İnceleme ve Değerlendirme : İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 15.10.2014 tarihli ve 2160 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin Uzman Raporunda;
“A Haber logolu ve Turkuvaz Medya Yayın Hizmetleri A.Ş. unvanlı medya hizmet sağlayıcı kuruluşta Cuma günleri saat 22.00'da Mehmet Ali Önel'in sunuculuğunu yaptığı Deşifre adlı program yayınlanmaktadır. Programın 19.09.2014 tarihinde saat 22.00'da yayınlanan bölümüne işadamı Mahmut Arslan, din adamı Şah-ı Merdan Sarı, Avukat Hüseyin Kurşun ve gazeteci Yılmaz Bilgin konuk olarak katılmıştır. (Klip: Deşifre - A Haber - 19 Eylül 2014 - Tüm Program)
Fethullah Gülen Vekili Avukat Nurullah Albayrak ilgide belirtilen dilekçede, A Haber televizyonunda 19.09.2014 tarihinde saat 22.00'da yayınlanan "Deşifre" adlı program içeriğinde "Paralel örgüt, kasetçilik meslekleri olduğu ve katılımcının kardeşine uygulamaya kalktıkları ve yine katılımcının şirketlerinin batırıldığı, devleti ele geçirmeye çalıştıkları, servis oldukları, bağlantılı ülkeler olduğu, maliyede gümrükte adalet mekanizmasında tetikçileri olduğu, tetikçi birini gönderip ceza kestirdikleri, örgüt oldukları, dünyayı hristiyanlaştırma misyonuna sahip oldukları, casusları olduğu, itikadının bozuk olduğu, küfre girdiği, küresel anlamda İslam'a en büyük ihaneti yaptıkları, müvekkilimin yanlışları söylendiği için düşmanlık yapıldığı, eleştirenlerin hapse atıldığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ofisine böcek yerleştirdikleri" iddialarının yer aldığı ifadeler bulunduğunu, bu iddiaların tamamen gerçek dışı olduğunu belirtmiş ve bu durumun 6112 sayılı Kanun'un çeşitli maddelerine aykırı olduğunu ifade etmiştir.
19.09.2014 tarihinde yayınlanan söz konusu programın ilk yarısında konuk Mahmut Arslan, kendisi ve ailesini Paralel Yapı'nın hedefe koyduğunu, bir takım iddialarla şirketlerini batırdığını iddia etmektedir. Sosyal yardım hizmetleri kapsamında birçok bina, okul, cami vb hizmetleri olduğunu belirten konuk, cemaatin kendisine bize de bir şeyler yap dediğini, kendisini Pensilvanya'ya ısrarla davet ettiklerini, oraya gitmediğini ama kendi sosyal hizmetlerini yapmaya devam ettiğini, sosyal yardımlarını kendi üzerinden yapmaya devam ettiğini, kendisinin siyasete girmesini istediklerini; siyasete bulaştıklarından dolayı bunlara cemaat değil siyasi yapı demek lazım geldiğini belirtmiştir.
Sunucu Mehmet Ali Önel ise bir ayrım yapmak gerektiğini, bir cemaat ya da bir grubun siyasi baskı grubu olarak ya da lobi olarak çalışabileceğini ancak bunların devleti ele geçirmeye çalıştıklarını belirtmiştir.
Mahmut Arslan şu şekilde devam etmiştir: "Şimdi bakın ben size şunu sorarım, bir dini kisve altında örgütlenmiş bir kesimin, ki Türkiye'de çok var, neden MİT'e sızma ihtiyacı duysun, neden poliste örgütlensin, neden Adliye'de ve Maliye'de örgütlensin? Sebebi nedir? Bana bunu birisi söylesin ya da kendileri söylesin. Bunların hepsi ordalar. Eğer herhangi bir cemaat halihazırda bunu yapıyorsa onların da önünü kesmek lazım. MİT'e kim sızar? Başka servisler. Madem ki buraya bir servis sızması gerekiyor, demek ki bunlar da bir servis. Böyle bakmak lazım. Bu yanlış. Tamamen bu arkadaşların gittiği yol yanlış. Yalnız karıştırmamak lazım, cemaat veyahutta Paralel Yapı'ya daha önce inanmış, mütedeyyin, inançlı insanları bunlardan ayırmak lazım..."
Mahmut Arslan kendisinin hiç çeltik ithalatı yapmadığı halde 23 bin ton GDO'lu pirinç ithal ettiği haberini Taraf gazetesinde Mehmet Baransu'nun sürmanşetten haber olarak verdiğini ve bunu AK Parti'den 2004 yılında Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğu bilgisi ile vererek kendisi üzerinden yapılan yalan ve uydurma haber ile AK Parti'nin vurulmaya çalışıldığını ifade etmiştir. Devamında ise: "Bir tanesi dedi ki, ya Mahmut Bey niye bu televizyonda bizi suçluyorsun, bu paralelcilerden biri. Yav dedim ben suçlamayım da kim suçlayacak? Mehmet Baransu sizin silahşörünüz değil mi? Tetikçiniz değil mi? Bu arkadaşımız sizin adamınız. Benim hiç suçum yokken beni GDO'cu yaptı dedim. O zaman sesini çıkaramıyor."
