İnceleme ve Değerlendirme : İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 16.12.2014 tarihli ve 2542 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin Uzman Raporunda;
“FOX logosu ile yayın yapmakta olan Huzur Radyo Televizyon A.Ş. ticari ünvanlı medya hizmet sağlayıcıda, hafta içi hergün saat 16.30-19.00 arasında "Esra Erol'la" adlı evlilik programı yayınlanmaktadır. Canlı olarak yayınlanan programda evlenmek isteyen kadın ve erkek adaylar, talipleri ile tanıştırılmakta, tanışma esnasında da birbirlerini tanıma adına özel yaşamları ile ilgili sorular sorulmakta, geçmiş yaşamları seyirciler ve izleyiciler tarafından sorgulanmaktadır. Program gerektiğinde görüş almak üzere değişimli olarak programa katılan uzman psikolog ve avukat eşliğinde gerçekleştirilmektedir.
25.11.2014 tarihinde yayınlanan programda, evlenmek için stüdyoda bulunan Özgül Hanım'a talip olarak İbrahim Bey gelmiştir.
İbrahim Bey, Özgül Hanım'a kendini tanıtırken başından bir evlilik geçtiğini, eşinin hamileyken kendisini terkettiğini, bir oğlu olduğunu ancak eski eşinin oğlunu göstermediğini belirtmiştir.Esra Erol, "Hamile bir kadın evi niye terk eder?" diye sormuş, İbrahim Bey de "Çok özel bir sebepten dolayı" şeklinde cevaplamıştır. Ancak bu cevap Esra Erol'a yeterli gelmemiş, "Nasıl bir özel sebep olabilir ki?" diyerek konuyu açmasını istemiştir. İbrahim Bey de evliliklerinin 3. ayında eşi 1 aylık hamileyken eşinin eski sevgilisinin aradığını ve kendisinin de bu olaya şahit olduğunu, psikolojisinin bozulduğunu, çocuğu doğana kadar ayrılmak istemediğini ve bu sürede annesinin yanına taşındıklarını, ancak eşinin doğuma 8 gün kala evi terkettiğini ifade etmiştir.Daha sonra mahkeme kararıyla bir kez çocuğunu gördüğünü, ondan ayrılamadığını, bu nedenle kaçırdığını ve 3 ay beraber yaşadıklarını belirtmiştir. Aslında mahkeme kararıyla çocuğunu görebileceğini de ekleyen İbrahim Bey, eşiyle normal bir ilişkisi olmadığı için çocuğunu görmediğini, polislerle, jandarmalarla gidip onu rahatsız etmek istemediği için görmediğini söylemiştir.
Saat 17.21.27'de programa İbrahim Bey'in eski eşi Merve Hanım telefonla bağlanmış ve eşinin kendisiyle ilgili iddialarına cevap vermiştir. Merve Hanım, "...Orası evlenme programı, evlenmeye geldiyse evleneceği kişiyle ilgili konuşsun. Ben evli barklı bir insanım. Çocuklarım da var. Benim çocuğumun psikolojisini de artık bu saatten sonra bozmasın. Nafaka borcundan zaten aranıyor. Mahkeme kararına uyup, gelip çocuğunu görmüyor. Ben Giresun'da yaşıyorum, jandarmayla, polisle geliyor ya da okula gidip daha iki ay oldu, çocuğuma iddialarda bulunuyor. Madem evlenmeye gelmiş, evleneceği kişiyle muhatap olsun. Benim hayatımı, özel hayatımı, benim eski geçmişlerimi açmasın, doğruları söylesin veya hiç söylemesin artık yeter yani. 9 senedir kurtulamadım şu adamdan ya, velayet ikinci kez yine bana veriliyor, adamın çenesi bağlanıp oturmuyor, var mı böyle bir saçmalık.Sen 45 yaşında insansın ya. Hala çocuğum şu an seni gördüğü zaman tir tir titriyor, çocuk ağlıyor, yıkıyor ortalığı ya. Git hayatımızdan, git ya, ... o anacıdır, o çocuğuna bile bir kuruş vermeyen insandır.Nafaka borcu var onu bile ödemiyor., gelip mahkeme