İnceleme ve Değerlendirme : İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 28.01.2016 tarihli ve 82 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin Uzman Raporunda;
“Kanal D logosu ile yayın yapmakta olan medya hizmet sağlayıcı kuruluş sunuculuğunu Seda Akgül'ün yaptığı "Kısmetse Olur" adlı bir evlilik programı yayınlanmaktadır. Söz konusu programın 2, 4, 6 ve 13 Ocak 2016 tarihlerinde yayınlanan bölümleri incelendiğinde, bu programlarda sekiz damat adayı ile sekiz gelin adayı bulunduğu görülmüştür. Adaylar karşı cinsten biriyle yakınlık kurarak evlenmek için birbirini tanımaya çalışmakta ve birbirleriyle "Kırmızı oda" denilen mekanlarda buluşarak birbirlerine karşı hissettikleri duygularını ifade etmektedirler.
"Kısmetse Olur" programında damat ve gelin adaylarının bir birleriyle ilişkileri ve tartışmalarına ilişkin olarak genel yaklaşımı ortaya koymak amacıyla programın bazı bölümlerinin deşifresi aşağıda verilmiştir:
02.01.2016 tarihli programın açılışını Sunucu Seda Akgül aşağıdaki ifadelerle yapmıştır. (Klip İhlal 1): "Kısmetse Olur evinin gelin ve damatları 2016'ya umut ve aşkla adım attılar. Onlar için göz yaşları, tartışmalar ve hayal kırıklarıyla geçen bir hafta geride kaldı." Akgül bu ifadeleri kullanırken ekrana bir önceki haftanın özeti mahiyetinde görüntüler getirilmektedir. Bu görüntülerde, geçen haftaki programda gelin ve damat adaylarının yaptıkları tartışmalar, polemikler spot olarak ekrana getirilmektedir. Geçen haftanın genel panoramasından sonra bu hafta içinde gelin ve damat adaylarının yaptığı tartışmalar VTR'den izleyiciye aktarılmaktadır. Söz Konusu VTR'lerden birinde; "Gelin Adaylarından biri: Mehtap, son derece tehlikeli halka oynayan bir kadın. / Bir başka sahne Gelin Adayı (Damat adayına): Orada yedi kişi var, yedi kişisiniz sana mı kaldı?... Uyuz oldum ya, hem suçlu hem güçlü (ses efektleri kullanılıyor)." Aynı VTR'nin başka bir bölümünde gelin adayları kendi aralarında konuşmaktadır. Gelin adaylarından biri Emre ile görüşen bir başka gelin adayına; "Emre de güzel güzel bakıyordu sana, ama senin bakışlarında da bir şey hissettim açıkçası." şeklinde ikisinin ilişkisine dair fikirlerini beyan etmektedir.
Bütün yarışmacıların bir arada olduğu bir ortamda, geçen hafta yaşananların VTR'den hem kendilerine hem de izleyiciye aktarılmasından sonra, bu yaşananlar üzerine yarışmacılar yorum yapmaktadır.
Gelin Adayı Dani (Daniela) (Klip İhlal 2) kendi ilişkisi üzerine konuşan diğer yarışmacılara hitaben:"...Ya pardon sizin ne haddinize bir şeyleri ispat etmek, açığa çıkarmak, bırakın herkes istediği gibi yaşasın görsün... Ben ne zaman burada biriyle bişey yaşamaya kalksam, müdahale etmeye kalkışıyorsunuz... Şöyle bişey var. Ben burada niçin varım, en azında ben kendi adıma konuşayım, benim için en iyi olanı bulmak için varım, bu konuda eleştirilecek bir şey yok. Ben benim için en iyisini bulmaya gelmediysem buraya boşuna gelmişim, dışarıda ararım arayacağımı. Bir başka VTR'de (Klip İhlal 3) Damat Adaylarından Biri:...Ben bişey söyliyim mi, Emre Daniyi isteseydi, şimdiye kadar çoktan alırdı..." şeklinde bir ifade kullandığında hali hazırda Dani ile birlikte olan ve onunla evlenmeyi düşünen damat adayı Gürkan: Bence Dani istese Emre çoktan olurdu." şeklinde karşılık vermektedir. Bu VTR'den sonra stüdyoda; Sunucu:"..seven bir adamın yüzüne söyleyince zor bişey değil mi?" şeklinde bir soru sormaktadır. Evlenmeyi düşünen Dani ile Gürkan kavga etmeye başlamaktadır. Bunun üzerine sunucu: "İki dakikada bu seviyelere gelen bir ilişkiden benim de çok ümidim... " demekte