İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 09.02.2026 tarih ve 17 sayılı yazısına konu NOW logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 20, 27.01.2026, 03.02.2026 tarihlerinde 20:00 ve 21:00 saatlerinde yayınlanan “Kıskanmak” adlı dizi film yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, NOW logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun, 20, 27.01.2026, 03.02.2026 tarihlerinde 20:00 ve 21:00 saatlerinde yayınladığı, Nahid Sırrı Örik’in romanından uyarlanan, varlıklı ve saygın bir ailenin kızı olmasına rağmen babasının kaybı ile birlikte annesi ve abisi tarafından çocukluğundan beri dışlanmış, bastırılmış, engellenmiş, iftiraya uğramış, küçümsenmiş ve sevgisiz büyümüş olan Seniha’nın annesi ve ağabeyine karşı intikam mücadelesinin işlendiği “Kıskanmak” adlı dizi filmin,
20.01.2026 tarihinde yayınlanan bölümünde; “Doğru, hamileyim hem de sevdiğim adamdan. Bu yüzden çok mutluyum. Halit’i kastediyorsun değil mi? Öyle ilan etmiştin çünkü. Yani. Görüyor musun? Muhatap bile olmuyor benle. Ne yapmasını bekliyordun? Sevdiği kadının başka birinden hamile olduğunu düşünüyor. Böylesi daha iyi. Sen de kendini buna alıştırsan iyi edersin, sonra çok üzülürsün. Bu onun çocuğu. (Nüzhet’i kastederek.) Tamam o zaman sorun yok. Zamanı gelince gider gerçeği söylersin. Şerife’ciğim ben sana söyleyeyim ne testi olduğunu. Babalık testi. Anne sen beni mi takip ediyorsun? Biri bana neler olduğunu anlatabilir mi? Babalık testi ne alaka? Ben anlatayım canım ne olduğunu. Bu bizimki Nüzhet ile bir haltlar yemiş. Hiç bakma bana öyle, hiç bakma şaşırmış gibi. Çünkü sen de biliyorsun ne olduğunu. Hatta sen yardım ettin bunlara. Yok yok, tam öyle değil anneciğim. Öyle tehdit gibi değil. Ama bu iş böyle iki ucu pis bir şey ya. Halit’ten ise sen istemiyorsun; Nüzhet’ten ise kıyamet kopar. Yol yakınken dönelim. Sen dön. Ben bu çocuğu doğuracağım, çünkü Nüzhet’in bu çocuk biliyorum. Bu kadar, tamam mı? Ooo, Mükü Hanım ne ara evden çıktınız da nereden geliyorsunuz böyle? Çok merak ediyorsan söyleyeyim. Doktor kontrolüne gittim. Bir iki haftan kaldı. İyi değerlendir. Ne demek bu? Şu sahte mutlu evliliğin var ya çok yakında sona erecek. Çünkü karnımdaki çocuk Nüzhet’in. İnanamıyorum Seniha. Nalan nasıl bu hale gelir, nasıl gözü döner, aklım almıyor. Bu ne ki? Seni kaybetmemek için dünyayı ateşe verir. Bu neyin korkusu ben anlamadım ki? Zaten onunla birlikteyim. Mükerrem desen Halit’ten hamile. Zaten artık aramızda bir şey olamaz. Bazen o kadar saf oluyorsunuz ki. Erkekler yani. Sadece size söyleneni duyuyorsunuz, gösterileni görüyorsunuz. Neyi duymam lazım Seniha? Neyi göremedim ben. Mükü, karnındaki bebeğin senden olduğunu düşünüyor.”,
