İnceleme ve Değerlendirme : İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 09.12.2014 tarihli ve 2491 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin Uzman Raporunda;
“Samanyolu Yayıncılık Hizmetleri A.Ş. unvanlı medya hizmet sağlayıcıda, 30.11.2014 tarihinde, saat 17.34'de, "7 yaş ve üzeri için, Şiddet / Korku" sembolleriyle tanımlanan, "Kaynananın İftirası" isimli bir televizyon filmi yayınlanmıştır.
Filmde, oğluna aşırı derecede düşkün olan bir kadının yaptığı kötülüklerin, çevresindeki masum insanları nasıl etkilediği anlatılmaktadır. Kısaca özetlersek; Makbule Hanım, gelininin ikinci çocuğu da kız olunca, erkek çocuk doğuramadığı için ona iftira atarak oğlundan boşanmasını sağlar ve oğlunu başka bir kadınla evlendirir. Ancak ikinci gelininden de memnun kalmayıp, ona da iftira atmaya kalkınca, bu kez işler istediği gibi gitmez, oğlu karısını öldürerek cezaevine düşer. Bu durumu kabullenemeyen Makbule Hanım da aklını yitirir. Boşandıktan sonra psikolojisi bozulan ilk gelini ise, iki küçük çocuğunun Sosyal Hizmetler tarafından götürülmesine engel olamayınca, kendini asarak intihar eder.
Saat 18.28.54'de yer alan ve 15 saniye süren intihar sahnesinde; aklını yitirmiş kaynanasının ürkütücü gülüşü eşliğinde, yıkık dökük ahşap bir binanın tavanında, bir ipin ucunda gözleri açık bir şekilde, boşlukta sallanan cansız bedenin görüntüsü önce uzak çekimle gösterilmiş, hemen ardından cesedin ayaklarından başlayarak yukarıya doğru tüm vücudu yakın plan çekimle ekrana getirilmiş, söz konusu bu görüntüyle intihar olgusunun net bir şekilde ekrana yansıtıldığı izlenmiştir. Filmin devamında da, aynı görüntü, saniyelik geçişlerle (18.30.03, 18.30.10 ve 18.30.12) üç defa tekrarlanmıştır.
Söz konusu sahneler, "1.Klip-İntihar sahnesi" ve "2.Klip-İntihar sahnesi tekrarı" isimleri ile klipleştirilerek, raporumuza eklenmiştir.
Televizyonun çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri, eğitim bilimciler tarafından günümüzde sıklıkla gündeme getirilmekte, tartışılmakta ve toplumsal farkındalık yaratılmaya çalışılmaktadır. Uzmanlar, televizyonun bir eğitim aracı olarak kullanılabilmesinin, yetişkinlerin doğru yönlendirmeleri ve mantıklı sınırlamaları ile mümkün olabileceğini, aileler tarafından çocukları eğlendirme ve zaman geçirme aracı olarak kullanılan televizyonun, çocukları edilgen hale getirerek, yaratıcılıklarını engelleyebileceğini, bilinçsizce ve kontrolsüzce kullanılması durumunda ise, küçük izleyici kitlesi üzerinde onarılması zor, bazen geri dönüşü olmayacak zararlara yol açabileceğini savunmaktadırlar.
Çocuk ve Ergen Psikolojisi Uzmanı Pedagog Sevil Yavuz Gümüş, bu konu hakkındaki bir yazısında; ailelerin çocuklarına dizi izleme konusunda sınır koymadıklarını, toplumda dizi bağımlısı çocukların çoğaldığını dile getirmekte, küçük yaştaki çocuklarda soyut düşünce kavramı gelişmediği için, dizilerdeki sahnelerin bir hayal ürünü olduğunu, oyuncuların bunu canlandırdığını, algılayamadıklarını, bu sahnelerin çocukların içine işlediğini ve bu sahneleri oyunlarında işlediklerini belirterek, dizi sahnelerinin neden olduğu ölümlere atıfta bulunmakta ve özellikle dizilerdeki asılma sahnelerini izledikten sonra, denemek isterken ölen bir çok çocuğun, bu duruma örnek teşkil ettiğini ifade etmektedir.