kararı var çocuğunu bile görmüyor ve benim çocuğuma senin annen şöyle şöyle bir insandır diyen bir insan o.... yazıklar olsun sana sen insan değilsin İbrahim...benim çocuğumdan uzak dur. Yeter benim özel hayatım var, ben evli bir insanım, sen ne istiyorsun benden, tutmuş bana eski eşim, adam olsaydın da karına sahip çıksaydın. (Stüdyodan biri: Bu çok büyük bir iddia Esra Abla) Adam olsaydın da karına sahip çıksaydın. Annenin dizinin dibinde karına bir bardak su veremeyen insansın sen.... Defol git ya, rezil etti beni her yere, çocuğuma bakacak yüzüm yok ya, anne sen nasıl bir insanla evlenmişsin diyor bana çocuğum ya....oraya evlenmeye gelmişsen evlilik için konuş, benim hayatım için konuşma. Ben 28 yaşındayım, çocuklarımla ilgilenemiyorum senin yüzünden psikolojimi bozdun ya... Velayet davası açtı, bütün herkes benden yanaydı, yok deliydi, yok aldattıydı, yok çocuğunu bırakıp gitti, ya bırak yalanın sonunda ortaya çıkıyor zaten senin, artık yeter ya, nereye gidiyorsan git,...nafakanı öde önce nafaka borçlarını öde... sen busun işte anladın sen busun...hala vazgeçemiyorsun, 9 sene oldu....Esra Hanım benim çocuğum bana diyor ki, beni kaçırdığı zaman karşı karşıya yatıyoruz, bak senin anan bilmem neydi, bak ben böyleyim. Sen babasın öyle mi? Çocuğunu yerde yatıran bir insansın sen, soğukta yatıran bir insansın, yemek vermeyen bir insansın sen, beni amcam baktı diyor. Utan utan.Ben çocuğumu arama kararıyla aldığım zaman çocuğum altını kirletmişti ya. 9 yaşında çocuk. Artık yeter, yeter lütfen ya." şeklinde duygularını dile getirmiştir.
Program sunucusu Esra Erol, telefondaki Merve Hanım'ın konuşmasının ardından "Sizin iddialarınıza cevap olarak Merve Hanım da yayına bağlandı. Teşekkür ederim yayına bağlandığınız için. Boşanmak mı? Uzak dursun diyor insan. Sadece şunu merak ediyorum. Her iki taraf için de hiç mi geçirilen güzel zaman ve saygı ve anı yok arada. Bu tek tarafın suçu değil, her iki tarafın da suçu, her iki tarafın sürekli birbirini suçlamasının suçuyla yoğuruluyor ama ne bileyim bazen hiçbir şey söyleyemiyorsun." diyerek taraflardan İbrahim Bey'i dinlemeye devam etmiştir.
Programın stüdyoda bulunan psikoloğu Yeşim Hanım, eski eşlerin birbirleri hakkındaki iddialarına ilişkin "Beni ilgilendiren tek şey çocuğun masumiyeti ve şu anki psikolojisi. Bu ileride izleyebileceği kötü bir anı mesela. Keşke annesiyle oturup konuşabilseniz ve çocuk için hareket edebilseniz." yorumunu yapmıştır.
Söz konusu yayında, iki kişiyi evlendirmekten çok reyting elde etme çabası dikkat çekmiştir. Programın reytingini artırmak için iki kişinin tüm mahremiyetinin kişilerce deşifre edilmesine izin verilmiştir. Eski koca programda, başından bir evlilik geçtiğini söyledikten sonra sunucu Esra Erol neden ayrıldıklarını sormuş, eski eş özel bir nedenden dedikten sonra, sunucu, ayrılık nedeninin yayında söylenemeyecek bir şey olduğu açık olmasına rağmen, söylenmesi için ısrar etmiş ve adam da aldatılma nedeniyle ayrıldığını açıklamıştır. Sonra bu açıklama üzerine kanal tarafından kadın da telefonla yayına alınarak, ortalığın daha da kızışmasına imkan verilmiş, kadının kötü bir üslupla bağırıp çağırarak yaptığı tüm konuşmalara müsaade edilmiştir.