Sunucu: Siz Mehmet Baransu'dan davacı oldunuz mu?
Mahmut Arslan: Mehmet Baransu'dan davacı oldum geçenlerde de içeri aldılar biliyorsunuz. Bir gece. Bu ifade vermediği için, benim şikayetimden dolayı tabi. Üç tane şikayet vardı biri de benimdi. Şimdi ben kendisine takip edecem bu bitmeyecek, böyle yalan haberle sürmanşet yapıp ta halkı ve adaleti yanıltmaması lazım. Yani bakın en basit bu son zamanlarda çıkan haber. Yani arkadaşlar, sonra da diyorlar ki neden bizi suçluyorsun, yani daha neler var... MASAK'taki paralelcileri çıkardılar, yeni gelenler, ama ben MASAK Başkanıyla görüştüm anlattım, MASAK Başkanı da gerçekten dinlediler, tamam haklısınız dediler, ama Başkan, yapacak hiçbir şey yok herhaldeki alt taraftaki hepsi, Maliye'de tetikçileri var bunların, mesela bizim şirkete o zaman bütün bu hesap uzmanları gayet iyi biliyorlar. Bize 100 milyon lira ceza yazdılar. Tetikçi diye bir hanımefendi gönderdiler, cezayı yazdı çekti gitti, efendim diyor ki sizin stoklardan dolayı şöyle böyle yani stok hareketlerini göstererek ceza yazdı. Aslında hesap uzmanları hepsi buna gülüyorlar. Biz de mahkemeye verdik. Mahkeme de şimdi Yargıtay'da, büyük ihtimalle şey olacak, yani biz boşu boşuna böyle şey yapıyorlar, yani bunların tetikçileri Maliye'de var, Gümrük'te var, efendim Adalet mekanizmasında zaten HSYK ile hala hükümetin değiştirmek için bin bir gayreti var. Eğer biz buralardan bu insanları, bu örgütü bu bir örgüttür, temizlenmediği vakit Türkiye istikrara kavuşamaz." şeklinde konuşmuştur.
19.09.2014 tarihinde yayınlanan Deşifre isimli Mehmet Ali Önel'in sunuculuğunu yaptığı programın ikinci yarısında diğer konuk Şah-ı Merdan Sarı ise dinlerarası diyaloğun İslam'a aykırı olduğuna ilişkin düşüncelerini aktarmış, dinlerarası diyaloğu ve Fethullah Gülen'i eleştirdiği için kendisinin suçlandığını ifade etmiştir.
M. Ali Önel: Fethullah Gülen Papa ile yaptığı görüşmede hatırlayacaksınız. "Sizin misyonunuzun bir parçası olmaya geldim" dedi. Papanın misyonu dediğiniz gibi sizinde tüm dünyayı hristiyanlaştırmak. Bunu söyleyen bir adamın, bir müslüman olduğunu iddia eden kişinin, müslüman olarak kalması mümkün müdür?
Şah-ı Merdan Sarı: Ben bunu önceden de söyledim. Benim akaid kitabımda da üçüncü ciltte geçmiştir, orda da aynı şekilde. Bu itikada sahip olan insana müslüman demenin, diyenin itikadı bozulur. Ben böyle söylemişimdir. Buna müslüman diyenin itikadı bozulur. Çünkü birçok Ayeti Kerime'nin inkarı söz konusu.
Şah-ı Merdan Sarı: ...1997'de Fethullah Gülen'in bir kanalda yapmış olduğu bir röportajda, söylemiş olduğu sözlerden dolayı ben bu insanın itikadı bozuktur dedim. Ta 1997'de bu insanın itikadının bozuk olduğu, küfre girdiğini ben kendim delillerle de ispat ettim ve bunu ilan ettim. Bunu ilan ettikten sonra zaten bunlar benim aleyhimde çalıştılar. Kesinlikle ben Fethullah Gülen'in yanlışlarını hiçbir yerde çekinmeden olduğu gibi söyledim. Söylediğim için de bu onlar için artık kaçınılmaz bir düşmanlık haline geldi maalesef. Aslında ben onların da hidayete girmesini isterim. Ben onların da o yanlış yoldan dönmesini, vazgeçmesini isterim...
Yukarıdaki tespitler ve deşifreler değerlendirildiğinde, Mahmut Arslan'ın bazı iddialarda bulunduğu bu iddiaların karşılığı olarak ise "Paralel Yapı"yı muhatap aldığı sürekli olarak "Paralel Yapı", "paralelciler" şeklinde beyanlarda bulunduğu ancak bu "Paralel Yapı" ifadesinin arkasında belirli bir gerçek veya tüzel kişi ismi zikredilmediği; "Yalnız karıştırmamak lazım, cemaat veyahutta Paralel Yapı'ya daha önce inanmış, mütedeyyin, inançlı insanları bunlardan ayırmak lazım." diyerek bir ayrıştırmaya gittiği ve bir cemaate gönül vermiş samimi insanları kastetmediğini beyan ettiği görülmektedir.