27.01.2026 tarihinde yayınlanan bölümünde; “Seniha ben ne yapacağımı bilmiyorum. Tamam sakin ol, sakin ol. Şu testin sonucunu bir öğrenelim. Ben Nüzhet’in annesini halledeceğim. Tamam, tamam. Seniha, hemşire geliyor. Dua et çocuk Nüzhet’ten olsun tamam mı, lütfen. Dua ederim etmesine de hayırlı olur mu bilmiyorum. Halit diyor değil mi? Halit’ten değil mi? Halit, hıh? Biliyordum. En başından beri biliyordum Nüzhet’ten. Nüzhet’in bebeği bu. Allah’ım çok şükür. Çok şükür. (Mükerrem sevinir.) Hı, doğru sen hamileydin. Nasıl, iyi bakıyormuş musun bebeğimize? Hiç merak etme ona çok iyi bakıyorum. Sevdiğim adamdan çünkü. Şu anda konumuz Mükerrem. Başkasından duyma diye söyledim anne. Pişman etme beni şimdi. Ben de pişman olmamak için gittim zaten onlarla. Belki bir ihtimal doğru değildir diye. Maalesef babalık testi yaptırmaya gittiler. Ben de onlara refakat ettim. Sen bu kadar üzgün olduğuna göre babası benim değil mi? Üzgünüm çünkü torunum için böyle şeyler hayal etmemiştim. Bence sen de üzgün olmalısın. Torunumu kimseye bırakacak değilim. Ama bak, Mükerrem benim gelinim değil. Onla ilgili sakın gelecek planlama, sakın.”,
03.02.2026 tarihinde yayınlanan bölümünde ise; “Kızın test sonucunu getirip önüme koydu. Ne sonucu, ne testi ya? Şaziye! Hastane köşelerinde bağırtma beni. Ne testi olduğunu gayet iyi biliyorsun. Bebek Nüzhet'tenmiş. Şişt! Şişt, tabi! Bunu sonra konuşacağız. Şimdi anneleri olarak bu işi
biz çözmek zorundayız. Sen ve ben. Bu bir daha asla olmayacak. Ne sana ne de bebeğimize kimse zarar veremez. (Nüzhet, Mükerrem'in yüzünü okşayarak konuşur) Eğer çok istiyorsa (Mükerrem) kocasından hamile kalır. Ben Nüzhet'in onunla birlikte olmasına kesinlikle karşıyım.Rızam yok. 8-10 haftalık demiştin değil mi? Babalık testi yaptırmanın zamanı gelmedi mi? Yoksa siz, o yüzden mi? Evet, testi yaptırdım. Dur sen şimdi merak edersin. Nüzhet. Korktuğun başına geldi değil mi? Şimdi ne yaparsan yap. Annenle konuştun değil mi? Ne söyledi? Hı hı, konuştum. Ne düşünüyorsun peki? Yani daha doğrusu nasıl hissediyorsun? Ben az öncesine kadar koca bir boşluğun içerisindeydim. Yani sen o gece Halit’ten hamile olduğunu söyledin ya. Gerçek kâbus gibi çöktü üstüme. Hatta acısını senden çıkardım. Demediğim laf kalmadı. Şimdi ne düşünüyorsun? Ben hep seni sevdim Mükerrem. Benim her zaman tek hayalim sendin. Sence ne düşünüyor olabilirim? Benim ailem, evim, her şeyim sensin. Ben buradayım Nüzhet. Bebeğimle birlikte seni bekleyeceğiz. Gel dersen gelirim, kal dersen kalırım. Yeter ki sonu iyi olsun.”, “Ya kaç kere söyleyeceğim sana, kaç kere söyleyeceğim beni arama diye? Niye arıyorsun? Uzun zaman oldu görüşmeyeli, merak ettim. Etme. Merak falan etme beni. Duydun mu? Bir daha görüşmeyeceğiz, anlamıyor musun? Ne oldu ki birden? Niye görüşmüyoruz biz? Ya en son yakalanıyorduk, ne ne oldu? Yakalanmadın ama. Kudret bak çok üzgünüm ama bir daha bizim görüşmemiz imkânsız, tamam? Bunu anlasan çok iyi