Boşanan eşlerden koca, evliliklerinin 3. ayında eşi 1 aylık hamileyken, eşinin eski sevgilisinin araması üzerine eşinin evliyken kendisini aldattığını öğrendiğini, bu aldatma olayı üzerine eşinden ayrılmadığını ancak eşiyle birlikte annesinin yanına taşındığını, sonrasında çocuğu olduktan sonra bir kez çocuğunu görebildiğini ve ondan ayrılamadığı için onu kaçırdığını ve 3 ay çocuğu ile beraber yaşadıklarını belirtmiştir. Aslında mahkeme kararıyla çocuğunu görebileceğini de söyleyen İbrahim Bey, eşiyle normal bir ilişkisi olmadığı için çocuğunu polislerle, jandarmalarla görerek onu rahatsız etmek istemediği için görmediğini anlatmıştır.
Koca bu açıklamaları yaparken, cevap hakkı doğdu diyerek yayına telefonla alınan eş, kocasının, yayındaki açıklamalarından son derece rahatsız olduğunu belirterek sinirli ve çok gergin bir tavırla eski kocasına, bağırır tarzda, kendisinin şu anda evli olduğunu, çocukları olduğunu çocuklarının psikolojisi ve kendi psikolojisi açısından konuşmamasını söylemiş, ayrıca konuşmak gerekirse, kocasının, kötü duruma düşeceğini belirtmiştir. Kadın bu açıklamaları yaparken kocasıyla hiç muhatap olmamak istememiş, Esra Erol'a seslenerek açıklamalarını yapmıştır. Kadın, "Orası evlenme programı, evlenmeye geldiyse evleneceği kişiyle ilgili konuşsun... Annenin dizinin dibinde karına bir bardak su veremeyen insansın sen....Defol git ya, rezil etti beni her yere, çocuğuma bakacak yüzüm yok. Ya, anne, sen nasıl bir insanla evlenmişsin diyor bana çocuğum ya....oraya evlenmeye gelmişsen evlilik için konuş, benim hayatım için konuşma. Ben 28 yaşındayım, çocuklarımla ilgilenemiyorum senin yüzünden, psikolojimi bozdun ya." şeklinde sözler sarf etmiştir.
Yapılan değerlendirmede, program bir evlendirme programıdır. Oraya evlenmek üzere çıkan kişiye neden ayrıldığı sorulabilir, ancak özel bir neden denildikten sonra ısrar edilmesi çok yanlış bulunmuştur. Buradan, programın adının ne olduğunun önemli olmadığı, amacın sadece reyting olduğu görülmüştür. Programda bir psikolog da vardır, ancak hiçbirisi tüm ailenin mahremiyetinin gözler önüne serilmesine 'dur' dememiştir. Mahremiyet gözler önüne serildikten sonra, topluma ve ailenin çocuklarına yapılacak kötülük yapıldıktan sonra, Psikolog Yeşim Hanım, "Eski eşlerin birbirleri hakkındaki iddialarına ilişkin "Beni ilgilendiren tek şey çocuğun masumiyeti ve şu anki psikolojisi. Bu ileride izleyebileceği kötü bir anı mesela. Keşke annesiyle oturup konuşabilseniz ve çocuk için hareket edebilseniz." yorumunu yapmıştır.
Bu programda ailenin çocuklarının psikolojisi hiç düşünülmemiştir. Bu yayın, ailenin çocuklarının anne ve babalarına olan güveninin kırılmasına, anne ya da babalarına kin ve nefret duymalarına, okul çağında iseler arkadaşlarına rezil olmalarına neden olmuştur. Ayrıca çocukların, anne ve babalarıyla ilgili duymuş oldukları bu kötü durumlar çocukların yetişkinliklerinde benzer birer ebeveyn olmalarına neden olabilecektir.
