İnceleme ve Değerlendirme : İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 23.10.2015 tarihli ve 1681 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin Uzman Raporunda;
“TV Em logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluş, hafta içi her gün saat 08:45'te, "Her Şeyi Konuşalım" isimli bir magazin programı yayınlamaktadır. Programda, yorumcular Aykut IŞIKLAR, Tayyar IŞIKSAÇAN, Erol KÖSE ve Pakize SUDA gündemdeki çeşitli magazin konuları hakkında konuşmaktadırlar.
Programın 16.10.2015 tarihli yayınında, uyuşturucu kullanan ünlülerin mahkeme tarafından cezalandırılması, Kenan EVREN'in 1980 döneminde şarkıcılara yönelik çıkardığı bir karar, Bülent Ersoy'un üniversite mezunu olup olmaması ve madde bağımlılığı gibi konular hakkında yapılan yorumların ardından magazin gündemine dair gazete haberleri okunmaya başlanmıştır. Klip2'de de görüleceği üzere, Tv 8'de yayınlanan İşte Benim Stilim adlı programın yarışmacılarından Nazlı HAMARAT hakkında gazetedeki haber okunurken geçen diyalog Klip2'den de görüleceği üzere şu şekildedir:
IŞIKSAÇAN: Efendim, hep birinin arkasından deriz ya ölen öldüğüyle kaldı vah gidene. Kısa bir süre önce yurt dışında iş yaptığı bir kişiyle sevgilisinin gözleri önünde öldürülen bir arkadaş vardı Erol Bey'in eski çalışanı Emir Cevdet Şaşmaz. Bir de bu beyefendinin evli olduğu bir hanımefendi vardı, Nazlı HAMARAT. Hanımefendi buralarda yaslara büründü, sonra..
IŞIKSAÇAN'ın haberi yorumlarken HAMARAT için hanım efendi kelimesini kullanmasına IŞIKLAR, "Ya hanımefendi kelimesi biraz." diyerek karşı çıkmaktadır. IŞIKSAÇAN'ın HAMARAT'ın bayan olduğu için hanım efendi dediğini belirtmesi üzerine IŞIKLAR, hanım efendi olmadığını ima ederek "Bayan de işte... bayağı baydı O da bizi" ifadelerini kullanmaktadır (09:27:22).
HAMARAT'ın katıldığı bir yarışmadaki görüntülere ilişkin vtr saat 09:27:41'de ekrana gelmeye başlamaktadır. Vtr'de HAMARAT yeni sevgilisi hakkında konuşmaktadır. Kocasının yasını bir yıl tutmaya karar verdiğini ancak karşısına çıkanın yeni biri olmayıp eski sevgilisi olduğu için bu durumu kabul ettiğini, kocasının yerine rahatlıkla koyabileceği bir kişi olduğunu anlatmaktadır. YERLİTAŞ ise bu konuda HAMARAT'ı desteklemektedir (Klip2: Hamarat_vtr). Klip3'te de görüleceği üzere, görüntülerin ardından stüdyodaki yorumcular, HAMARAT' ın tavrına yönelik eleştirilerde bulunurken IŞIKSAÇAN, HAMARAT'ın yarıştığı programdaki jürü üyelerinden Nur YERLİTAŞ'a hitaben "Ah be Nur Yerlitaş, böyle bir tezgaha nasıl düşersin hiç sana yakıştı mı bu kadar lafı etmek? Beni hayrete düşürdün. Efendim hanımefendi şimdi aşk yaşıyor..." demekte, KÖSE ise, "Ya şimdi burada...Öyle böyle bir cibilliyetsizlik görmedim." ifadelerini kullanarak hem HAMARATI hem de yarışma programını eleştirmektedirler (Klip3:Hamarat_yorum).