Uzman Psikolog Emin Dönmez ise, çocukların özellikle televizyondan öğrendikleri bazı davranışları taklit edebildiğini, öğrenme yoluyla kendi davranışları haline getirebildiğini, ancak yapacakları davranışların gerçekte ne ile sonuçlanacağını bilemeyeceklerini belirterek; "Boynuna ip geçirdiğinde ve asıldığında öleceğini bilir ama ölümün bir yok oluş veya gerçek anlamda yaşamın sonlanması idrakini bilemez. Çok düşünmeden, bir anda sonucunu düşünmeden eyleme geçebilir.
Daha önce zihninde oluşan sahneler veya kendisini yönlendiren söylemlerin etkisinde kalabilir." demektedir.
Medyada, dizilerdeki asılma sahnelerinden etkilenerek tekrar etmeye çalışan ve hayatını kaybeden çocuklara ilişkin haberler araştırıldığında, bu tarz ölümlerin sıklığı dikkati çekmektedir. Şöyle ki;
Yukarıda sadece birkaç örneğe yer verdiğimiz haberlerden ve uzman görüşlerinden de anlaşılacağı üzere; özellikle ilk çocukluk dönemlerinden itibaren, kendilerine rol model olarak seçtikleri televizyondaki dizi kahramanlarının özelliklerini, günlük yaşamlarına ve oyunlarına yansıtmaya başlayan çocukların, televizyon filmlerinde veya dizilerinde açık ve net bir şekilde ekrana getirilen intihar sahnelerinden de etkilenebildikleri ve taklit etme yoluna gidebildikleri görülmektedir. Bu nedenle, yayıncı kuruluşların yayınlarında bu tarz sahnelere ya hiç yer vermemeleri ya da yer verilmesi zorunlu durumlarda flulaştırma/kapatma teknikleri kullanmaları, sorumlu yayıncılık anlayışının gereğidir.
Ayrıca, mevzuatımızda çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimine zarar verebilecek türde içerik taşıyan programların, bunların izleyebileceği korumalı saatlerde, koruyucu sembol kullanılsa dahi yayınlanamayacağı hükmü yer almaktadır. “7 yaş ve üzeri için uygundur/ Şiddet-Korku" koruyucu sembolleriyle yayınlanan söz konusu yayında da; çocuklara kötü örnek oluşturabilecek görüntülerin yer aldığı ve bu görüntülerin çocukların ve gençlerin ekran başında olabileceği korumasız saatte ekrana getirildiği düşüncesinden hareketle, televizyon filminin akıllı işaret kodlaması tarafımızca yeniden yapılmış ve "13+, Şiddet/Korku" koruyucu sembol işaretleri ile yayınlanması gerektiği tespit edilmiştir.
Sonuç olarak; STV medya hizmet sağlayıcıda, 30.11.2014 tarihinde yayınlanan ,"Kaynananın İftirası" adlı televizyon filminde, küçük izleyici kitlesinin ekran karşısında olduğu bir zaman diliminde, önce uzak, sonra yakın plan çekimle, ürkütücü bir haykırış ve müzik eşliğinde, hiçbir kapatma tekniği kullanılmaksızın ekrana getirilen 'asılma sahnesi' nedeniyle;
-6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un, 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirlenen; "Radyo ve televizyon yayın hizmetlerinde, çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimine zarar verebilecek türde içerik taşıyan programlar bunların izleyebileceği zaman dilimlerinde ... yayınlanamaz." hükmü ile,
-Yayının içeriğine uygun sembol kullanılmaması nedeniyle, Yayın Hizmeti Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik'in, "Koruyucu Sembol Sistemi" başlıklı 23 üncü maddesinin 5 inci fıkrasında belirlenen, "Bir programın hangi yaş grubuna uygun olduğu ise; programdan etkilenme düzeyleri göz önüne alınarak oluşturulan Ek-1’de yer alan “Genel İzleyici”, “7 Yaş”, “13 Yaş” ve “18 Yaş” sembolleriyle belirtilir. “13 Yaş” ve “18 Yaş” sembolleri programın yayını süresince ekranın bir köşesinde sabit ve sürekli olarak yayınlanır...13+ bir programın 21.30’dan sonra yayınlanabileceği, ...anlamına gelir." ilkesinin dolayısıyla, 6112 Sayılı Kanun'un 24 üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirlenen; "Koruyucu sembol sistemi ile ilgili usul ve esaslar Üst Kurulca belirlenir." hükmünün ihlal edildiği değerlendirilmiştir."