Bunun dışında, programın 11.11.2014 ve 12.11.2014 tarihli yayınlarında da, aşağıda özetlemeye çalışıldığı üzere adaylar arasında bir takım sorunlar yaşanmış ve medyaya yansımıştır. Şöyle ki:
11.11.2014 tarihli yayın içerisinde, saat 18.11.20 'de gelin adayı Cansu'nun, bir süre görüştüğü ve artık görüşmek istemediği Cüneyt isimli şahıs elinde çiçek ve balonlarla stüdyoya gelmiş ve önünde diz çökerek, kendisini affetmesini talep etmiştir. Locadaki arkadaşının da ısrarına rağmen Cansu ise çok kararlı bir şekilde, artık istemediğini belirtmiştir. Reklamın ardından; (18.35.00 - 18.41.50) saatleri arasında da adaylardan birisi, aslında Cansu'nun aklında başka birisinin olduğunu ve o konunun kapandığını söylemiş, Esra Erol'un ısrarına rağmen kim olduğunu açıklamamış, bu sırada locada oturan Mahmut isimli aday, o kişinin kendisi olduğunu açıklamıştır. Mahmut, Cansu'nun sosyal medya üzerinden kendisine talip olacağı şeklinde yazdığını, Cansu'yu üzmemek için cevap vermediğini, bu konuda konuştuklarını ve konunun kapandığı belirtmiştir. (Reklam Kuşağı araya girdiğinden Klip 3/a ve Klip 3/b oluşturulmuştur.)
12.11.2014 tarihli yayında da, her ikisi de eş bulmak amacıyla locada oturan Umut ile Büşra, 30.10.2014 tarihinde birlikte yola çıkmaya karar vermişler, ancak Umut'un işsiz olmasından kaynaklanan tartışma yaşanmış ve sorunun çözülmesiyle birlikte 03.11.2014 tarihli yayında evlenme teklifinin ardından yüzük takılmıştır. 12.11.2014 tarihli yayına çıkan çift, ayrılma kararı aldıklarını ifade etmiş, neden olarak da Umut, evlenme kararlarıyla birlikte sosyal medya ağını dondurduğunu, Büşra'nın Facebook'unda ise bazı kişileri görmesinin ve Instagram, Twitter gibi sosyal ağlardan gelen arkadaşlık tekliflerine olumlu cevap vermesinin kendisi tarafından kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Sosyal medya hesaplarını kapattığını, daha önce görüştüğü insanlarla ilişkisini kestiği halde, Büşra'nın bu tutumunun ailesi tarafından da kabul görmediğini ifade etmiştir. Sonuçta, ikisi arasında oluşan güvensizlik nedeniyle ayrılma kararı aldıklarını açıklamışlardır. (Klip 5 - 17.51.43 - 18.15.15)
Sonuç olarak yukarıdaki değerlendirmelere dayanarak yayının; 6112 sayılı Yasa'nın 8'inci maddesininbirinci fıkrasının (ç)bendinde yer alan "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez."ilkesine ve(f)bendinde yer alan"Toplumun millî ve manevî değerlerine, genel ahlaka veailenin korunması ilkesine aykırı olamaz."ilkesine veikinci fıkrasındayer alan"Radyo ve televizyon yayın hizmetlerinde, çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimine zarar verebilecek türde içerik taşıyan programlar bunların izleyebileceği zaman dilimlerinde ve koruyucu sembol kullanılmadan yayınlanamaz."ilkesini ihlal ettiği kanaatine varılmıştır.” Şeklinde değerlendirmelere yer verilmiş olduğu,
Yayın kuruluşunun söz konusu yayını ile 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) ve (f) bentleri hükmünü ihlal ettiği kanaatinin Daire Başkanlığınca belirtildiği,
Konu hakkında karar alınmasını teminen yazının Üst Kurula havale edildiği, anlaşılmaktadır.
Gerekçe :Konunun; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nınyazısı, eki belgeler ve ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurulumuzca değerlendirilmesi neticesinde;
Bilindiği üzere, kişilik hakları, kişiye sırf kişi olması sebebiyle tanınmış, vazgeçilmesi, devri mümkün olmayan haklardır. Kişilik hakları başta Anayasa olmak üzere yasal mevzuatımızla da koruma altına alınmıştır. Anayasanın “kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinde; “herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu” hükme bağlanmıştır. Bunun yanı sıra, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 24 üncü ve devamı maddelerinde de “kişiliğin korunması” başlığı altında buna ilişkin esaslar ve korunma yolları düzenlenmiştir.
“Özel hayatın korunması hakkı” da, kişinin sahip olduğu mutlak kişisel haklardan biri olup, Anayasamızın “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20 nci maddesi ile anayasal güvence altına alınmıştır. Anayasa'nın 20’nci maddesinde herkesin özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip bulunduğu, özel hayatın gizliliğine dokunulamayacağı belirtilmiştir.