IŞIKSAÇAN bununla da yetinmeyerek KÖSE'ye, olayın detaylarını anlatınca daha fenalarını da söyleyebileceğini belirtmektedir (09:30:31). Görüldüğü üzere, IŞIKSAÇAN da, KÖSE'nin HAMARAT'ın durumu hakkında kullandığı nitelemenin fena olduğunun farkındadır. Daha sonra IŞIKSAÇAN, HAMARAT'ın yaşamına ilişkin detayları anlatmaktadır: Bu Doruk denilen arkadaş üniversite döneminde arkadaşıymış aşk yaşamışlar daha sonra ayrılmışlar. Emir'le evlenmiş; fakat Emir'le bu adamı tanıştırmış, Emir bunun eski sevgilisi olduğunu biliyormış hatta sosyal medya hesaplarından "Sana güvenmiyorum, beni onunla aldatıyorsun." mesajları atmış. Bu yayında bütün bunları söylüyor kız kendi ağzından. Sonra ayrılmışlar gene, Emir biliyor bunu, yemekler falan yemişler. Beraber yemeğe falan çıkıyorlarmış medeniyete bak...Emir ölüyor, beyefendi telefon açıyor. Çok üzgünmüş, bayramda ailesi de davet ediyor. Bunlar beraber bir tatil köyüne gidiyorlar, tatil köyünde bayram tatilini beraber geçiriyorlar. Stüdyodakiler IŞIKSAÇAN'ın anlattıklarına şaşırırlar ve bu durum hakkında HAMARAT'ı şu ifadelerle eleştiriler(09:31:26):
IŞIKSAÇAN: Evet, bir de diyor ki orda geçiştirdik lafı. Kocamın yerine bir yıl hiç kimseyi koymayacaktım diyor. Ama arayan öyle biri değil hani hiç kopmamışız gibi...
IŞIKLAR: Almayacaktım diyor nasıl oluyorsa.
IŞIKSAÇAN: Hani O aradı eyvallah dedim durumu var yaa.
SUDA: Hiç şaşırmadım.
IŞIKLAR: Bu kız meşhur olacak yaa.
SUDA: Hiç şaşırmadım, bak bir şey söyliyeceğim hiç şaşırmadım, kızı seyrettim bakayım ne yapıyor diye; şu kadar bir yüzünde üzüntü ifadesi olmayan kocası öldürülmüş bir kadın gibi değildi zaten. Şaşırdım bu mu acaba ben yanlış mı görüyorum sordum bu dediler. Rezalet, niye şaşıracağım?
Diyalogtan da görüleceği üzere stüdyodaki yorumcular HAMARAT'ı kocasının öldürülmesine hiç üzülmediği ve eski sevgilisine hemen döneceği zaten yüzünden belli olduğu gerekçesiyle suçlamaktadırlar. Bu esnada da KJ'de "Nazlı Hamarat Yeni Bir Aşka Yelken Açtı..., Erol Köse: Nazlı Hamarat Kocası Öldü Diye Bayram Ediyor..., Pakize Suda: Kocasının Öldürülmesine Hiç Üzülmüş Gibi Değil" ifadeleri yer almıştır.
KÖSE, HAMARAT için "Neyse öyle bir biraz safça demeyeyim de biraz idiotikçe bir kız yani...Sen dedin ya bu kız iyi bir yere gelecek, bu kız üç tane albüm yaptı bir yere gelmedi, bazıları gelmez; fiziği de elverişli değil, katana gibi bir kız." ifadelerini de kullanmaktadır (09:32:30). Klip 3' ün devamında KÖSE, HAMARAT ve eşinin özel hayatına ilişkin detayları ise şu ifadelerle anlatmaktadır:
KÖSE: E Nur veya diğer şeyler de onlar da rejiden kulaklarına fısıldananları cevap veriyorlar ama konu burada program ve Nur meselesi değil. Ya böyle bir cibiliyetsizlik görmedim yaa. Ama şimdi kadının da haklı olduğu bir yön de var. Şimdi rahmetli de zaten ölünce ne çıktı ki zaten fuhuş alemlerindeymiş yanında mankenler kızlar kaçakçılık yaptıkları. Ve kız çıktı diğer kız benim sevgilisiyim dedi. Fotoğraflarını yayınladı. Cenazeye geldi, o Emir Şaşmaz'ın.(Sesler karışıyor.). Normal bir kadın ne yapardı O'nun saçını başını yolardı, "yelloz sen kimsin" diye O'nu oraya aldırtmazdı...(09:34:30) Velev ki böyle bir şey yaşıyorsun, bunu bir de iftaharla kırkı çıkmamış kocanın kırkı çıkmamışken iftiharla televizyonda anlatıyorsun. Diyorsun ki; ve birden Doruk beni aradı. Hay seni doruk doruklaya ya.
SUDA: Dorukluyor dorukluyor zaten (gülerek).
KÖSE: Bu nedir ağabey bu kadar mı pespayelik olur? (09:34:53).
KÖSE: (09:35:10) Kız bayram ediyor, niye bayram ediyor? Kız çünkü üstündeki yılkı atından kurtuldu bu. Parayı O'na vermekten kurtuldu.
