İnceleme ve Değerlendirme : İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 27.10.2014 tarihli ve 2202 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin Uzman Raporunda;
“A Haber logosu ile yayın yapmakta olan Turkuvaz Medya Yayın Hizmetleri A.Ş. yayın kuruluşunda, 13.10.2014 tarihinde "% 100 Siyaset" isimli haftalık yayın yapan güncel konulara ilişkin konu ve konukların yer aldığı bir program yayınlanmıştır. Sunuculuğunu Sevilay Yükselir'in yaptığı programın stüdyo konukları Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı Hatip Dicle, Dicle Üniversitesinden Doç. Dr. Vahap Coşkun ile daimi konuklar, Abdurrahman Şimşek, Avukat Kezban Hatemi ve Fidel Okan olmuştur. Programda HSYK seçimleri, Seçimlerde YDP'nin aldığı başarılı sonuç, Kobani provokasyonunun perde arkası, Paralel yapının bu olaylarla ve bölgedeki gelişmelerle ilgisinin olup olmadığı konuları ele alınmıştır.
Fetullah Gülen Vekili Avukat Nurullah Albayrak ilgi yazıda belirtilen dilekçede, A Haber televizyonunda 13.10.2014 tarihinde saat 22.00'da yayınlanan "% 100 Siyaset" adlı programda katılımcılar arasında bulunan Hatip Dicle'nin müvekkiline yönelik olarak: "KCK operasyonlarında 8 bine yakın insan tutuklandı. Siyaset boşluk kabul etmiyor boşluk olduğunda birileri o boşluğu kapatmak istiyor. Fetullah Gülen'in sesinden bana dinletilen bir kaset oldu. O ses kaydında Doğu ve Güneydoğu'daki Kürtlerin kurumlarına girin. Halka yakın, dürüst olanları, çözüm sürecine destek verenleri itibarsızlaştırın diyor. Bunu çok açık bir şekilde ben şahsen dinledim. Bu sıralar içerisinde sızmalar olabilir. Bu konu bizim açımızdan çok ciddi bir şekilde ele alınıyor. Ben hükümeti şu konuda uyarmak istiyorum susurluk sürecinde bir çok gerçek açığa çıktı. Çok ciddi operasyonlar oldu ama Fırat'ın kıyılarında durdu. Paralel devlet operasyonu da Fırat'ın ötesine geçmedi. Ben hükümetin devlet içinde yuvalananlarla seferberlik ilan etmeli. Bingöl olayı bizi çok kuşkulandırıyor. Bu olayla sayın Başbakan çok çabuk açıklama yaptı. Onları irdelemeliydi. Biz Gülen hareketini iyi tanıyoruz. Bu hareketin kökünü 67-68'lere kadar götürebiliriz. Türkiye'nin NATO'ya girmesinden sonra askeri alanda rahmetli Menderes'e karşı yapılan ihtilalde Türkeş önemli bir rol almıştı. Askeri alanda Türkeş sivil alanda da Gülen ve adamları kendilerini ortaya koydular. Nurcular iki kesime ayrıldı. Fethullah Gülen 12 eylül!ü destekledi. Diğer kesim ise reddediyordu. Daha sonra devlet içerisinde örgütlenmeye başladılar. Çiller'e en büyük desteği verenlerden bir bölümü Fethullah Gülen'di." şeklinde ifadelerde bulunduğunu ve program içeriğinde benzer nitelikte mesnetsiz iddialara yer verildiğini; program içeriğinde yer alan iddiaların tamamen gerçek dışı olduğunu belirtmiş ve yapılan bu yayının 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin (b), (c), (ç), (e), (ı), (i) ve (k) bentlerine aykırı olduğunu ve talebinin gereğinin yapılmasını ifade etmiştir.
Söz konusu yayında şikayet edilen hususlara ilişkin tespitler aşağıdaki şekildedir:
Programın ilgili bölümünde daimi konuk Abdurrahman Şimşek, bölgedeki olaylarla ilgili olarak Yurtsever Demokratik Gençlik Hareketi adlı bir grubun yollara asayiş timleri kurduğunu, kimlik sorgulamaya başladığını, yabancılar tarafından yönetilen bir örgüt olabileceğini, bu örgütün kim ve ne olduğunu Hatip Dicle'ye sormuş; bu örgütün içine paralel yapının sızdığı iddiası olduğunu, insanların hadi ya öyle şey olur mu dediğini, KCK operasyonlarında 8 - 10 bin tutuklama olduğunu, bunların yerine birilerinin geldiğini, bu gelmeyle birlikte örgütün içine sızma olabilir mi sorusunu sormuştur. Hatip Dicle cevaben şu şekilde devam etmiştir:
Hatip Dicle: "Şimdi, tabi önemli bir konuya değindiniz. Bu konuları açık ve şeffaf olarak konuşmaktan yanayız. Şimdi, KCK operasyonları 8 bine yakın insan tutuklandı ve cezaevine kondu. Şimdi biliyorsunuz siyasette genel bir kural var. Siyaset boşluk kabul etmiyor. Bir boşluk doğduğu zaman mutlaka birileri o siyaset boşluğunu kapatmaya çalışıyor. Şimdi bizim de bu konuda, mesela Fetullah Gülen'in bizzat sesinden bana dinletilen bir kaset oldu. bir arkadaş vasıtasıyla dinledim. Dinledim evet. Şöyle diyor. Ben diyor, Doğu Güneydoğu'daki insanlarımıza şunu diyorum. Kürtlerin kurumlarına girin. Bu kurumlarda halka yakın, dürüst olanları özellikle itibarsızlaştırmaya çalışın, dedikodu yayarak içlerinde şey yapın.