edersin. Alacağını aldın nasılsa değil mi? Ne, ne demek bu? Hamilesin ya onu diyorum işte. Sen nereden biliyorsun bunu? Öğrendim işte. Benim değil mi çocuğun babası? Hadi Şükran ne söyleyeceksen çabuk söyle. Seniha, sana güvenebilirim değil mi? Kimseye söylemeyeceksin. Kudret'ten hamile olduğunu mu? Şişt. Allah aşkına biri duyacak. Tabi ki söylemem ama bir şartla. Şantaj mı yapacaksın bir de bana Seniha? Hayır öyle huylarım yok. Şantaj falan yapmayacağım. Eğer ben seni kolluyorsam sen de beni kollayacaksın Şükran. Tamam. Delirdin mi sen ya, ha? Delirdin mi sen ya? Niye geliyorsun buraya? Telefonla olmaz. Ne diyeceksen yüzüme diyeceksin Şükran. Hı hı tamam. Yüzüne söyleyeyim. Bitti gitti. Seni bir daha görmek istemiyorum. Gelmeyeceksin buraya bir daha. Aramayacaksın beni. Karnındaki çocuk benimken nasıl olacak o? Ne saçma saçma şeyler söylüyorsun ya bana. Karnımdaki çocuğun babası Cemil. Duydun mu? Kocam. Sen kimi kandırıyorsun ya? Yıllardır çocuğunuz olmuyor. Sen zaten bu yüzden seçtin beni. Hamile kalmak için beni kullandın. Hı hı kullandım. Bitti gitti. Paraları alırken öyle demiyordun ama. Bak benim derdim para falan değil tamam mı? Ben seni istiyorum Şükran. Ben bebeğimi istiyorum. Saçmalama. Sen başından beri biliyordun bunun böyle olacağını. Evet ama...Sessiz ol. Evet ama ben seni sevdim Şükran. Ben sana aşık oldum. Cemilciğim şimdi senin sevgili karın Şükran, hamile olduğunu söylemişti ya. (Şükrana bakarak) Değil misin? Yalan mı söyledin? Ay yo yo, hayır hayır Gerçekten hamile. Şimdi hakkını yemeyeyim. Ama senden hamile değil.” şeklinde diyaloglara yer verildiği görülmüştür.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 16. maddesinde “Aile, toplumun doğal ve temel bir unsuru olup toplum ve devlet tarafından korunma hakkına sahiptir.” hükmü yer almaktadır. Bu bağlamda aile yapısına yönelik olumsuz medya içeriklerinin toplumsal bütünlüğü zedeleyebileceği ihtimali, aile yapısının korunması gerekliliğini doğurmaktadır. UNESCO’nun Media and Information Literacy (MIL) Framework belgesinde kitle iletişim araçlarının bireylerin sosyal, kültürel ve ahlaki gelişiminde önemli bir rol üstlendiği belirtilmekte; bu sebeple medya içeriklerinin sağlıklı aile ilişkilerini desteklemesi, aile kurumunun toplumsal yapının temel unsuru olarak korunmasına katkı sunması gerektiği açıkça vurgulanmaktadır. En savunmasız gruplardan biri olan çocuk ve gençlerin aile kurumuna ters düşecek nitelikte içeriklere maruz kalmaması için medya hizmet sağlayıcılarının bu bilinçle hareket etmesi ve toplumsal değerleri gözeterek içerik üretilmesi vurgulanmaktadır. UNESCO MIL yaklaşımına göre aile içi ilişkileri olumsuz tasvir eden ve aile bağlarını zayıflatan içerikler kamu yararı ile örtüşmediğinden bu noktada bir kontrol ve denetim mekanizmasının varlığından söz edilmesi yerindedir.