ve akabinde bir başka VTR ekrana getirilmektedir. Bu VTR'de Daniela ile Gürkan'ın tartışmaları ekrana taşınmaktadır. Akabinde; Sunucu : "Bir de benim burda bir şey dikkatimi çekti. Eser diyor ki Emre istese Daniyi alırdı, orda da bişey demedin. / Gürkan: Dedim. / Daniel: Bu nasıl saçma sapan bir rekabet, ralli mi yapıyoruz. Nedir bu, böyle birşey bile saçma... / Emre: Ben kendi adıma rahatsızlık duyduğum bir şey söyleyeceğim... Dani meselesi Dani, Emreyle olacak gibisinden dedikodular dolanıyor. Hem o evde hem bu evde, işte bu Ayça'nın gittiğinden sonra başladı bu dedikodular. / Sunucu: Ki senin yüreğin daha yeni yeni iyileşmeye başladı. / Emre: Yani ben toparlanmaya çalışan bir adamım ve Gürkan'da şunu fark ettim. Bu konu açıldığında tamam gitsin test ederiz dedi dün... öncesinde bana senin öyle bir niyetin var mı dedi. Bir anda böyle bir kendini geri çekmeye çok müsait. Ben senin muhatabın değilim, bu dedikoduyu çıkaranlara git sor... / Gürkan: Ama erkekler evinde de Daniyle ilgili imalı soruları hep sen soruyorsun, alayını sen soruyorsun." Bir başka VTR'de; "Nur:...Ben Emreyi tanıma yoluna girecem, öyle bişey yok, öyle bir dünya yok./ Bir Başka Gelin Adayı: Kimse benim elimden alamaz mı diyorsun. / Nur: Eğer ben öyle bir karar verirsem, değil Dani, Ayça bile alamaz." şeklinde konuştuğu görülmüştür.
04.01.2016 tarihli "Kısmetse Olur" programında yukarıda aktarılan tartışmalara benzer tartışmaların devam ettiği görülmektedir. Yukarıdaki tartışmaların yanı sıra aşağıda aktaracağımız şekilde dikkat çekici unsurları da içermektedir:
Sunucu (Klip İhlal 9): "birbirlerinizin ilişkilerini nasıl yorumlamışsınız bir onlara bakalım beyler de izlesin mesela; bir çift olmamış diyen birileri var kimmiş bunlar? Söz konusu ifadeden sonra çiftlerin birbiri aleyhine dedikoduları ekrana getiriliyor.
06.01.2016 tarihli Kısmetse Olur programında ise (Klip İhalal 10)"Melis: Serhan da şöyle bir tavır var. Herkes bana aşık. Herkes benden hoşlanıyor. Herkes önceden benle ilgilendi..."
Başka bir sahnede ise şu diyalog gelişmiştir. Tankut (Klip İhlal 4): Ben sadece şunu düşünüyorum. Bu Daniela ile yaşadık bunu. İlk Daniela ile bir şey oldu o hafta gitti. Şimdi, Burçak ile böyle bir şey gibi acaba diyorum, suratıma gülüp de arkamdan vurmaya mı çalışıyorsunuz yani?" Yukarıdaki ifadeleri damat adaylarından Tankut, yine damat adaylarından olan Erdem'in Tankut'un ilişki yaşadığı Burçak adlı gelin adayının aleyhine oy kullanması üzerine kullanmıştır. Yukarıdaki ifadelerden de anlaşılacağı üzere Tankut söz konusu evlilik programında önce Daniela adındaki gelin adayı ile bir yakınlık yaşamış fakat damat evindeki arkadaşları Daniela'nın gelinler evinden gitmesi yönünde oy kullanmışlardır. Halihazırda ise Daniela gelinler evindedir. Tankut'un şimdi ilişki yaşadığı gelin adayı ise Burçak'tır. Bu hafta ise Tankut'un arkadaşı Erdem, Burçak'ın gitmesi yönünde oy kullanmaktadırlar. Daniela ise damat adaylarından Gürkan ile ilişki yaşamaktadır. Adayların beğendikleri kişiyle yakınlık kurup evlenme yolunda ciddi adımlar atma eğiliminde olduklarını ifade etmeleriyle birlikte programın yapısı evlilik kurumuna yönelik ciddi tehditler oluşturmaktadır. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi Tankut önce Daniela ile yakınlık kurmuş sonra ondan ayrılıp Burçak ile flört etmeye başlamıştır. Aynı evde aynı çatı altında beraber kaldığı arkadaşı Gürkan bu kez Daniela ile flört etmeye başlamıştır. Programın bölümleri bu şekilde adayların sık sık partner değiştirmeleri ve sürekli tartışmalar ve dedikodularla geçmektedir.
