Üst Kurul'un 03.10.2025 tarihli ve 2025/39 sayılı toplantısında alınan 17 no'lu kararla, MEGA AJANS VE REKLAMCILIK TİCARET A.Ş. unvanlı ve "SZC" logolu yayın kuruluşuna, 07.09.2025 tarihinde yayınlanan "Sözün Aslı" programı nedeniyle 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinden idari para cezası verilmesine çoğunluk oyuyla karar verilmiştir. Aşağıdaki gerekçelerle bu karara katılmıyorum:
İhlale konu edilen programda, CHP İstanbul İl Başkanlığı'na mahkeme kararıyla kayyım atanması ve binaya girmek isteyen yurttaşların emniyet güçlerince engellenmesi ele alınmıştır. Programa katılan milletvekilleri, bu durumu "hukuk eliyle darbe" ve "demokrasiye başkaldırı" olarak nitelendirmiştir. Çoğunluk kararı, bu ifadelerin sınırları aştığını, devleti ve yargıyı zan altında bıraktığını öne sürmektedir. Ancak meseleyi salt bir kurumsal atışma veya "hakaret" bağlamından çıkarıp, siyasal gücün ve kaynakların nasıl kontrol edildiği zemininde okumak zorunludur. Siyasal iktidarın, idari ve yargısal araçları kullanarak muhalefet alanını daraltması, gücün bütünüyle merkezileşmesi anlamına gelir. Siyasetçilerin bu yapısal müdahaleyi "darbe" veya "otokratik düzen" inşası olarak tanımlaması, iktidarın pratiklerine yönelik meşru, toplumcu ve sistemin işleyişini ifşa eden bir siyasi eleştiridir.
Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi pek çok kararında, kamu otoriteleri, ülke yöneticileri, siyasi partiler, toplum önderleri, sanatçılar söz konusu olduğunda, ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul etmiştir (Ali Suat Ertosun, B. No: 2013/1047, 15/4/2015, § 66; Zübeyde Füsun Üstünel ve Diğerleri, § 102). Yine başka bir Anayasa Mahkemesi kararında da; siyasetçilerin, kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin, gördükleri işlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda oldukları ve bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğu vurgulanmıştır (Ergün Poyraz (2), § 58). İfade özgürlüğü büyük ölçüde eleştiri özgürlüğünün güvence altına alınmasını hedeflemektedir. Bu nedenle, düşüncelerin açıklanması ve yayılması sırasında kullanılan ifadelerin sert olması doğal karşılanmalıdır (Bekir Coşkun, B.No: 2014/1215 K. No: 04.06.2015).
Raporun kendi atıflarında da yer aldığı üzere, ifade özgürlüğü demokratik toplumun asli temellerindendir ve basının görevi siyasi konularda bilgi ve fikirleri kamuoyuyla paylaşmaktır. Demokratik bir rejimde medyanın görevi, devlet aklını korumak değil, halkın haber alma özgürlüğünü tesis etmektir. Yurttaşların örgütlenme hakkına ve siyasi kurumlarına el konulması karşısında, iktidarı en sert şekilde eleştirmek basının bir ihlali değil, aksine temel gazetecilik görevidir. İktidar eylemlerinin, devletin zor aygıtları olan polis ve hukuk mekanizmaları üzerinden uygulanmasına karşı, yayıncı kuruluşun bu itirazlara alan açması, güç odaklarının hegemonyasını sorgulama işlevinin bir gereğidir.
Kurul çoğunluğu, muhalefet temsilcilerinin iktidar eylemlerine yönelik eleştirilerini "küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira" olarak kodlamış ve yayıncı kuruluşa idari para cezası kesmiştir. Bağımsız medya kuruluşları üzerinde bu denli ağır mali yaptırımların uygulanması, Bu ceza, kamuoyunda itiraz sesini duyuran kanalları ekonomik olarak zayıflatıp özgür medya ortamını yıpratmaktadır. Siyasilere yönelik politik itirazların, medya platformunda dile getirilmesini "iftira" veya "aşağılama" olarak değerlendirilmemelidir.
Belirtilen gerekçelerle, 07.09.2025 tarihli SZC yayınında 6112 sayılı Kanun'un ihlal edilmediği kanaatinde olduğumdan, çoğunluğun cezalandırma kararına katılmıyor, işbu karşı oyu kamuoyunun ve Üst Kurulun dikkatine sunuyorum.


