2021/882, K:2021/1825), 20/05/2021 tarihinde; “…konuşmalarda hükûmetin devlet yönetimine, ekonomiye ve salgın hastalık sürecindeki yardım kampanyalarına ilişkin politikasının ele alınarak değerlendirme konusu yapılmasının ve eleştirilmesinin genel olarak kamu yararını ilgilendiren bir mesele olduğu, ayrıca hükûmetlere ve siyasetçilere yöneltilen eleştirinin sınırının diğer kişilere göre daha fazla olduğu açık olduğundan, bu sebeplerle dava konusu Kurul kararıyla davacının basın özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, programda kullanılan ve siyasi nitelikli yorum ve değerlendirmeler içeren ifadeler nedeniyle 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ihlâl edildiğinden bahisle davacı kuruluş hakkında tesis edilen işlemde hukuka uygunluk, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında ise sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır.” kararı verilerek, BİM kararı ONANMIŞ ve Üst Kurulun temyiz isteği REDDEDİLMİŞTİR. Danıştay kararlarının işaret ettiği nokta; iktidar politikaları ile kamu kurum ve kuruluşlarının uygulamalarına yönelik eleştirilerin, siyasi tartışma ve basın özgürlüğü kapsamında yorumlanması gerektiği ve bu ifadeler nedeniyle medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara yaptırım uygulanamayacağıdır. Ayrıca, siyasi eleştiri niteliğinde olan ve doğrudan toplumun bir kesimini hedef almayan ifadelerin, halkı kin ve düşmanlığa tahrik olarak yorumlanmaması gerekliliğidir.
Söz konusu yayındaki ifadelerin, iktidarın siyasi ve hukuki uygulamalarına yönelik anayasal eleştiri sınırları içerisinde kaldığı, toplumu kin ve düşmanlığa sevk edecek somut bir tehlike veya şiddet çağrısı içermediği kanaatindeyim. Demokratik bir düzende olması gereken; fikirlerin yasaklanması değil, kamusal alanda özgürce tartışılmasıdır. Yayın hizmetinin 6112 sayılı Kanun’un 8/1-b bendini ihlal etmediği, yapılan yorumların ağır eleştiri kapsamında kaldığı ve kamusal tartışmaya katkı çerçevesinde korunması gerektiği kanaatiyle, SZC hakkında alınan idari para cezası ve program durdurma kararlarına katılmıyor, işbu karşı oyu kamuoyunun ve Üst Kurulun dikkatine sunuyorum.