Kullanılan ifadelerden de görüleceği üzere yorumcular HAMARAT 'ın hanım efendi ve normal bir kadın olmadığını ima etmekte, kocasının yasını tutmadan, daha önceki sevgilisi ile birlikte olmasını cibiliyetsizlik, pespayelik olarak nitelemektedirler. KÖSE'nin kullandığı "cibiliyetsizlik" ve "pespayelik" sözü eleştiri sınırlarını aşan bir hakarettir. Cibilliyetsiz; soysuz, sütü bozuk anlamına gelen bir sıfattır. Pespaye ise, alçak, soysuz, aşağılık anlamına gelmektedir (tdk.gov.tr/Büyük Türkçe Sözlük). Klip2'de de görüleceği üzere, bu sözler ve HAMARAT hakkında yapılan imalı yorumlar eleştiri sınırlarını aşan, onur kırıcı hakaretlerdir. Ayrıca KÖSE, HAMARAT'ın eşinin fuhuş alemlerinde bulunduğunu söyleyerek, ilgili şahsın özel hayatının gizliliğini ihlal etmektedir.
Programın devamında saat 09:38:00'de Ebru ŞANCI'nın sosyal medya hesabında eşini diğer kadınlardan kıskandığını ifade eden paylaşımı hakkındaki haber IŞIKSAÇAN tarafından okunmuştur. Haberde Demet AKALIN'ın ŞANCI'yı destekler nitelikteki yorumuna da yer verilmiştir. Bu haber üzerine yorumcular arasında geçen diyalog şu şekildedir (Klip4:Şancı_yorum):
KÖSE: O da çok enterasan ya bu kız Demet'in demek haberi yok. Ya bu kız fuhuş operasyonlarında falan yakalanmış zamanında bir sürü emniyet arşivlerinde yer alan. Uluslar arası iş adamlarının yatlarında Göçek'te gördüğüm...
IŞIKLAR: Uluslar arası sanatçımız demek ki (gülerek)...
KÖSE: Elden ele gezen, ben bir küçük cezveyim elden ele gezerimi söyleyen...
KÖSE: Dur dur dur bitireyim. Yaptığı röportajlarda da "Ben ortadoğulu erkeklerin parasını yerim kardeşim, bana parayı basmayanla niye birlikte olacağım" diyen bir kadın yani.
SUDA: Ama saf saf da görünen bir kız O.
Yukarıdaki diyalogtan da görüleceği üzere KÖSE, ŞANCI hakkında birtakım iddialarda bulunmakta, özel hayatına ve geçmişine ait bilgileri kamuoyu önünde paylaşmaktadır. AVŞAR'ın da belirttiği gibi Radyo ve Televizyonda, bir kişi ile ilgili bir davranış veya olay açıklamasının geçmişte olması yani güncel olmaması yayını hukuka aykırı hale getirmektedir. Kişiler hakkında yapılan yayın sadece kollektif bir dedikodu alışkanlığını tamin maksadıyla olmamalıdır (Zakir AVŞAR & Gürsel ÖNGÖREN, Radyo ve Televizyon Hukuku, s.115.).
Saat 09:39:29'da IŞIKLAR, ŞANCI'nın kendisine söylediği sözleri yorumculara "Bana diyor Aykut Abi sana diyor şu diyor dünya sosyetesinin ünlü kadınlarını bir anlatsam diyor sen diyor yılın gazetecisi olursun diyor." şeklinde aktarınca KÖSE, daha da ileri giderek ŞANCI hakkında "Kadınlarla da biseksüel ilişkiler falan falan". şeklindeki çirkin iddialarda bulunmuştur. IŞIKLAR da "Oo esas o, esas o." diyerek KÖSE'yi onaylamıştır. Yorumcular ŞANCI' yı güya eleştirirken kadının özel hayatının giz alanına ait durumları seyircilere anlatmaktadırlar. Bu sırada KJ şu şekildedir: "EROL KÖSE: EBRU ŞANCI ESKİDEN YATLARDA ELDEN ELE GEZEN BİR KIZDI". Yorumcu KÖSE yine "Şimdi eski kasnaklar oldu elek Ebru ŞANCI oldu melek, bir de o sırada evli olduğu, evli olup oturmadığı adam kalmamış şimdi diyor ki kocama niye sarkıyorlar. Ya bırak...Ben olsam sosyal medyalarımı kapatıp defolur giderim yaa herkesin ne mal olduğunu bildiği bir kadın." ifadelerini kullanarak ŞANCI'yı küçük düşürmekte ve aşağılamaktadır (09:39:58).