Fidel Okan: Çözüm sürecine destek verenlerin.
Hatip Dicle: Çözüm sürecine destek verenler, işte gerçekten halk tarafından sevilenler vesaire. Bunu çok açık bir şekilde ben şahsen dinledim o kaseti. Şimdi bunlar insanı şöyle şüphelendiriyor. Bizim öyle oldu k,i il ilçe yöneticilerimizden tutun da, birçok kurumumuzda çok çeşitli tutuklamalar oldu. 8 binden bahsediyorum. Şimdi bu sıralar içerisinde sızmalar olabilir. Biz bunlarınla ciddi şekilde kuşkularımız var. Yani kuşkularımız var ve bu konu bizim açımızdan çok ciddi bir şekilde ele alınıyor.
Abdurrahman Şimşek: Legal örgütlere sızmalardan söz ediyorsunuz.
Hatip Dicle: Tabi tabi legal örgütlere. Şimdi eskiden devletin belli kurumları, biliyorsunuz yasaldır da, Milli İstihbarat'ın örneğin gidip illegal yapılara sızması yasaldır da, sızarlardı. Şimdi özellikle bu legal kurumlara sızıp legal kurumların belli ölçülerde dediğim gibi içini karıştırmak, ya da böyle provokatörce kitle hareketleri sırasında ortaya çıkmak, bunları provoke etmek yaşanmayan olaylar değil. Bunlardan ciddi kuşkularımız var, bu nedenle bunları da biz kendi aramızda tartışıyoruz. Şimdi o diğer konularda mesela diyelim.
Sevilay Yükselir: Peki Hatip Bey, bi kere şu kaset olayını bir, yani Fetullah Gülen'in bizzat kendi söylemini dinlediniz, değil mi? Çünkü muhakkak dikkat çekecek bu ifadeniz.
Abdurrahman Şimşek: Video bandı mıydı?
Hatip Dicle: Sesinden, yani ondan bi yerden ses kaydını almışlar artık, bir yerde bana dinlettiler ki yani bunların neye uğraştıklarını, neyi amaçladıklarını, özellikle bölgede neyi amaçladıklarını konusunda, onun için ben, yani sırası gelmişken yöneticileri özellikle hükümeti şu konuda uyarmak istiyorum. Bakın Susurluk sürecinde bir çok gerçek açığa çıktı. Ama ne yazık ki İstanbul'da diyelim, Adapazarı üçgeninde belli yerlerde Bursa'da Susurluk'a yönelik çok ciddi operasyonlar oldu. Ama geldi Fırat kıyılarında durdu. Fırat'ın kıyılarında durdu. Şimdi bu paralel devlet biliyorsunuz uzun zamandır operasyonlar yürütülüyor, dinlemeler açığa çıkarılıyor, çeşitli provokasyonlar yapanlar açığa çıkartılıyor. Ama bunlar Fırat'ın ötesine geçmedi, şimdi yani ben bu konuda özellikle hükümetin, özellikle devlet içinde çok rahat söylüyorum devlet içinde yuvalanan veyahutta çeşitli kurumlara sızanlara karşı gerçekten bir seferberlik başlatması gerekir. Mesela bu Bingöl olayı, bizi ciddi oranda kuşkulandırıyor. Evet son Bingöl olayı. Emniyet müdürüne yapılan saldırı, iki polisin hayatını kaybetmesi ve daha sonra olan olay. Mesela, bu olayda örneğin sayın Başbakan bence çok çabuk açıklama yaptı. Yani onları irdelemeleri gerekiyordu. Mesela, bugün sayın İdris Baluken'in yakından takip etmiş Bingöl Milletvekili, çağrı yapıyor İçişleri Bakanı'na, lütfen bir soruşturma komisyonu kurulsun, bu Bingöl olayı ciddi bir şekilde tahlil edilsin.
Sevilay Yükselir: Nedir efendim sizin oradaki şüpheleriniz?
