İnceleme ve Değerlendirme : İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 13.11.2014 tarihli ve 2281 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin Uzman Raporunda;
“30.10.2014 tarihli ve 36187 evrak nolu Evrak Akış ve Talimat Fişi ile gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent TEZCAN'ın şikayet yazısında, Kanal A adlı yayın kuruluşu tarafından yayınlanan, 'Resmi Tarihten Gerçek Tarihe' isimli programın, 20 Ekim 2014 günü yayınlanan bölümünde, "...CHP' ye, Mustafa Kemal ATATÜRK' e, İsmet İNÖNÜ' ye, İş Bankası' na, ve yakın dönem Cumhuriyet tarihinde önemli görevlerde bulunmuş birçok kamusal kişilere yönelik gerçeğe aykırı, asılsız ve eleştiri sınırları ötesinde ifadeler ile haksız ithamlarda bulunulmuştur." denilerek ilgili medya hizmet sağlayıcı hakkında gerekli işlemin yapılması talep edilmiştir.
Söz konusu başvuru doğrultusunda şikayete konu olan program incelenmiş, yapımcılığını ve sunuculuğunu Sadık YALSIZUÇANLAR' ın yaptığı, Sadık ALPSOY' un sürekli konuk olarak katıldığı programın 20 Ekim 2014 tarihli bölümünde ağırlıkla;
- CHP' sinin tek parti olarak ülkeyi yönettiği yılların hukuksuzluk, yolsuzluk, rüşvet olayları ile dolu olduğu,
- 1923 - 1950 döneminde, kelimenin tam manasıyla yolsuzluğun gözünün çıkartıldığı,
- bu dikta ve faşist yönetim döneminde (tek parti dönemi) gerçekleşen bütün suçların ve gayri ahlaki olayların pervasız bir şekilde yapıldığı, kimsenin olayların arkasını ve hesabını soramadığı, (...) program konuğu Said ALPSOY tarafından, bu dönemde gerçekleştiği iddia edilen bir takım olaylara atıf yapılarak vurgulanmıştır (21.49.45).
(Raporun bu bölümünde konuya ilişkin diyalog ve değerlendirmelerin deşifre metinlerine yer verilmiştir.)
Yukarıdaki sözlerle Mustafa Kemal ATATÜRK' ü, Tek Parti Dönemini, CHP'sini zan altında bırakan ve Demokrat Parti tarafından çıkartılan 5816 sayılı Atatürk'ü Koruma Kanununun, sanki Mustafa Kemal ATATÜRK ve dönemi hakkında araştırmayı engelleyen bir kanunmuş gibi izleyiciyi yanıltmaya çalışan ifadeler nedeniyle ilgili kanalın, 6112 sayılı yasanın yayın hizmeti ilkeleri ile ilgili 8. maddesinin (ç) bendinde yer alan, "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." hükmüne aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
(*)Rapora konu olan 20 Ekim 2014 tarihli yayının ardından, "Resmi Tarihten Gerçek Tarihe" isimli programının 27 Ekim 2014 akşamıyayınlanmadığıtespit edilmiş, ardından medyadan takip edildiği kadarıyla programın yayından kaldırıldığı öğrenilmiştir.”
şeklinde değerlendirmelere yer verilmiş olduğu,
Yayın kuruluşunun söz konusu yayını ile 6112 sayılı Kanun hükümlerinin ihlal edilmediği kanaatinin Daire Başkanlığınca belirtildiği,
Konunun Üst Kurulun 19/11/2014 tarihli ve 2014/59 sayılı toplantısında görüşüldüğü, karar yeter sayısının sağlanamadığı anlaşılmaktadır.
Gerekçe : Konunun; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nınyazısı, eki belgeler ve ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurulumuzca değerlendirilmesi neticesinde,
Her ne kadar Daire Başkanlığınca 6112 sayılı Kanunun 8/1-ç maddesindeki; "...kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı ve iftira niteliğinde ifadeler içeremez." ilkesinin ihlal edildiği kanaati belirtilmiş ise de, söz konusu yayına ait deşifre kayıtları ve programda sarf edilen konuşmaların tamamı ile video görüntülerinin tetkiki sonucunda;
Yakın geçmişteki tarihi olayların siyasi ve toplumsal açıdan ele alındığı söz konusu yayında, program sunucusu ve program konuğunun birtakım kaynaklara da atıflarda bulunarak kendi fikirlerini beyan ettikleri görülmüştür. Konuşmalar esnasında sunucu ve konuğun; rapor içeriğinde ayrıntıları belirtilen konuşmaların, herhangi bir kanunun çıkarılma gerekçeleri ve sonuçları üzerine kamuoyunda farklı fikirlerin beyan edilmesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu tür konularda standart bir söylem oluşturulmasının fikir ve düşünce hürriyeti ile bağdaşmayacağı, tarihte geçen birtakım olayların doğruluğu ya da yanlışlığının tarafımızca ortaya koyularak bir değerlendirme yapılmasının doğru bir yöntem olmayacağı, bu tür konuların uzmanlarınca değerlendirilmesinin daha doğru bir yöntem ve aynı zamanda bilimsel bir yaklaşım olabileceği düşünülmektedir.
