İnceleme ve Değerlendirme : İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 10.12.2014 tarihli ve 2497 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin Uzman Raporunda;
“TRT TÜRK logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşta hafta içi her gün saat 19.25'de Türkiye ve dünya gündeminde yaşanan olayların her gün farklı bir konukla değerlendirildiği "MANŞETTEN" adlı program yayınlanmaktadır. İlgili programın 21.11.2014 tarihli bölümüne gazeteci Ali DEĞİRMENCİ konuk olarak katılmıştır.
Fettullah GÜLEN VEKİLİ Av. Nurullah ALBAYRAK 28.11.2014 tarih ve 039107 sayılı evrak akış fişi ekinde yer alan 27.11.2014 tarihli dilekçe ile Üst Kurula başvurarak TRT TÜRK adlı medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 21.11.2014 tarihinde saat 20.00'da yayınlanan "MANŞETTEN" adlı programda bir takım mesnetsiz iddialara yer verildiğini, program içeriğinde yer alan iddiaların tamamen gerçek dışı olduğunu belirtmiş ve yapılan bu yayının 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin (b), (c), (ç), (e), (ı), (i) ve (k) bentlerine aykırı olduğunu ve talebinin gereğinin yapılmasını ifade etmiştir.
Söz konusu yayında şikayet edilen hususlara ilişkin deşifre metni ve yapılan tespitler aşağıdaki şekildedir:
Klipten de görüleceği üzere programın başında sunucu Alper ALTUN Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN'ın Afrika ziyaretinde Ekvator Ginesi'nde paralel yapıya dikkat çektiği"Bazı Afrika ülkeleri ile Türkiye arasına sivil toplum örgütü ya da eğitim gönüllüsü maskesiyle tehlikeli yapılanmaların nüfus etmeye çalıştıklarını görüyoruz. Bunu da dikkatle izliyoruz. Faaliyet gösterdikleri hemen her ülkede gizli yapılanmanın içine giren ve ajanlık faaliyetleri daha da somutlaşan bu örgütlere karşı devlet ve hükümet başkanı dostlarımızın daha hassas olacaklarını umuyoruz. Eğitim ve insani yardım görüntüsü altında Türkiye dahil olmak üzere faaliyet gösterdikleri her ülkede ciddi tehdit teşkil eden bu örgüt veya örgütlere karşı her türlü bilgi paylaşımına ve ortak mücadeleye hazır olduğumuzu vurgulamak isterim"şeklindeki açıklamayı okumuş ve konuk Ali DEĞİRMENCİ'den cumhurbaşkanının yaptığı paralel yapı uyarısını nasıl değerlendirdiğini sormuştur. Konuk Ali DEĞİRMENCİ bu soruya"Şimdi önce Türkiye sıradan bir ülke değil. Onu söyleyelim. Bugün Afrika'da Cumhurbaşkanı, Başbakan Irak'ta, toplantılar görüşmeler yapıyor, Enerji Bakanı Amerikayla görüşüyor, Dışişleri Bakanı Avrupa'da Bürükselde görüşüyor. Türkiye eski Türkiye değil. Artık bütün küresel anlamda hem etkisini gösteriyor hem görüşmeler yapıyor hem pozisyon alıyor. Zaten bugün yaşamış olduğumuz bu Ortadoğu'daki krizlerin ya da sorunların nedeni Türkiye'nin çok ciddi eskisine göre ilerlemiş büyümüş ve siyaset sahibi olmuş bir ülke olması nedeniyledir. Şimdi o açıklamayı orda neden yaptı onun için bunu söylemek istedim. Türkiye 17 ve 25 Aralık ciddi sorununu yaşadı. Bu bir darbe girişimiydi. Hükümeti devirme ya da iktidardan etme, iktidarı zayıflatma üzerine bir darbe girişimiydi. Bu darbe girişimini yaşayan Türkiye ve bu işle ilgili mücadeleye başladıktan sonra gördü ki bunlar normal bir dernek ya da sivil toplum örgütü değil. Bunlar devlet içerisine giren, devletin içerisindeki konumu alan güçlenen, palazlanan, siyasi güç elde eden bir örgüt haline geliyor. Dolayısıyla bu daha sonrasında bütün davalar açıldı diğer dinleme ve casusluk davaları ortaya çıktı ve tır operasyonları ortaya çıktı. Bunun bir normal sivil toplum örgütü olmadığını gördü. Ve bu yapının Gülen Hareketi'nin daha doğrusu dünyada 100 civarında ülkede konumlanmış oralarda operasyon yapıyor. Ve bu operasyonlar gösteriyor ki bu uluslararası bir organizasyon. Onun için Afrikada yaptığı açıklama kendi başına gelen, daha doğrusu Türkiye'nin başına gelmiş olan bu olayın onlara da anlatmaya çalışıyor. Bunun