İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 19.10.2015 tarihli ve 1604 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda; IMC logosuyla yayın yapan kuruluşta 11.10.2015 tarihinde saat 20:35’te yayınlanan “Gündem Müzakere” isimli programda konuk ve sunucunun konuşmalarında etnik köken vurgusu yaptıkları iddiasıyla IMC-DYT YAYINCILIK HİZMETLERİ A.Ş. unvanlı kuruluş hakkında; 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan; “Irk, renk, dil, din, tabiiyet, cinsiyet, engellilik, siyasi ve felsefi düşünce, mezhep ve benzeri nedenlerle ayırımcılık yapan ve bireyleri aşağılayan yayınları içeremez ve teşvik edemez” ilkesinin ihlali nedeniyle idari para cezası uygulanmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir.
11.10.2015 tarihinde saat 20:35’te yayınlanan Ayşegül DOĞAN’ın sunduğu “Gündem Müzakere” isimli programda konuklarla Ankara Tren Garı’nda yaşanan bombalı saldırının yol açtığı katliam ve daha önce Diyarbakır ve Suruç’ta meydana gelen patlamalar tartışılmıştır.
Program konuğu Gazeteci - Yazar ve Senarist Ümit KIVANÇ, bombalı saldırıları yorumlarken, izlenimlerini ve görüşlerini, “Yani bunu şimdi Türkiye’nin her yerine asker cenazesi gönderirim, şehit cenazesi gönderirim falan yapan bir kurumdur devlet”, “Mesela bu son olayda benim izlenimim, bir şeye yol verildi ama aslında bu çapta bir şey beklenmiyordu aslında, bu çapta bir şey beklenmiyordu gibi izlenimim” cümleleriyle paylaşmış ve “Kürtleri öldüreceğiz siz karışmayın kardeşim” mesajı verilmek istendiği görüşünde olduğunu ifade etmiştir.
Ümit KIVANÇ’ın bu düşünceleri, “Devletin kurumlarına karşı eleştiri sınırlarını aşarak suçlamalar yöneltmek ve katliamın arkasında devletin veya devlet kurumlarının planlı bir şekilde var olduğu anlatmak” ve “Devlete karşı maksatlı bir biçimde düşmanlık ve nefret duyguları oluşturmak, etnik unsurlar arasında söylemsel olarak ayırım yapmak” şeklinde yorumlanarak Yayın Kuruluşu; cezalandırılmıştır.
Program değerlendirilirken iki konu göz ardı edilmiştir. Birincisi Program ve konuğun konuşması bir bütün olarak değerlendirilmemiş, içinden belirli cümleler alınması yolu bile tercih edilmeden kimi cümleler dahi bölünerek bir sonuca varılmaya çalışılmıştır. İkincisi düşünceyi açıklama ve ifade özgürlüğü tamamen yok sayılmıştır.
Alıntı yapılan, “Yani bunu şimdi Türkiye’nin her yerine asker cenazesi gönderirim, şehit cenazesi gönderirim falan yapan bir kurumdur devlet” şeklindeki cümlenin başında, “Birileri öldürülüyorsa, bombalanıyorsa, failleri ortaya çıkmayan bir suç işleniyorsa tabi ki biz doğal olarak önce devletten şüpheleneceğiz” cümlesi yer almaktadır. Alıntı yapılan cümlenin sonunda ise “O masada o laf söylendiği zaman sırıtan adamdır devlet. Yahut yaralıları insanlar kurtarmaya çalışırken üstüne gaz atan bir müessesedir devlet. Biz tabi önce ondan şüpheleneceğiz ve ilk fail olarak onu düşüneceğiz, bu çok normal bir şey” cümlesi vardır.
Konuğun sözlerinin bütünlüğü bozulmadan yukarıdaki ifadeler de eklenerek değerlendirildiğinde, Ümit KIVANÇ konuşmasından, “Ölümlerin ve bombalamaların faillerini ortaya çıkarmakla görevli devletin, bunu yapamaması halinde devletten şüphelenmenin doğal olduğunun” anlatıldığı ortaya çıkmaktadır. Katılımcı suçlamaktan öte, olayların failleri bulunana kadar devam edecek bir şüpheden söz etmektedir.
“Mesela bu son olayda benim izlenimim, bir şeye yol verildi ama aslında bu çapta bir şey beklenmiyordu aslında, bu çapta bir şey beklenmiyordu gibi izlenimim” ve “Yav kimse bunlar şunu demek istiyorlar: Kürtleri öldüreceğiz siz karışmayın kardeşim” cümlesinin başında, “IŞİD olabilir olmayabilir… Türkiye’ye karşı yapılacak olsa devleti temsil eden bir yere yapılır” şeklindeki sözleriyle katılımcının, bölge ve ırk farkı gözetmeden IŞİD terörüne dikkat çektiği ve bu teröre seyirci kalındığı konularına vurgu yaptığı anlaşılmakla beraber, “Yav kimse bunlar şunu demek istiyorlar” cümlesinden “Öldüren” olarak kastedilenin devlet olmadığı, bir terör örgütünün olabileceği ihtimali üzerinde durulduğu anlaşılmaktadır.
Özetle ihlal konusu edilen söylemlerde, “Devlet kurumlarına eleştiri sınırları ötesinde her hangi bir hakaretten” söz edilemeyeceği gibi, kin ve düşmanlıkla bölge ve ırk farklılığının körüklendiğinden de söz etmek mümkün değildir.
Devlet ve onu yönetenler ihmalle suçlanmakta, devletin suçluları bulmasının temel görevi olduğu vurgulanarak bu görevini yerine getirmeyen devlet ve onu yönetenler eleştirilmektedir.
Bu konuda yargı kararları da düşünceyi söyleme ve ifade özgürlüğünün altını çizerken devletin de eleştirilebileceğini vurgulamaktadır.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarından alıntı yaparak verdiği bir kararda, “İfade özgürlüğü, toplumun ilerlemesi ve her insanın gelişmesi için esaslı koşullardan biri olan demokratik toplumun ana temellerinden birini oluşturur” tespitini “İfade özgürlüğü sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veya ilgilenmeye değmez görülen ‘Haber’ ve ‘Düşünceler’ için değil, Devletin veya nüfusun bir bölümünün aleyhine olan, onlara çarpıcı gelen, onları rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır. Bunlar çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleridir” saptamasıyla sürdürmüştür. Bu saptama konuğun değerlendirmeleri için de dikkate alınmalıdır. (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 2015/1685 Sayılı Kararı)
Bu nedenlerle; katılımcının konuşmasının ancak düşünceyi açıklama ve fikir özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi kanaatinde olduğumdan, katılımcının ifade özgürlüğünü kullanarak yaptığı değerlendirmeleri, dile getirdiği şüpheleri ve paylaştığı yorumları nedeniyle söz konusu yayın kuruluşunun cezalandırılmasına yönelik çoğunluk görüşüne katılmıyorum.