Yukarıda deşifre edilen örnek sahnelerin benzerlerine programın tamamında sıklıkla rastlanmaktadır. Birincilik ve para ödülü için kıyasıya mücadele eden yarışmacılar, olumsuz rol modeli oluşturan söz, davranış ve tutumlara başvurmakta; rekabette birbirlerinin onurunu hedef alan aşağılayıcı ve küçük düşürücü itham ve beyanlarda bulunmaktadırlar. Zikredilen olumsuz davranış biçimi, dedikodu ve kişileri karşı karşıya getirerek sözlü kavgalara tutuşmaları sunucu tarafından teşvik edilmektedir. Yayıncı kuruluş, programda tartışmaya sebep olabilecek bölümleri VTR ile ekrana getirerek yarışmacıların stütyoda karşı karşıya gelmesini sağlamaya çalıştığı görülmektedir. Bu bağlamda özellikle adayların birbiriyle çekiştikleri sahnelerde görüntüler ağır çekimle verilmekte ve olayı çarpıcı bir şekilde sunmak için müzik kullanılmaktadır. Bu durum ise program içindeki tartışmaların bilinçli olarak oluşturulduğu kanaatına varılmasına sebep olmaktadır. Bu bağlamda sunucunun aşağıda da deşifre olarak verilen şu ifadeler dikkat çekicidir. Sunucu: "Mehtap'ın derdi ne Mehtap Murat'ı kullanıyor mu Mehtap' ın gözü Tankut'ta mı Erdem'de mi?". Görüldüğü gibi program sunucusu bir cümle içerisinde bir kadının adını üçerkek aday ile anmıştır. Temeli bireylerin birbirini karşılıklı olarak benimseyip sahiplenme duygusuna dayanan evlilik kurumu bu yönüyle üçüncü şahıslara kapalı bir kurumdur. Aynı çatı altıda kalan damat adaylarının aynı kadınla ilgilenmeleri ya da bir kadının aynı çatı altında yaşayan üç erkeğe birden ilgi göstermesi evliliğin temeli olan sahiplenme duygusunu zayıflatacağı gibi duygusal bir çöküşe sebebiyet vererek mutlak bir çatışmaya götürecek bir durumdur. Aksi durumda sahiplenme duygusunun körelmesi ise bireylerin duygusal bağlarını zayıflatarak evliliğin anlamsızlaşmasına ve aile kurumunun çökmesine sebebiyet verecek bir durumdur. Söz konusu programın özellikle evlenme çağındaki genç kuşaklara hitap etmesi ile birlikte program mutluluk hayalleriyle yuva kurma ümidindeki gençler açısından çok daha zararlı bir durum teşkil etmektedir. Bilindiği gibi evlenme uzlaşmaya dayanan bir kurumdur. Çiftler uzlaşabildikleri ölçüde birlikte yaşama ve aileyi devam ettirebilme imkanına sahiptirler. Bu program ise yarışma formatında olup hem adayların kendi aralarında hem de karşı cinsle olan sürekli mücadele ve çekişmesine dayanmaktadır (Klip İhlal 6). Evlilik kurumunun uzlaşma yerine çatışmayla temellendirilmesi evliliğin bizzat kendi amacına aykırı olup onun sarsılıp yıkılmasına sebebiyet vercek bir durumdur. Bu bağlamda programdaki yarışmacılar özellikle gençlere olumsuz rol model oluşturmaktadır. Söz konusu olumsuz söz ve davranışların yoğun bir biçimde bulunması nedeniyle mezkur programın, ilgili mevzuat açısından ihlal oluşturduğu değerlendirilmiştir.