bir networkü var. Ve dünyadaki bütün yapılanmaları tek elden bir yerden organize ediliyor. Ve bu organizasyonun amacı tamamen hani sivil toplum çalışması, insani yardım amaçlı Hümanist bir çalışma olmadığını biz Türkiye'de 17 ve 25 Aralık operasyonları ve sonrasında yaşananlarla birlikte anladık. Dolayısıyla bu sıradan bir örgütlenme ya da çalışma değil. Networkü olan amacı olan uluslararası belirli kuruluşlarla gizli ya da açık olmamak kaydıyla çok fazla ittifakı olan, hatta bu Türkiye'de elde edilen bütün verileri dinlemeleri, kayıtları, ses kayıtlarını bunların hepsi başka bir ülkeye ya da başka ülkelererdeki istihbarat örgütlerine gitme ihtimali çok yüksek olduğu, özellikle de Dışişleri Bakanlığı'nın Ahmet Davutoğlu o zaman Dışişleri Bakanıydı Irak şeyle ilgili Suriye ile ilgili yapılan toplananın deşifre edilmesi ve bunun bütün Dünya kamuoyuna ses olarak dinletilmesi bunların hepsi tehlikeli ve ciddi sorunlar. Bütün herkesi Türkiye'nin dostu olan herkesi uyarıyor. Diyor ki hani bizim başımıza geldi. Biz gördük, yaşadık. Bir darbe girişimiydi. Bunlar normal sivil toplum örgütü değil. Dolayısıyla sizle birlikte çalışmak istiyoruz. Şuanda bunu herkes fark ediyor. Uzun bir süreden beri yedi sekiz aydan beri Türkiye aleyhine Dünya kamuoyunda çok ciddi haberler çıkıyor. Ve çıkan haberlerin hepsi Türkiye'yi ağır eleştiriler içeren haberler. Şimdi bütün bu haberleri bu Gülen Hareketinden bağımsız olarak düşünmememiz gerekiyor. Türkiye bir anda böyle bir haber bombardımanına Türkiye'yi ağır eleştirilere neden olacak ithamlarda neden olacak haberler çıkıyor. Bir çok gazetenin Amerika'dan Avrupaya Afrika'dan başka ülkelere kadar Türkiye aleyhtarı haberler çıkıyor. Bunların hepsini aslında Cumhurbaşkanı da biliyor birçok kişi de biliyor. Bu hareketin içerisindeki kişilerin organizasyonuyla birlikte elde ediliyor."şeklindeki ifadelerle cevap vermiştir.”
Şeklinde değerlendirmelere yer verilmiş olduğu
Söz konusu programda, 6112 sayılı Kanuna aykırılık olmadığı kanaatinin Daire Başkanlığınca belirtildiği,
Konu hakkında karar alınmasını teminen yazının Üst Kurula havale edildiği anlaşılmaktadır.
Gerekçe :Konunun; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nınyazısı, eki belgeler ve ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurulumuzca değerlendirilmesi neticesinde;
Söz konusu yayında; somut olarak Fetullah Gülen'e yönelik küçük düşürücü, aşağılayıcı ve hakaret edici nitelikte ifadelerin ver almadığı; ancak "F Tipi Örgüt" olarak ifade edilen bir yapıya yönelik iddia ve eleştirilerin yer aldığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, kamuoyuna mal olmuş müessese ve kişilere yöneltilecek eleştiri sınırının daha geniş olacağı zira kamuoyunu yakından ilgilendiren kurum ve kişilerin tartışılmasının kitlelerin bilgi alma hakkı ve dolayısı ile demokrasi rejiminin işlerliği ile orantılı olduğu çok kereler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında dile getirilmiştir. 6112 sayılı Kanun’un 1 inci maddesinde de Kanunun amacı “ifade ve haber alma özgürlüğünün” sağlanması olarak tanımlanmıştır. Kanunun amacı ve mahkeme içtihatları da dikkate alındığında; kamuoyunu ilgilendiren olay, müessese ve kişilerin tartışmaya açılması ve kitlelerin haber alma hakkının gerekliliği yolunda görüş oluşmuş ve yayın kuruluşunun ilgili yayınında 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a aykırı bir husus olmadığı kanaatine varılmıştır.
Karar : Yapılan görüşmeler sonucunda, ayrıntıları ve gerekçeleri yukarıda izah olunduğu üzere; TRT TÜRK logosuyla yayın yapan TÜRKİYE RADYO VE TELEVİZYON KURUMU hakkında, bahse konu yayını nedeniyle, 6112 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir İDARİ YAPTIRIM UYGULANMASINA YER OLMADIĞINA Üst Kurul Üyeleri Esat ÇIPLAK ve Ali ÖZTUNÇ’un karşı oyları, oy çokluğu ile karar verildi.