Pakize Suda'nın ŞANCI'nın iyi bir kıza benzediğini belirtmesi üzerine KÖSE şu ifadeleri kullanmaktadır (09:40:19): Ya sen var ya...Yo yemin ediyorum tımarhaneye yatıracağım bugün seni artık...Ya tescilli eskorttan bahsediyoruz, diyorsun ki çok iyi bir kız. IŞIKLAR, KÖSE'nin ŞANCI hakkındaki nitelemelerini desteklerken aşağıdaki diyalog yaşanmaktadır:
IŞIKLAR: (09:41:27) New York'taki katıldığı partileri bana anlattı, beni çok sever ağabey gibi böyle baba gibi, bir Mısır'a git...
KÖSE: Ağabey bütün motorlar da seni seviyor yaa.
IŞIKLAR: Evet severler.
KÖSE: (gülerek) Motorsiklet yani.
Yine saat 09:43:33'te IŞIKLAR, ŞANCI hakkında "Girdiği yerde baktırtan bir tip kadınlar saldırıyorlarmış üzerine yaa atlıyorlarmış Amerikalı karılar valla ya. Ne yapsın kızcağız almasın mı hediyelerini?" ifadelerini kullanarak toplum tarafından hoş karşılanmayacak durumları rahat bir biçimde tasvir etmektedir (Klip4:Şancı_yorum). Bu durumun toplumun manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması hususuna aykırı olduğu düşünülmektedir. Ayrıca programda kullanılan "eskort", "motor" gibi argo ifadeler, düzeysiz ve kaba ifadelerdir.
Günlük hayatın kaçınılmaz bir parçası olan televizyon, bireyleri, aileleri ve dolayısıyla toplumları etkileme yönünden oldukça önemli bir görev üstlenmektedirler. Yapılan araştırmalar, televizyonun en yaygın izlenme ortamının aile olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, televizyonun toplumda kültürel yozlaşmalar ve dejenerasyonlara yol açabildiği de görülmektedir ( Televizyondaki şiddet ve müstehcenliğin Çocuk ve Aile Üzerindeki Etkisi Paneli, Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı, s.1.). Yorumcular hem HAMARAT'ın hem de ŞANCI'nın yaşam biçimini ahlaka aykırı ve çirkin olarak kabul etmekle birlikte magazin programında bu kişilerin yaşamlarının en ince detaylarını izleyici ile paylaşarak söz konusu kişilerin ve bu yaşam biçimlerinin toplum nezdinde meşrulaştırılmasına hizmet etmektedir. Bu hususun genel ahlaka ve toplumun çekirdeği olan aileye zarar verdiği düşünülmektedir. Her ne kadar ağır eleştirilerde bulunsalar da bu kişileri programlarında konu edinerek, reklamları yapılarak bu kişilerin tanınırlığının artırılmasını sağlamaktadırlar. Nitekim seyircilerden gelen bu yöndeki eleştirilere Klip5'te de görüldüğü üzere, IŞIKSAÇAN siz izlediğiniz için konuşuyoruz şeklinde cevap vermiştir. Ancak bu konuşmanın on sekiz dakika sürmesi daha çok meşrulaştırmaya hizmet etmektedir.
Bir magazin programında haber ve yorumlar izleyiciye aktarılırken, izleycilerin hassasiyetlerine önem verilmesi ve kamusal sorumluluk anlayışıyla izleyicilerin belirli bir düzeyde yayın bekledikleri yorumcular tarafından gözardı edilmemelidir.
Sonuç olarak, Tv EM logolu yayın kuruluşunun bahsekonu programda;
1) Cibilliyetsiz, katana, yelloz, pespaye, ne mal olduğu belli, eskort, motor, karı gibi argo ifadeler kullanılması nedeniyle 6112 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (m) bendinde yer alan "... dilin düzeysiz, kaba ve argo kullanımına yer verilemez." hükmüne,
2) Fuhuş operayonlarında yakalanma, kadınlarla cinsel birliktelik gibi ayrıntılara girilerek kişilerin özel hayatlarının gizliliğine saygı duyulmaması, eşinin ölümüne üzülmedi hatta sevindi, tekrar eski sevgilisi ile bir arada, yatlarda elden ele gezen bir kız şeklinde yorumlarla bu kadınların eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürülmesi nedeniyle aynı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." hükmüne,
3) Yorumcular tarafından "eskort" oldukları iddia edilen kişilerin yaşam biçimlerinin reklamları yapılırcasına, programda tasvir edilmesi nedeniyle de 6112 Sayılı Kanun'un birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan "...genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz." hükmüne aykırı davranıldığı değerlendirilmektedir.” Şeklindeki değerlendirmelere yer verilmiş olduğu,
Konu hakkında karar alınmasını teminen yazının Üst Kurula havale edildiği, anlaşılmaktadır.