Televizyon, hem görsel etkisi hem de kolay erişilebilirliği sayesinde toplumun en güçlü iletişim araçlarından biri olarak kabul edilmekte olup izleyici kitlesi birbirinden çok farklı karakterde olsa da televizyon, sunduğu içeriklerle insanların düşünce yapısını ve dünyayı algılama biçimini dönüştürebilecek bir güce sahiptir. Her sosyal gruptan bireye hitap edebilen cazip program yapısı, onu diğer geleneksel medya türlerinden ayıran en temel farktır. Ayrıca teknolojik ilerlemelerle birlikte
televizyon, diğer tüm kitle iletişim araçlarını geride bırakarak gündelik hayatın merkezine yerleşmiştir. Haber, eğitim ve eğlence gibi temel ihtiyaçları tek bir çatı altında toplayan bu mecra, toplumun ekonomik ve kültürel yapısıyla şekillenmekte; gelişmiş toplumlarda enformasyonun ana kaynağı haline gelmektedir. Özellikle mobil teknolojiler sayesinde her an ulaşılabilir hale gelmesi, televizyonun geleneksel sınırlarını aşmasını ve bireylerin bilişsel gelişim, duygusal tatmin ve toplumsal bütünleşme gibi ihtiyaçlarına yanıt vermesi, bu mecranın vazgeçilmezliğini korumasını sağlamaktadır.
Türk toplumunun değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine zarar veren; aile üyeleri, özellikle kardeşler ve akrabalar arasındaki ilişkileri olumsuz etkileyebilecek nitelikteki çarpık ilişkileri yaygınlaştıran ve evlilik birliğini zedeleyici içeriklerin gösterimi, büyük ölçekte toplumu olumsuz etkilerken medyanın izlenme kaygısı bu şekildeki durumların sunumuna sebebiyet vermektedir. Aile kavramı zaman içerisinde dönüşüme uğramışsa da ailenin, genel ahlakın ve toplumun milli ve manevi değerlerinin korunması ülkemiz için en önemli ilkelerden biridir. Bu bağlamda; kitle iletişim araçları aracılığıyla yayılan mesajlarda yer alan şiddet, cinsellik, çocuk istismarı, genel ahlak kurallarını zedeleyici söylemler ile olumsuz davranışlar oluşturabilecek her türden yayının denetlenmesi gerektiği ortadadır. Bu nedenle yayın hizmetlerine ilişkin olarak 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde “Toplumun millî ve manevî değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz.” ilkesi benimsenmiştir. Dolayısıyla toplumun en önemli yapısı olan ailenin ve genel ahlakın korunmasında, toplumun değer yargılarına açıkça aykırılık teşkil etmeyen içeriklerin yayınlanmasında medya mensuplarının da üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeleri beklenmektedir.
Konuyla ilgili olarak RTÜK İletişim Merkezi’ne yapılan şikâyetlerde de söz konusu sahne ve temaların aile kurumunu zedelediği, genç izleyicilere kötü örnek oluşturduğu ve aldatmayı meşrulaştırdığı yönünde ortak kanaat bulunduğu görülmüştür. İzleyici kitlenin ilgisini yüksek seviyede tutma arzusuna matuf olarak benimsendiği düşünülen bu yayıncılık tarzının kamusal sorumluluk anlayışıyla bağdaşmadığı açıktır.