Sözkonusu evlilik programı incelendiğinde Türk aile yapısı ve evlilik kurumu açısından pek çok zararlı ve olumsuz içeriğin bu programda mevcut olduğu saptanmıştır. Öncelikle programın yapısı bir yarışma anlayışına sahiptir. Her hafta adaylardan biri diğer adayların oylarıyla elenmekte ve programa veda etmektedir. Ayrıca her hafta damat ya da gelin tarafı belli bir miktar para ile ödüllendirilmektedir. Bunun yanısıra adayların konuşmalarından anlaşıldığına göre programda evlenen kişilere başta ev olmak üzere pek çok maddi imkanlar sunulmaktadır. Böylece program evlilik ve yuva kurma formatı görünümünde olmakla birlikte esasında yarışma formatında sunulmaktadır. Bu durum ise evlilik kurumu üzerinden sunularak evlilik kurumuna yönelik çok ciddi zararlar verilmektedir. Adaylar elenip evden ayrılmamak için arkadaş grupları oluşturmakta birbirine karşı aşırı derece kırıcı davranmakta ve birbirlerini sürekli çekiştirmektedirler. Çatışma ve dedikodu bu programın ana karakterini oluşturmaktadır. Adaylar birbirlerine sürekli hakaret etmekte histerik davranışlar sergilemekte ve bu davranışlar bazen fiziksel müdahalelere kadar varmaktadır (Klip İhlal 5-7). Tüm bu davranışlar ise özellikle gençlerin üzerinde derin olumsuz etkilere sebep olacak mahiyettedir. Aşağıda deşifre ile bu durum bariz bir şekilde görülmektedir. Stüdyoda bütün yarışmacıların olduğu ortamda Sunucu (Klip İhlal 8): "Mehtap'ın derdi ne Mehtap Murat’ı kullanıyor mu, Mehtap'ın gözü Tankut'ta mı Erdem'de mi ?" Bu soruya Mehtap: "İnsanın fikri ne ise zikri de o olur. Bence arkadaşlar başkalarını basamak olarak kullandıkları için beni de öyle zannediyorlar." şeklinde cevap vermektedir..." Evlenilecek kişi ile ilgili olarak yukarıdaki mahiyette rencide edici sözlerin kullanılmasının normal olarak karşılanması başlı başına evlilikten amaçlanan dayanışma duygusunu yok etmektedir.
Aile kurumu bireyin sosyalleşmesi, güven kazanması, kişiliğinin şekillenmesi ve kültürel kimliğini içselleştirmesi konusunda en önemli toplumsal unsurdur. Aile kendi fertlerinin sosyal ihtiyaçlarını karşılama kapasitesi nispetinde toplumsal yaşamın güçlendirilmesine katkı yapan bir yapıdır. Bu bağlamda, aile toplum için vazgeçilmez bir önem arz etmektedir. Aile toplum için taşıdığı değerden daha fazla birey için kıymetlidir. Çünkü, bireyin "iyilik hali" için aile yuva olma vasfıyla sağlıklı bireylerin yetişmesine katkı yapar. Ancak unutulmaması gerekir ki sağlıklı toplum ancak sağlıklı bireylerle kurulabilir. Yukarıda aktarılanların ışığında, aile ve genel olarak toplumsal ve siyasal kurumları güçlü memleketlerin ancak güçlü devletler olarak ortaya çıkabilecekleri açıktır. Buna karşın temel fonksiyonlarını icra edemeyen bir aile, o toplumun içten içe zayıflamasına, ilk olarak toplumun zayıf katmanlarının akabinde bütün toplumun etkileneceği bir toplumsal savrulmanın oluşmasına sebep olur. Bu çerçevede, işlevsiz bir aile bir toplumun maddi olanaklarla telefi edebileceği bir durum değildir. Ülkemizde ailenin değişim dönüşüm geçiren bir kurum olduğu açıktır. Buna karşın toplumun bütün kesimleri açısından hala en değerli kurumlardan biri olarak varlığını sürdürmektedir. Buna ilişkin yapılanan akademik çalışmalarda bunu teyit etmektedir.