İhlal konusu programda, kişilerin özel hayatları ile ilgili her türlü detay reyting uğruna ekrana yansıtılmış ve bu nedenle mezkur programın izleyenler açısından bakıldığında topluma kötü örnek olacak, çocuk ve gençlerin güven duygularını zedeleyebilecek, evlenmekten korkmalarına neden olabilecek ve evlilik kurumuna bakıştaki saygıyı da yok edecek bir program niteliğine büründüğü değerlendirilmiştir.
Bu itibarla; 6112 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlal edildiği kanaati oluşmuştur. Bununla birlikte, programda ayrıca aile kavramının kutsallığını ve önemini zedeleyici unsurlara yer verilmesi nedeni ile de, 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin ihlal edildiği kanaati oluşmuştur.
Söz konusu kuruluşa 25.10.2011,18.12.2011, 28, 29 Eylül 2011 tarihli yayınları nedeniyle evvelce 22.12.2011,17.01.2012, 15.11.2011 tarih ve 2011/69, 2012/03, 2011/ 64 sayılı toplantılarında alınan 28,17, 40 nolu kararlarıyla6112 Sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) ve (f) bendi hükümleri uyarınca uyarı yaptırımı uygulandığı Üst Kurul kayıtlarından anlaşılmakla, 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ve 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin tekraren ihlali nedeniyle, Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca, anılan Yayın Kuruluşu hakkında “İdari Para Cezası” yaptırımının uygulanması gerektiği,
Ancak; anılan yayıncı kuruluşun bahse konu yayınıyla; hem 6112 Sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi hem de 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendini tekraren ihlal etmesi ve her iki ihlal için de kanunda idari para cezası öngörülmüş olması nedeniyle, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasındaki; “Bir fiil ile birden fazla kabahatin işlenmesi halinde bu kabahatlere ilişkin tanımlarda sadece idari para cezası öngörülmüşse, en ağır idari para cezası verilir.” hükmü gereğince, tek idari para cezası yaptırımının uygulanması gerektiği,
Kanaatine varılmıştır.
Karar : Yapılan görüşmeler sonucunda, ayrıntıları ve gerekçeleri yukarıda izah olunduğu üzere;
1- Bahse konu yayında;
a) 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde belirtilen “İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı .... ifadeler içeremez." hükmünün ihlali olduğuna, oy birliği ile,
b) 6112 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde belirtilen; "“Toplumun millî ve manevî değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz." hükmünün ihlali olduğuna, Üst Kurul Üyesi Süleyman DEMİRKAN’ın karşı oyuyla, oy çokluğu ile,
2- Söz konusu yayında 6112 sayılı Kanun'un hem 8 /1-ç hem de 8/1-f hükümlerinin tekraren ihlal edilmiş ve her iki ihlal için de sadece idari para cezası öngörülmüş olması nedeniyle 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasına atfen en ağır (tek) idari para cezası verilmesi gerektiğinden, FOX logosuyla yayın yapan “HUZUR RADYO TELEVİZYON A.Ş.” unvanlı kuruluş hakkında; aynı Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca;
a- İhlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ekim 2014 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 33.122.614,27 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde bir oranı 331.226,00 TL. İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b- İdari para cezasının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde Üst Kurulun T.C. Ziraat Bankası Ankara Kamu Girişimci Şubesi TR98 0001 0025 3300 9999 9951 93 no’lu hesabına “6112 sayılı kanunun 32 nci maddesine göre ödenen para cezasıdır” şerhiyle ödenmesi gerektiği veya 6112 sayılı kanunun 32 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca tebliğden itibaren en geç onbeş gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava açılabileceğinin, dava açma süresi içerisinde peşin ödeme yapılması halinde, 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezanın dörtte üçünün tahsil edileceğinin ve taksitlendirme talebinde bulunabileceğinin, peşin ödemenin kanun yoluna müracaat hakkını engellemeyeceğinin, en geç 1 aylık süre içerisinde ödenmeyen idari para cezasının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairesine gönderileceğinin bildirilmesine,
Oy birliği ile karar verildi.