Şeklindeki değerlendirmelere yer verilmiş olduğu,
Yayın kuruluşunun yukarıda belirtilen yayınında 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 24 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ihlal edildiği kanaatinin Daire Başkanlığınca belirtildiği,
Konu hakkında karar alınmasını teminen yazının Üst Kurula havale edildiği, anlaşılmaktadır.
Gerekçe :Konunun; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nınyazısı, eki belgeler ve ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurulumuzca değerlendirilmesi neticesinde;
Her ne kadar Daire Başkanlığınca 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasının yanı sıra 24 üncü maddesinin de ihlal edildiği kanaati belirtilmiş olsa da, söz konusu yayına ait deşifre kayıtlarının ve video görüntülerinin tetkikinde; saat 17.34’te yayınlanan ihlale konu dizide, küçük izleyici kitlesinin ekran karşısında olduğu bir zaman diliminde, önce uzak, sonra yakın plan çekimle, ürkütücü bir haykırış ve müzik eşliğinde, hiçbir kapatma tekniği kullanılmaksızın ekrana getirilen “asılma sahnesi” nedeniyle, yayında 6112 Sayılı Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmünün ihlalinin ön plana çıktığı kanaatine varılmıştır.
Söz konusu kuruluşa 03.08.2011, 23.08.2011 tarihli yayınları nedeniyle evvelce 20.09.2011, 28.09.2011 tarih ve 2011/55, 2011/56 sayılı toplantıda alınan 15, 19 nolu Üst Kurul Kararlarıyla 6112 Sayılı Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca uyarı yaptırımı uygulandığı Üst Kurul kayıtlarından anlaşıldığından; aynı hükmün tekraren ihlali nedeniyle, Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca, anılan Yayın Kuruluşu hakkında “İdari Para Cezası” yaptırımının uygulanması gerektiği, kanaatine varılmıştır.
Karar : Yapılan görüşmeler sonucunda, ayrıntıları ve gerekçeleri yukarıda izah olunduğu üzere, STV logosuylayayın yapan SAMANYOLU YAYINCILIK HİZMETLERİ A.Ş. unvanlı kuruluş hakkında;
6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “Radyo ve televizyon yayın hizmetlerinde, çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimine zarar verebilecek türde içerik taşıyan programlar bunların izleyebileceği zaman dilimlerinde ve koruyucu sembol kullanılmadan yayınlanamaz. " hükmünün tekraren ihlali nedeniyle, 32 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca;
1- İhlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ekim 2014 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 5.111.438,50 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde bir oranı 51.114,00 TL. İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
2- İdari para cezasının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde Üst Kurulun T.C. Ziraat Bankası Ankara Kamu Girişimci Şubesi TR98 0001 0025 3300 9999 9951 93 no’lu hesabına “6112 sayılı kanunun 32 nci maddesine göre ödenen para cezasıdır” şerhiyle ödenmesi gerektiği veya 6112 sayılı kanunun 32 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca tebliğden itibaren en geç onbeş gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava açılabileceğinin, dava açma süresi içerisinde peşin ödeme yapılması halinde, 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezanın dörtte üçünün tahsil edileceğinin ve taksitlendirme talebinde bulunabileceğinin, peşin ödemenin kanun yoluna müracaat hakkını engellemeyeceğinin, en geç 1 aylık süre içerisinde ödenmeyen idari para cezasının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairesine gönderileceğinin bildirilmesine,
Oy birliği ile karar verildi.


