İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 26.04.2016/425 tarih/sayılı yazısı ve ilgili Uzman raporunun incelenmesi sonucunda RADYO MEHTAP çağrı işaretiyle yayın yapan Dünya Radyo Yayıncılık A.Ş. unvanlı kuruluş hakkında alınan “6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan hükmün ihlali” yönündeki oyçokluğu kararına karşıoy kullandım.
CİMER’e iletilen bir şikayet üzerine incelenen bahse konu 08.02.2016 tarihli ‘Çınarın Gölgesinde’ isimli programda, sunucunun çeşitli açılardan hükümet uygulamalarını ve dönemin Başbakanını eleştirdiği, bu arada da ‘Ballı Türksat maaşları; İŞİD yerine PYD ile savaşılması; yurt dışı Türk okullarını kapattırmaya çalışması’ gibi konuların zaman zaman eleştiri dozu yüksek sert ifadelerle ele alındığı izlenmektedir.
Üst Kurul’un daha önceki bir çok kararında da yer aldığı gibi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2007/7-28 E. ve 2007/34 K. numaralı içtihadında, basın özgürlüğünün; belli ölçülerde abartmayı, hatta kışkırtmaya başvurmayı da içerebileceğinin kabul edilmesi gerektiğini ve gazetecilerin yazılarında kullandıkları deyimlerin “polemik” niteliğinde olsa da, nesnel bir açıklamayla desteklendiğinde, bu ifadelerin asılsız kişisel saldırı olarak görülemeyeceğini ortaya koymaktadır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2009/7316 E., 2012/17738 K. nolu içtihat metninde ifade özgürlüğünün aleyhte olan, çarpıcı gelen ve rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanacağı belirtilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Lingens–Avusturya kararında, ifade özgürlüğünün sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen "haber" veya "fikirler" için değil, aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de uygulanacağının belirtildiği görülmektedir. Mezkur Yargıtay kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarından görüldüğü üzere; ulusal ve uluslararası hukuk düzeninde, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü kavramlarının demokrasinin bir sonucu olarak geniş anlamda yorumlandığı değerlendirilmektedir. Sonuç olarak medyada bireylere yönelik olarak küçültücü olmamak ve hakaret içermemek kaydıyla belirli ölçüde abartılı, kışkırtmaya başvuran, muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberlerin ve iddiaların yer alabileceği, bu nitelikte haber ve iddiaların basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilebileceği öngörülmektedir.
Dolayısıyla; bu yayında da, hakaret niteliğinde ifadelerin bulunmadığı, yayın içeriğindeki sözlerin ifade özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkan basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilebileceği düşüncesiyle oyçokluğu kararında karşıoy kullandım.