Anılan program, “Resmi Tarihten Gerçek Tarihe” adlı bir tartışma programı olup, bu tür programlara konuk olarak katılan kişilerin, ya da program sunucularının, düşüncelerini düşünce ve fikir hürriyeti çerçevesinde ifade etmeleri doğaldır. Bu format üzerine gerçekleştirilen programda katılımcılarca sarf edilen ifadelerin, kendi düşünce ve değerlendirmelerinin izhar edilmesinden ibaret olduğu dikkate alındığında, bazı sert eleştirilerin de olabileceği, aşağılayıcı ve küçük düşürücü nitelikte olmamak kaydıyla bu söylemlerin tahammül sınırları içerisinde ve ifade özgürlüğünün birer tezahürü olarak kabul edilerek, eleştiri sınırları kapsamında tolere edilebileceği düşünülmektedir.
Kaldı ki anılan programda da, tarihten kesitlerin ve bazı tarihi şahsiyetlerin sözlerinden alıntıların yapıldığı, buna göre bazı tahlil ve değerlendirmelerde bulunulduğu, anılan programda sarf edilen ifadelerin bu minval üzere sürdürüldüğü, her ne kadar bazı konuşmalarda maksadını aşar ifadelerin kullanılmış olduğu görülmekte ise de, kişi ya da kurumları aşağılama veya küçük düşürme (tahkir) kastının olmadığı, değerlendirilmektedir.
Bahse konu program düşüncelerin aktarıldığı ve tartışıldığı bir ortamda icra edilmiştir. “Düşünceyi açıklama özgürlüğü” demokratik toplumda hayli önemli bir yere sahiptir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Handyside davasında;
“Düşünceyi açıklama özgürlüğü, sadece hoşa giden veya zararsız ya da tepki oluşturmaz sayılan « haber » veya « fikirler » için değil, fakat, devlete veya halkın bir kısmına ters düşen, şoke eden ya da üzüntüye sevk edenler için de geçerlidir. Çoğulculuk, hoşgörü ve yeniliğe kucak açma bunu gerektirir ve bunlar olmadan demokratik toplum olmaz.”
şeklindeki gerekçesiyle, düşünceyi açıklama özgürlüğünün demokratik toplumdaki önemi konusunda ısrar etmiştir.
Bunun yanı sıra, 2013/5356 no ile Anayasa Mahkemesi’ne yapılan Bireysel Başvuru neticesinde Yüksek Mahkeme’nin 08.05.2014 tarihli kararında; bir haber nedeniyle kendisine hakaret edildiği ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, Anayasa Mahkemesine götürülmesi üzerine; Anayasa Mahkemesi, AİHM’nin 1976 tarihli Handyside kararına ve Yargıtay'ın "ifade özgürlüğü sadece lehde olduğu kabul edilen veya zararsız görülen veya ilgilenmeye değmez bulunan haber ve düşünceler için değil aynı zamanda aleyhte olan çarpıcı gelen ve rahatsız eden düşünceler için uygulanmalıdır. Bunlar çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olup bunlar olmaksızın demokratik toplum olmaz" düşüncesine atıfta bulunarak hak ihlali olmadığına karar vermiştir.
Görüldüğü üzere, demokratik toplumlarda çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirliliğin gereği olarak, yukarıda belirttiğimiz ulusal ve uluslar arası yargı kararlarına da konu edilmiş; hoşa gitmeyen, şoke edebilen ve rahatsız edici nitelikteki görüş ve ifadeler de, “ifade özgürlüğü” ana ekseninde ağır eleştiri sınırları içerisinde kabul edilebilmektedir.
Bu itibarla, birtakım tarihi olay ve kişilerden yapılan alıntılar üzerinden düşüncelerin aktarıldığı anılan yayındaki konuşmaların tamamı bir bütün olarak tetkik edildiğinde, daha çok tarihin tahlili ve tarihi şahsiyetlerin sözlerinden alıntıların aktarımı ve bunlar üzerindeki düşüncelerin ortaya konulması niteliğinde olduğu ve bazı eleştirel ifadeler ağır olsa da hakaret boyutuna ulaşmadığı, sarf edilen ifadelerin aşağılayıcı ve küçük düşürücü nitelikte olmadığı ve bu nedenle eleştiri sınırları ve ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, kanaatine varılmıştır.
Karar : Yapılan görüşmeler sonucunda, ayrıntıları ve gerekçeleri yukarıda izah olunduğu üzere; KANAL A logosuyla yayın yapan KTV YAYINCILIK VE REKLAM SANAYİ TİCARET A.Ş. unvanlı kuruluş hakkında; bahse konu yayını nedeniyle, 6112 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi hükmü kapsamında herhangi birİDARİ YAPTIRIM UYGULANMASINA YER OLMADIĞINA, Üst Kurul Üyeleri Esat ÇIPLAK, Süleyman DEMİRKAN, Ali ÖZTUNÇ ve Ahmet YILDIRIM’ın karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.