Hatip Dicle: Şimdi bizim deneyimlerimiz var. Mesela ben diyelim ki 92'lerde 93'lerde, bu çatışmaların en yoğun olduğu dönemlerde milletvekiliydim. O döneme ait mesela diyelim 33 asker olayına ait o dönem daha sonra kazandığımız bazı bilgiler var. Örnek diyeyim, şimdi açalım, örnek veriyorum ve somut kanıt gösteriyorum. Nadide Mate'nin Mehmet'in Kitabı adlı kitabı var. Orada ismini Nadide Mate'nin gizlediği kitapta aynen şöyle yazar. Biliyorsunuz o 33 asker aslında 34'tür. Bir insan kalmıştır onlardan, öldü diye bırakılmıştır. Yani 33 askerin bazılarının cesetlerinin altında kalmış, yani sonradan sessizlik olduğunu anladıktan sonra o kitapta anlatır, oradan çıkıyor ve sonuçta devlet birimlerine ulaşıyor ve hastaneler sonra kurtuluyor. Şimdi kendisinin anlattığı var. Diyor ki bu 93 yılında anlattıkları, bu olaydan hemen sonra anlattıkları. Diyor ki, biz kariyerler eşliğinde hepimiz sivildik, otobüslerle Elazığ yönüne doğru geliyorduk, kariyerler bizi koruyordu. Bir yere geldikten sonra kariyerler durdular bizim sınırımız artık burası, geri döndüler. Biz oradan ayrıldıktan sonra korumasız, beş dakika ya gitmiştik ya gitmemiştik dediler, önümüz kesildi ve silahlı gerillalar bizi aldılar. Götürdüler, dediler ki biz sizinle ilgili siz rehinesiniz, hükümetle pazarlık yapacağız. Eğer bu pazarlıkta sonuç alırsak aldık, almazsak sizi öldürecez böyle açık açık. Sonra da geldiler dediler, biz hükümetle, aradan uzun zaman geçtikten sonra sizi öldürecez, ondan sonra diyor silahlar konuşmaya başladı. Bu yaralı kurtulan asker anlatıyor. Sonradan aylar, yıllar geçti aradan. 93'ten bahsediyorum. Susurluk sürecinde bazı şeyler açığa çıktı. PKK'nın bu konu ile ilgili belgelerini daha sonra basına yansıdı. Mesela PKK'nin yaptığı soruşturmalar sonucunda şu çıkıyor ortaya, ki biliyorsunuz o zaman da rahmetli Özal devredeydi, bir ateşkes süreci yürüyordu ve belki o zaman başarıya ulaşsaydı çözüm, belki biz bugün bu acılı günleri yaşamayacaktık. Ama öyle bir provokasyon oldu ki, biz daha Şam'dayken o basın toplantısındayken ki rahmetli Özal sadece bizi değil, Sayın Celal Talebani'yi ve bizleri de görevlendirerek bu ateşkesin süresiz uzatılması için oradaydık. Tam 17 Nisan'da, daha yaşıyor Mam Celal. Bizi bir yemeğe almıştı. Yemeğe gittik, yemekte bize şunu söyledi: "Haberiniz oldu mu" dedi, "Özal vefat etti galiba bu olay bitti"...(Klip 1)”
Şeklinde değerlendirmelere yer verilmiş olduğu
A HABER logosuyla yayın yapan kuruluşun yayınladığı programda, 6112 sayılı Kanuna aykırılık olmadığı kanaatinin Daire Başkanlığınca belirtildiği,
Konu hakkında karar alınmasını teminen yazının Üst Kurula havale edildiği anlaşılmaktadır.
Gerekçe :Konunun; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nınyazısı, eki belgeler ve ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurulumuzca değerlendirilmesi neticesinde;
Söz konusu yayına ait deşifre ve video kayıtlarının tetkiki sonucunda; anılan yayında somut nitelikte bir kuruma ya da talepte bulunulan şahsa yönelik küçük düşürücü, aşağılayıcı, hakaret edici ve suçlayıcı nitelikte ifadelerden ziyade "Paralel Yapı", "Paralel Devlet" olarak ifade edilen bir yapıya yönelik görüş, eleştiri, yorum ve iddiaların yer aldığı tespit edilmiştir. Yapılan yayının haber verme ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte olduğu ve herhangi bir hedef gösterme teşebbüsü içerisinde olmadığı ve kişiye yönelik ifadelerin ise iddia niteliğinde olduğu tespit edilmiştir.
Söz konusu iddia ve mantık yürütme ile çıkarılan sonuçların doğrulanması, yanlışlanması veya düzeltilmesi hususları muhataplarının düzeltme ve cevaplandırmasına açık olup 6112 sayılı Kanun'un 18. maddesinde düzenlenen düzeltme ve cevap hakkının kullanımı ile kamuoyunun doğru ve gerçek bilgiye ulaşmasının sağlanabileceği düşünülmektedir. Bu hususlar göz önüne alındığında; A Haber logolu yayın kuruluşunun ilgili yayınında 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a aykırı bir husus olmadığı kanaatine varılmıştır.
Karar : Yapılan görüşmeler sonucunda, ayrıntıları ve gerekçeleri yukarıda izah olunduğu üzere; A HABER logosuyla yayın yapan TURKUVAZ MEDYA YAYIN HİZMETLERİ A.Ş. hakkında, bahse konu yayını nedeniyle, 6112 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir İDARİ YAPTIRIM UYGULANMASINA YER OLMADIĞINA oy birliği ile karar verildi.