Ailenin toplum için taşıdığı önem nispetinde ailenin oluşması genellikle belirli toplumsal normlar ve hukuki metinlere bağlı olarak evlilik müessesiyle mümkün olmaktadır. İki olgun insanın bu ilkeler çerçevesinde bir araya gelmesi; çocukları, akrabaları ve genel olarak toplum karşısındaki haklarını, ödevlerini ve ayrıcalıklarını tanımlaması evlilik müessesesiyle mümkün olmaktadır. Bu süreçler, toplumsal yapı ve toplumun tarihsel arka planına bağlı olarak farklılık arz etmektedir ve bu yapılar değişime açıktırlar. Bu değişimin hızlı veya yavaş olması toplumun kendi iç dinamikleriyle ve dış etkilerin yoğunluğuyla ilişkilidir. Bütün toplumlar kendi bünyelerini güçlendirmek için kendisini aile kurumunu güçlendirmek amacıyla anayasal ve yasal düzenlemeler yapmış, kurumlar oluşturmuştur. Ancak, yasal düzeyde alınan bu tedbirlere karşın bazı medya ürünlerinin ailenin varlığını anlamsız kılan ve onu zayıf düşüren bir içeriğe sahip olduğu görülmektedir. Evlilik programları başlığı altında ele alabileceğimiz programlar bu minvalde programlardır. 2003 yılından itibaren ekrana farklı isimlerle yer alan evlilik programları giderek format değiştirmiş, "Kısmetse Olur" programında olduğu gibi bir pazara dönüştürülmüştür. Erkek ve kadınların birbirlerinin onur ve haysiyetlerini hiçe sayarak aynı anda birden fazla kişiyle görüşmek, bunu herkesin gözü önünde televizyon ekranından yapmak, arkadaşların bir birlerinin "sevgilileriyle" duygusal yakınlıklar kurmaları gibi toplumsal yaşamda sık karşılanması mümkün olmayan durumları "normal" bir süreç ve durum olarak yansıtılması evlilik kurumunun kendisini anlamsız hale getiren ve onun toplumsal olarak içerdiği manayı yok eden davranış biçimleridir. Bir toplumun en temel değerlerini yok eden bu yaklaşım, Türk toplum yapısında kutsal olan evlilik ve aile kurumuna verilen değeri değiştirmekte ve dönüştürmektedir. Bu dönüşüm, toplumumuzda onarılması güç kültürel çözülmelere neden olabilir. Toplumun bundan rahatsız olduğunu RTÜK tarafından Ağustos 2010’da yapılan “Kadınların Televizyon İzleme Eğilimleri Araştırması 2”nin sonuçlarından görmek mümkündür. Söz konusu araştırmaya göre, insanların televizyonlarda öncelikli olarak yayınlanmasını istemediği program türleri sıralamasında % 63 ile “kadın kuşak/izdivaç programları” birinci sırayı almıştır.
Yukarıda yapılan tartışma ekseninde "Kısmetse Olur" isimli programın içeriği birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu programın formatının toplumun milli, manevi değerlerine aykırılık teşkil ettiği; bahsi geçen programın içeriğinin hem milli manevi değerlere hem de insan onuruna aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak; Kanal D logosuyla yayın yapmakta yayıncı kuruluşunun söz konusu yayınıyla, 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde ifade edilen, "İnsan onuruna ... aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." ve 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde ifade edilen; "Toplumun millî ve manevî değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz." hükmüne aykırı yayın yaptığı kanaatine varılmıştır.”
Şeklindeki değerlendirmelere yer verilmiş olduğu,
Yayın kuruluşunun; 6112 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) ve (f) bentlerini ihlal ettiğikanaatinin Daire Başkanlığınca belirtildiği,
Konu hakkında karar alınmasını teminen yazının Üst Kurula havale edildiği, anlaşılmaktadır.
