Üst Kurul çoğunluğu tarafından, TELE 1 logolu yayın kuruluşunda 11.09.2025 tarihinde yayınlanan "4 Soru 4 Yanıt" isimli programda , Merdan Yanardağ’ın siyasi iktidara, MHP Genel Başkanı'na ve toplumsal kimliklerin siyasetteki kullanım biçimlerine yönelik eleştirileri, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi kapsamında "kişi veya kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü" bulunarak kuruluşa %3 oranında idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.
Alınan bu karara aşağıda belirttiğim gerekçelerle katılmıyorum:
Rapora ve karara konu edilen ifadelerde, MHP Genel Başkanı'nın politik tutumu "faşist diktatörlük" ve "faşizan kodlar" kavramlarıyla nitelendirilmiştir. Bu kavramlar, siyaset biliminin ve eleştirel teorinin meşru zemininde yer alan, gücün nasıl organize edildiğini ve topluma nasıl dayatıldığını çözümleyen ideolojik tanımlamalardır. Bir siyasi parti liderinin politikalarını ve sistem içindeki konumunu "faşizan" bulmak; sermaye ile devlet gücünün otoriter bir çizgide nasıl bütünleştiğine dair yapısal bir tespittir. Gazetecilik, gücü elinde bulunduranların eylemlerini kişisel bir atışma zemininden çıkarıp bu tür tarihsel ve ideolojik bağlamlarda sorgulamayı gerektirir. Siyasi iktidarın pratiklerini hedef alan bu toplumcu eleştiriyi "kişilik hakkı ihlali" olarak kodlamak doğru değildir. Raporunda ve raporu dayanak alan Kurul Kararında; programda işlenilen konunun belirtilmemiş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yönelik olarak ihlal teşkil ettiği belirtilen söylemlerin programda hangi gerekçelere dayanılarak ifade edildiğinin açıklanmamıştır.
Somut uyuşmazlıkta ifade özgürlüğünün sınırları değerlendirilirken, en üst derece idari yargı mercii olan Danıştay 13. Dairesi’nin 13.11.2024 tarihli, Esas No: 2023/1216 ve Karar No: 2024/4747 sayılı kararı emsal teşkil etmektedir. Anılan kararda Danıştay, idare tarafından verilen cezanın hukuka aykırı olduğuna hükmederek, kamu gücünü elinde bulunduran yapıların karşı karşıya kaldığı eleştirilerin sınırının sivillere göre çok daha geniş olduğunu açıkça içtihat haline getirmiştir. Bu kararda Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK), iktidarın politikalarını sert bir dille eleştiren bir televizyon sunucusunun sözleri nedeniyle kanala kestiği idari para cezasını iptal eden bir üst mahkeme kararıdır. Mahkeme, ifade özgürlüğünün şoke edici ve sert eleştirileri de kapsadığını, iktidarların bu eleştirilere katlanmak zorunda olduğunu vurgulayarak yerel mahkemenin (Bölge İdare Mahkemesi) ceza onama kararını bozmuştur.
Yaptırıma gerekçe gösterilen bir diğer konu, programda Alevi yurttaşlar üzerinden yürütülen tartışmadır. Merdan Yanardağ’ın "Alevilerin haini çoktur. Tıpkı diğer milletlerin ve inançların olduğu gibi olur" ile "Hiç kimse Aleviler üzerinden siyasi hesap yapmaya kalkmasın" şeklindeki sözleri, Üst Kurul uzman raporunda tarafından ifadenin bütünü değil, bağlamını gözetilmeden sadece bir kısmı seçilerek Alevi yurttaşları hedef alan bir "damgalama" (stigma) olarak yorumlanmıştır. Oysa yayın bütünüyle incelendiğinde, konuşmacının tam da egemen güçlere sahip olan gruplarından kimlikleri nasıl araçsallaştırdığını, inançların sermaye ve siyasi rant grupları tarafından nasıl bir "vitrin" malzemesine dönüştürüldüğünü eleştirdiği açıktır. İlgili İzleme ve Değerlendirme Dairesi’nin raporunda belirtildiği üzere 11 Eylül 2025 tarihindeki canlı yayın programında Merdan Yanardağ'ın tartışmalı sözleri sonrası ciddi tepkiler oluşmuştur. Tartışmanın fitilini ateşleyen temel unsur, Yanardağ'ın sözlerinin iki farklı versiyonunun internette dolaşıma girmesidir. Bu iki anlatı, olayın nasıl algılandığını ve tepkilerin neden bu denli sert olduğunu anlamak için önemlidir. Merdan Yanardağ’ın konuşmasının tam ve kesilmemiş halini koymuştur. Kendi anlatımına göre, sarf ettiği kritik cümle şöyledir: "Aleviler erdemlidir, onlar diğer tıpkı diğer milletler ve inanç gruplarından ne kadar hain çıkarsa buradan da çıkar". Bu ifadenin orijinal hali incelendiğinde, cümlenin Alevi toplumuna yönelik bir övgüyle ("erdemlidir") başladığı görülmektedir. "Hain" kelimesinin kullanımı ise Alevilere özgü bir nitelik olarak değil, her toplumsal, ulusal veya inançsal gruptan çıkabilecek evrensel bir olasılık olarak sunulmakta. Bu versiyonda, Aleviler özel olarak hedef alınmamakta, aksine genel bir sosyolojik tespitte bulunulmaktadır. Yayının bütünlüğü ve akışı dikkate alındığında bu ifadelerin kasıtlı olarak kullanılmadığı, herhangi bir toplumsal grubu hedef almadığı aşağılama amacı taşımadığı anlaşılmaktadır. Programın diğer sunucusu Murat Taylan, bu ifadeler sırasında “Alevilerin de diyelim / Alevilerin dediniz, Alevilerin de” şeklinde iki kez düzeltme yapmıştır. Merdan Yanardağ da bu uyarı üzerine “Evet, Alevilerin de” biçiminde ifadesini düzeltmiştir. Merdağ Yanardağ konuşmanın devamında yer alan “Ama bu ülkenin en mazlum, en temiz insanları arasında diğer yurttaşlarımızın olduğu gibi Aleviler vardır.” ve “Ama Alevilerin büyük bir bölümü temiz, namuslu ve erdemli insanlardır.” ifadeleri, açıklamanın bütünsel niteliğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla; ilgili ifadelerin Alevilere yönelik aşağılama veya ayrımcı bir içerik taşıdığı yönündeki değerlendirmeler, konuşmanın bağlamı ve bütünlüğü göz önüne alındığında, maddi temelden yoksundur.
Bu nedenlerle, ifade ve basın özgürlüğü sınırları içinde kalan, kamusal tartışmayı derinleştirmeyi amaçlayan bu yayına 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlali nedeniyle yaptırım uygulanmasına dair çoğunluk kararına işbu karşı oyu kamuoyunun ve Üst Kurulun dikkatine sunuyorum.