Özetle, aile bireyleri arasında yoğun nefret, kıskançlık, intikam ve şiddet temalarının merkeze alındığı, aile bağlarının olumsuz ve yıkıcı biçimde sunulduğu, dizi film karakteri Mükerrem'in Halit ile evli olmasına rağmen evlilik dışı ilişki yaşadığı Nüzhet'ten hamile kalması, kendisinin ve etrafındakilerin bunun gayet normal bir durum olarak görmeleri, karakterlerin başka insanlar ile evli olmalarına rağmen birbirlerini sevdiklerini ve yasak ilişkiden olacak çocuğun varlığı konusunda mutluluklarını dizi boyunca dile getirilmektedir. Mükerrem'in "Biliyordum. En başından beri biliyordum Nüzhet’ten. Nüzhet’in bebeği bu. Allah’ım çok şükür. Çok şükür." diye ifadede bulunması bu yasak aşktan ortaya çıkan bebeğin, mutluluk kaynağı olarak karşılanmasını açıkça göstermektedir. Nüzhet’in, Nalan ile evli olmasına rağmen Mükerrem'i sevmekte ve onunla bir gelecek hayali kurmakta, Nalan’ın ise bu ilişkiden haberdar olsa da evliliğini kurtarmak için çabalayan bir konumdadır. Ancak Nüzhet'in gözü, sadece ve sadece Mükerrem'dedir. Nüzhet "Ben hep seni sevdim Mükerrem. Benim her zaman tek hayalim sendin. Sence ne düşünüyor olabilirim? Benim ailem, evim, her şeyim sensin." ifadeleri ile evli olduğu Nalan'ı hiçe sayarak Mükerrem'e olan aşkını ifade etmektedir. Her ne kadar diziler, gerçekliği tam olarak temsil etmese de sıklıkla ailenin önemini ve değerini yok sayan cümlelerin kullanılması, izleyicinin zihninde ve ahlaki yapısında birtakım değişiklerin yaşanmasına yol açabilecektir. Benzer şekilde Şükran'ın Kudret'ten hamile olmasına rağmen bu durumu eşinden gizlemesi ve duyulmaması için çabalaması da aile kavramının tek başına taşıdığı değere yönelik olumsuz bir tavrın yaratılmak istenmesinin bir sonucudur. Şükran'ın çocuk sahibi olmak için Kudret'i kullandığını itiraf etmesi de aslında aile kurumunun değerine yönelik olumsuz değerlendirmelerden bir diğeridir. Ailenin değeri ve öneminin korunması gerektiği yerde yasak ilişkiler sonucu hamile kalınması hali ile olumlu bir tutumla ele alınması, birtakım ahlaki sorunların doğmasına neden olacak ve bu tür ilişkilerin gündelik hayatta meşrulaştırılmasına yol açabilecektir. Aksine bu tür ahlaka aykırı ilişkilerin, izleyicilere dakikalarca sunulması yerine olumsuz yanlarının gösterilmesi yayıncılık ilkeleri gereği daha doğru bir tutum olarak değerlendirilmektedir. Yukarıda yer alan açıklamalarda görüldüğü üzere dizi genelinin yaygın olarak yasak aşklar üzerinden ele alınması ailevi değerlerin korunması bir yana hiçe sayıldığını, eşlerin birbirlerine karşı herhangi bir sadakat yükü taşımadıklarını ve bu durumun
normalleştirmeye çalışıldığı izlenimini uyandırmaktadır. Bununla birlikte, bahse konu dizide aile fertleri arasında büyük bir nefret ve intikam tutkusunun söz konusu olduğu, evlatlarına eşit muamelede bulunmayan anne ve baba karakterleri ile bu eşitsizliğe maruz kalan çocukların yıllar içerisinde biriktirdiği düşmanlık ve rekabet gerektiğinde annelerine, babalarına ve birbirlerine yönelik maddi-manevi zarar verme girişimlerine sebebiyet vermektedir. İntikam ve güç arzusu tüm bu girişimleri meşrulaştırmaktadır. Aile üyelerinin birbirlerine yönelik husumetleri ve bunların geçmiş hesaplaşmalarıyla meşrulaştırılması izleyici nezdinde aile ve aile bağı kavramlarının içini boşaltmakta, bu değerleri erozyona uğratmaktadır. Bu noktada aile kavramının aşındığına ilişkin değinilmesi gereken bir diğer husus gayrimeşru ilişkilerin ön planda tutuluyor olmasıdır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, evli bir karakterin evlilik dışı bir ilişkisinin olduğu ve birlikte olduğu kişinin eşinin kardeşi olması ile evlilikte sadakat ilkesini ihlal eden çarpık ilişkilerin yer aldığı ihanet temalarının yoğun biçimde işlendiği, senaryosunun ana temasında aile birliğini hiçe sayan bu tarz gayrimeşru ilişkilerin ön planda tutulduğu ihlale konu dizi filmde yer verilen