Gerekçe :Konunun; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın yazısı, eki belgeler ve ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurulumuzca yapılan değerlendirmesi neticesinde;
Söz konusu yayına ait deşifre kayıtlarının ve video görüntülerinin tetkiki sonucunda;
İhlale konu yarışma programında; birincilik ve para ödülü için kıyasıya mücadele eden yarışmacıların, söz, davranış ve tutumlarıyla birbirlerinin onurunu hedef alan aşağılayıcı ve küçük düşürücü ithamlarda bulundukları görülmüştür. Anılan yayına ilişkin uzman değerlendirme raporundaki, yayında “insan onuru” ilkesinin ihlal edildiği şeklindeki düşünce ve kanaatler de göz önüne alındığında, mezkur yayında 6112 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendindeki; “İnsan onuruna ... aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez.” Hükmünün ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Ayrıca rapora konu yayına katılan Hüseyin isimli şahsın, kadını parayla satın alınabilecek, seçme hakkı olmayan bir varlık olarak görmesi ayrıca, 40 yaşından sonra kadınların işinin bittiğini düşünerek ve "Kadının nesi var ki. Parayı veren biziz, imzayı atan biziz, soyadını veren biziz" sözleriyle kadının varlığını hiçe sayması, yalnızca kadının cinsiyeti üzerinden değil "insani değeri" açısından da negatif sonuçlar doğurduğu değerlendirilmiştir. Oysa yayıncı kuruluşların yayınları, toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlar içeremez.
Bu itibarla, anılan yayında dile getirilen ifadelerin çok açık bir biçimde cinsiyet eşitliğine ters düştüğü ve yayıncı kuruluşun bu duruma müsaade ederek/sebebiyet vererek kamusal sorumluluğa uygun davranmadığı ve bu şekilde, 6112 sayılı Kanunun birinci fıkrasının (s) bendinin de ihlal edildiği kanaati oluşmuştur.
Bu nedenlerle, yayıncı kuruluşun anılan yayını ile, 6112 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendindeki; “İnsan onuruna ... aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez.” Hükmü ile 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (s) bendindeki; “Toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlar içeremez.” Hükmünün ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bahse konu yayında 6112 sayılı Kanunun hem 8/1-s maddesi hükmü, hem de 8/1-(ç) maddesi hükmü ihlal edilmiş olduğundan, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 15/1. maddesi hükmüne atfen bahse konu ihlallerden en ağır (tek) cezanın verilmesi gerektiğinden, anılan Yayın Kuruluşu hakkında aynı Kanunun 32 nci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, “İdari Para Cezası” yaptırımının uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Karar : Yapılan görüşmeler sonucunda, ayrıntıları ve gerekçeleri yukarıda izah olunduğu üzere;
Aynı yayınla hem 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendindeki; “İnsan onuruna ... aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez.” Hükmü, hem de 6112 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (s) bendindeki; “Toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlar içeremez.” Hükmü ihlal edildiğinden yani birden fazla yayın ilkesi ihlali olduğundan ve her iki ihlal de idari para cezası yaptırımını gerektirdiğinden, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince, bahse konu ihlallerden en ağır (tek) cezanın verilmesi öngörüldüğünden, KANAL D logosuyla yayın yapanDTV HABER VE GÖRSEL YAYINCILIK A.Ş. unvanlıkuruluş hakkında; bahse konu ihlallerden 8/1-s maddesi ihlaline dair idari para cezası müeyyidesi daha ağır olduğundan, aynı Kanunun 32 nci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca;
1- İhlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Aralık 2015 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 41.869.333,10 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde iki oranı (%2) 837.387,00 TL. İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
2- İdari para cezasının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde Üst Kurulun T.C. Ziraat Bankası Ankara Kamu Girişimci Şubesi TR98 0001 0025 3300 9999 9951 93 no’lu hesabına “6112 sayılı kanunun 32 nci maddesine göre ödenen para cezasıdır” şerhiyle ödenmesi gerektiği veya 6112 sayılı kanunun 32 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca tebliğden itibaren en geç onbeş gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava açılabileceğinin, dava açma süresi içerisinde peşin ödeme yapılması halinde, 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezanın dörtte üçünün tahsil edileceğinin ve taksitlendirme talebinde bulunabileceğinin, peşin ödemenin kanun yoluna müracaat hakkını engellemeyeceğinin, en geç 1 aylık süre içerisinde ödenmeyen idari para cezasının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairesine gönderileceğinin bildirilmesine,
Üst Kurul Üyeleri Süleyman DEMİRKAN ve İsmet DEMİRDÖĞEN’in karşı oylarıyla, oy çokluğuyla karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 04.02.2016 gün ve 07 sayılı toplantıda aldığı 23 no.lu karara karşı oy yazısı.
Süleyman DEMİRKAN Şerhidir.
Üst Kurulun 04.02.2016 gün ve 07 sayılı toplantıda aldığı 23 no.lu karara karşı oy yazısı.
İsmet Özdal DEMİRDÖĞEN Şerhidir.


