İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 14.11.2017 tarih ve 1039 sayılı yazısına konu STAR TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 21.09.2017 tarihinde 11:00’da yayınlanan "Duymayan Kalmasın" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, STAR TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluş tarafından 21.09.2017 tarihinde 11:00’da yayınlanan "Duymayan Kalmasın" adlı magazin programında geçen diyaloglarda; "... Bu E. Ş.'nın çıplak resimleri, medyaya çıkmıştı biliyosunuz? O zamanlar eşim bana bi sabah bu resimleri attı. Bak bak dedi E. Ş. TT olmuş dedi. ... Çıplak resimleri çıkmış dedi. Baktım o anda yoktu resimler. Sonra dedim nerde falan eşim bana hepsini attı. Dedim ki, nerden biliyosun belki o değildir. Bak bak dedi sezeryan izi var dedi. Sonradan, şimdi düşündüğümde aceba diyorum o fotoğraflar ona mı gitmişti? Ve ben eşimi aradım dedim ki, eğer bunu sen yaptıysan dedim, o kadının çıplak resimlerini sen verdiysen dedim, yazıklar olsun sana dedim, senin de çocukların var. Ben onu hala koruyorum, böyle bişey olsun asla istemem hemcinsime, bi kadına yapılsın asla istemem. Ama o şu an ben burda haykırdığım halde. Biz mutluyduk ... - E. Ş. o fotoğrafları o zaman eşinize attı? Belki ordan sı.- Evet, çünkü daha medyada yokken eşim onları bana gönderdi. Bak bak E. Ş.'nın çıplak resimleri diye.- Ay ben delirecem iyice valla - ...- Ve ben dedim, sezeryan izi görünmüyor orda ben görmedim ama eşim gayet net bi şekilde söyledi. Bak dedi sezeryan izi var resimler onun dedi. - Siz bir ay sonra boşanmakta kararlı mısınız? Eğer bu evi falan verirse size.- Bir ay, beş yıl, on yıl ne kadar sürerse sürsün ben boşanmakta kararlıyım. - Peki şu fotoğraf meselesi çok ilginçmiş. Yani hiç bir yerde çıkmadan internette, gazete de çıkmadan çünkü geçen sezonda da biz burda çok konuştuk o fotoğrafları falan da. Demek ki siz hiç bir yerde çıkmadan eşiniz gösterdi.- Demek ki ona gönderdi o dönemde ilişkileri varmış yani bana resimleri attığı gün, attığı zamanda ilişkileri varmış. - Hii, ne zaman, bizim konuştuğumuz zaman mı?- Evet işte yani o ...- Nerden biliyosunuz bunu siz?- Çünkü medyaya düşmeden, o fotoğraflar bizim önümüze gelmeden ...- 3 aydır ilişki yaşıyoruz dediniz ya ..- Ha, yani o fotoğrafları biz burda konuşurken sizin elinizde var mıydı? Hatırlıyo musunuz bunu?- Tabi, tabi siz daha konuşmadan ... - Önceden vardı bende diyo. - Daha gazetelere de yayılmadan o fotoğraflar bana geldi. - Var mı elinizde şu an? - Var tabi.- Bana atar mısınız? - Çıplak fotoğrafları mı? - Ağlıycam artık. Bu inanmalarımdan. Gerçekten atar mısınız onları bana. - Yani işte medyadaki fotoğrafların aynısı. Ama şey sansürsüz yani. Hani ben çok üzüldüm. O günde gerçekten adına da çok üzüldüm. Yani hiç hoş değil. Kim yapıyosa benim eşim de yaptıysa hiç hoş bi şey değil.- Ama niye yapsın, yaptığı kadınla niye beraber olsun, niye kadını rezil etmek istesin de aynı o kadınla beraberliğine devam etsin, evliliğini bitirme noktasına gelsin. Ben onu onu çok bi şey anlam veremiyorum yani. - Bilemiyorum yani bende de anlam veremedim ama onlar gazeteye gitmeden önce bana geldi. ..... - U. A.'a da tabi ki söz hakkı her zaman var.- Erkekler çok suçlu ben anlamıyorum. Erkekler çok suçlu ben bu kadar nankör bunlar. Nankör bir adam oldun mu ne oluyo biliyo musun? O parayı da kaybedecek bak. Ah şuraya, bak ben sana bu ay 3 tane nankör adam var. O 3 tane nankör adama diyorum ki hepiniz paranızı kaybedeceksiniz, başınıza bi şey gelecek gerçekten ... ” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Kişilik hakları, kişiye sırf kişi olması sebebiyle tanınmış, vazgeçilmesi, devri mümkün olmayan haklardır. Kişilik hakları başta Anayasa olmak üzere yasal mevzuatımızla da koruma altına alınmıştır. Anayasanın “kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinde; “herkesin, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu” hükme bağlanmıştır. Bunun yanı sıra, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 24. ve devamı maddelerinde de “kişiliğin korunması” başlığı altında buna ilişkin esaslar ve korunma yolları düzenlenmiştir.
Diğer taraftan, Anayasanın 28’inci maddesine göre, “Basın hürdür, sansür edilemez.” Maddede düzenlenen basın özgürlüğünün amacı, kamuoyunun ilgisini toplayan olaylarda toplumun bilgi sahibi olmasını, aydınlatılmasını sağlamak ve kamuoyu oluşturmaktır. Ancak; bu özgürlük sınırsız ve mutlak değildir. Bu nedenle, basının yayınlarında kişilik haklarına saygı göstermesi, yukarıda da açıklandığı üzere, gerek Anayasal gerekse yasal olarak güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunmaması hukuki olarak zorunludur.
Yukarıda yer alan açıklamalar çerçevesinde, kamuoyunda bilinirliği olan ünlü kişilerin yaşadıkları magazinsel anlamda haber değeri taşımış olsa da; yayında geçen; “Ve ben eşimi aradım dedim ki, eğer bunu sen yaptıysan dedim, o kadının çıplak resimlerini sen verdiysen dedim, yazıklar olsun sana dedim, senin de çocukların var." ve "Kim yapıyosa benim eşim de yaptıysa hiç hoş bi şey değil.", “Daha gazetelere de yayılmadan o fotoğraflar bana geldi. - Var mı elinizde şu an? - Var tabi.- Bana atar mısınız? - Çıplak fotoğrafları mı? - Ağlıycam artık. Bu inanmalarımdan. Gerçekten atar mısınız onları bana. - Yani işte medyadaki fotoğrafların aynısı. Ama şey sansürsüz yani.” şeklindeki ifadelerle konunun bir kadının çıplak fotoğrafları üzerinden konuşulması ve eşi G. A.'un ifadeleri üzerinden U. A.'un bu fotoğrafları medyaya sızdırmış olabileceği algısı oluşturulmasının, magazinsel yaklaşımın çok ötesinde eleştiri sınırlarını aşan, tarafları rencide edici, kişilerin saygınlığını zedeleyici nitelikte olduğu ve özel hayatın gizliliği ilkesine aykırılık teşkil ettiği kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle ihlale konu yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8 inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. …” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ağustos 2017 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 20.712.220,98 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde bir oranı (%1) 207.122,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir. …” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Oy birliği ile karar verildi.