sahne ve temaların aile kurumunu zedelediği, genç izleyicilere kötü örnek oluşturduğu ve ihaneti meşrulaştırdığı, aile kavramına zarar vereceği, olumsuz örnek oluşturabilecek davranış modellerinin benimsenmesine yol açabileceği, aile içi şiddeti meşrulaştırıp kanıksatabileceği, aile kurumunun temel değerleriyle bağdaşmayan, yozlaşmış aile ilişkilerinin, aile bireyleri arasındaki belirgin kopuklukların ve sadakat ilkesini ihlal eden ihanet temalarının yoğun biçimde işlendiği, ailenin güven, sadakat ve dayanışma esasına dayalı yapısını zedeleyen bu temsillerin, özellikle genç ve hassas izleyici gruplarında aile kurumuna yönelik algıyı olumsuz etkileyebileceği, aileye ilişkin güven ve aidiyet hislerini zayıflatabileceği, bu tür içeriklerin sürekliliği, aile kavramının toplumsal işlevine yönelik inancı aşındırmakta ve toplumsal normların çözülmesine zemin hazırlayabileceği, hem toplumsal değerlerin korunması ilkesine hem de aile kurumunun bütünlüğünün desteklenmesi yönündeki ulusal ve uluslararası düzenlemelere aykırılık teşkil ettiği değerlendirilmekte olup; konuyla ilgili olarak RTÜK İletişim Merkezi’ne yapılan şikâyetler de göz önüne alındığında, mezkur yapımda yer alan söz konusu unsurların toplumsal değerleri hiçe sayan, Türk aile yapısına, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle söz konusu yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin ihlali nedeniyle; Kanun’un 32’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, ihlalin ağırlığı, ihlalin mahiyeti, anılan madde ile korunmak istenen kamusal menfaat göz önünde bulundurularak, %3 oranında idari para cezası uygulanmasına karar verilmesi takdir edilmiştir.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan; "Toplumun millî ve manevî değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz." ilkesinin ihlali nedeniyle;
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bu Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş) ve (t) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz. Ayrıca, idarî tedbir olarak, ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına, isteğe bağlı yayın hizmetlerinde ihlale konu programın katalogdan çıkarılmasına karar verilir. İhlalin mahiyeti göz önünde bulundurularak, bu fıkra hükümlerine göre idarî para cezası ile birlikte idarî tedbire karar verilebileceği gibi, sadece idarî para cezasına veya tedbire de karar verilebilir.” hükmü uyarınca, idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ocak 2026 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 314.885.956,43 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde üç oranı (%3) 9.446.579,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) İdari para cezasının tebliğinden itibaren bir ay içerisinde, Üst Kurulun T.C. Ziraat Bankası Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Tek İdare Tahsilat Alt Hesabı TR46 0001 0017 6200 9999 9955 88 no’lu hesabına “6112 sayılı kanunun 32’nci maddesine göre ödenen para cezasıdır” şerhiyle ödenmesi gerektiğinin veya 6112 sayılı kanunun 32’nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tebliğden itibaren en geç onbeş gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava açılabileceğinin, aynı maddenin 11’inci fıkrası uyarınca 1 ay içerisinde peşin ödeme yapılması halinde, 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezanın dörtte üçünün tahsil edileceğinin ve taksitlendirme talebinde bulunulabileceğinin, peşin ödemenin kanun yoluna müracaat hakkını engellemeyeceğinin, en geç 1 aylık süre içerisinde ödenmeyen idari para cezasının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairesine gönderileceğinin bildirilmesine,
c) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir...” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Dr. Necdet İPEKYÜZ, Tuncay KESER ve İlhan TAŞCI’nın karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.