Gerekçe :Konunun; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nınyazısı, eki belgeler ve ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurulumuzca değerlendirilmesi neticesinde;
Rapora konu yayında Fuhuş operasyonlarında yakalanma, kadınlarla cinsel birliktelik gibi ayrıntılara girilerek kişilerin özel hayatlarının gizliliğine saygı duyulmaması, eşinin ölümüne üzülmedi hatta sevindi, tekrar eski sevgilisi ile bir arada, yatlarda elden ele gezen bir kız şeklinde yorumlarla bu kadınların eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürülmesi nedeniyle 6112 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." hükmünün ihlal edildiği tespit edilmiştir.
Ayrıca söz konusu yayında “Cibilliyetsiz”, “katana”, “yelloz”, “pespaye”, “ne mal olduğu belli”, “eskort”, “motor”, “karı” gibi argo ifadeler kullanılması nedeniyle 6112 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (m) bendinde yer alan "... dilin düzeysiz, kaba ve argo kullanımına yer verilemez." Hükmünün ihlal edildiği sabit görülmüştür.
6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (m) bendinin ilk defa ihlali nedeniyle uyarı yaptırımının uygulanması gerektiği,
Söz konusu kuruluşa 11.02.2014 tarihli yayını nedeniyle evvelce 12.03.2014 tarih ve 2014/16 sayılı toplantıda alınan 73 nolu Üst Kurul Kararıyla 6112 Sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca uyarı yaptırımı uygulandığı Üst Kurul kayıtlarından anlaşılmıştır.
Bu itibarla; 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin tekraren ihlali nedeniyle, Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre “İdari Para Cezası” yaptırımının uygulanması gerektiği, kanaatine varılmıştır.
Karar : Yapılan görüşmeler sonucunda, ayrıntıları ve gerekçeleri yukarıda izah olunduğu üzere; EM TV logosuyla yayın yapan GÜÇLÜ RADYO VE TELEVİZYON YAYINCILIĞI PROD. REK. TİC. A.Ş. unvanlı kuruluş hakkında;
1-6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (m) bendindeki; "... dilin düzeysiz, kaba ve argo kullanımına yer verilemez." hükmünün ihlali nedeniyle, aynı Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre UYARILMASINA, 6112 sayılı kanunun 32 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca tebliğden itibaren en geç onbeş gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava açılabileceğinin, aynı yayın ilkesinin tekraren ihlali halinde, Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “Uyarının ilgili kuruluşa tebliğinden sonra ihlalin tekrarı halinde medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden üçüne kadar idari para cezası verilir.” hükmü uyarınca idari para cezası yaptırımı uygulanacağının yapılacak tebligatta bildirilmesine,
2- 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan; "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez."hükmünün tekraren ihlali nedeniyle, aynı Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre;
a- İhlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Eylül 2015 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 79.843,26 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezası 10.000 (onbin) ( 2015 yılı için yeniden değerleme oranına göre belirlenen 13.601 (onüçbinaltıyüzbir - ) Türk Lirasından az olamayacağından 13.601 TL. İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b- İdari para cezasının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde Üst Kurulun T.C. Ziraat Bankası Ankara Kamu Girişimci Şubesi TR98 0001 0025 3300 9999 9951 93 no’lu hesabına “6112 sayılı kanunun 32 nci maddesine göre ödenen para cezasıdır” şerhiyle ödenmesi gerektiği veya 6112 sayılı kanunun 32 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca tebliğden itibaren en geç onbeş gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava açılabileceğinin, dava açma süresi içerisinde peşin ödeme yapılması halinde, 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezanın dörtte üçünün tahsil edileceğinin ve taksitlendirme talebinde bulunabileceğinin, peşin ödemenin kanun yoluna müracaat hakkını engellemeyeceğinin, en geç 1 aylık süre içerisinde ödenmeyen idari para cezasının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairesine gönderileceğinin bildirilmesine,
Oy birliği ile karar verildi.