Şah-ı Merdan Sarı'nın iddialarının ise Fethullah Gülen ismi verilerek ortaya konulduğu görülmektedir. Program içinde Şah-ı Merdan Sarı'nın daha önce Diyanet İşleri Başkanlığı'nda çalışmış bir din görevlisi olduğu belirtilmiştir. M. Ali Önel'in, Fethullah Gülen'in Papa ile yaptığı görüşmede "Sizin misyonunuzun bir parçası olmaya geldim" dediğini ifade ettiği ve bunun sonrasında Önel'in "Papanın misyonu sizin de dediğiniz gibi tüm dünyayı hristiyanlaştırmak. Bunu söyleyen bir adamın, bir müslüman olduğunu iddia eden kişinin, müslüman olarak kalması mümkün müdür?" sorusu üzerine bir din adamı olarak Şah-ı Merdan Sarı'nın söylenildiği iddia edilen bu sözler üzerine İslam'daki itikad ve akaid bilgilerinden hareketle bazı yorumlarda bulunduğu; bu sözleri söyleyen, bu itikada sahip bir kimseye müslüman diyen kişinin itikadının bozulacağını belirttiği görülmüştür.
Anayasa ile güvence altına alınan din ve vicdan özgürlüğü bağlamında bir kimsenin bir başka kimsenin itikadına yönelik olarak "Buna müslüman diyenin itikadı bozulur", "bu insanın itikadı bozuktur" şeklinde açıklamalarda bulunmasının bu ilkeye aykırı olduğu düşünülmektedir. Ancak Şah-ı Merdan Sarı'nın ifadeleri bütün olarak değerlendirildiğinde ise Sarı'nın bir din adamı olarak ve dini terminoloji kullanarak Fethullah Gülen'in söylediği iddia edilen sözler üzerinden hareketle dini temelli bir değerlendirme ve yorumda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bireylerin itikatları din ve vicdan özgürlüğü kapsamında bulunduğundan, konuk tarafından belirli sözler üzerinden hareketle dini terminoliji ile yorum yapılmış olduğu kanaatine ulaşılmasına rağmen bireyin itikadi düşüncelerinin bireyi ilgilendirmesi dolayısıyla yukarıda ifade edilen sözlerin doğrudan bir hakaret niteliğinde olmadığı; dini bilgilere dayalı değerlendirmeler olduğu ancak ilgili kişinin düzeltme ve cevap hakkını kullanmasını gerektirecek nitelikte olduğu kanaati oluşmuştur.”
Şeklinde değerlendirmelere yer verilmiş olduğu,
A HABER logosuyla yayın yapan kuruluşun yayınladığı programda, 6112 sayılı Kanuna aykırılık olmadığı kanaatinin Daire Başkanlığınca belirtildiği, Üst Kurulun 30/10/2014 tarih ve 2014/55 sayılı toplantısında karar yeter sayısına ulaşılamadığı;
Konu hakkında karar alınmasını teminen yazının Üst Kurula havale edildiği anlaşılmaktadır.
Gerekçe :Konunun; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nınyazısı, eki belgeler ve ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurulumuzca değerlendirilmesi neticesinde;
Söz konusu yayına ait deşifre ve video kayıtlarının tetkiki sonucunda; programda konukların; çeşitli olay anlatımı, iddia, önerme ve mantık yürütmelerden hareketle bazı mantıksal veya dini değerlendirme ve sonuçlara ulaştıkları anlaşılmıştır. Ancak söz konusu iddia ve mantık yürütme ile çıkarılan sonuçların doğrulanması, yanlışlanması veya düzeltilmesi hususları muhataplarının düzeltme ve cevaplandırmasına açık olup 6112 sayılı Kanun'un 18. maddesinde düzenlenen düzeltme ve cevap hakkının kullanımı ile kamuoyunun doğru ve gerçek bilgiye ulaşmasının sağlanabileceği düşünülmektedir. Bu hususlar göz önüne alındığında; A Haber logolu yayın kuruluşunun ilgili yayınında 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a aykırı bir husus olmadığı kanaatine varılmıştır.
Karar : Yapılan görüşmeler sonucunda, ayrıntıları ve gerekçeleri yukarıda izah olunduğu üzere; A HABER logosuyla yayın yapan TURKUVAZ MEDYA YAYIN HİZMETLERİ A.Ş. hakkında, bahse konu yayını nedeniyle, 6112 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir İDARİ YAPTIRIM UYGULANMASINA YER OLMADIĞINA, Üst Kurul Üyeleri Esat ÇIPLAK, Süleyman DEMİRKAN’ınkarşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.


