İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 20.11.2017 tarih ve 1086 sayılı yazısına konu FLASH TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 25.10.2017 tarihinde 14:06’da yayınlanan "Yalnız Değilsiniz" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, FLASH TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluş tarafından 25.10.2017 tarihinde 14:06’da canlı olarak yayınlanan "U. A.'un Eşine Şiddet Uyguladığı İddia Ediliyor///E. Ş. ve U. A. İddialara Göre Dini Nikahla Evlendiler///Erkekler Neden Aldatır" şeklindeki alt yazılarla ekrana getirilen "Yalnız Değilsiniz" adlı programda, geçen diyaloglarda;"- Sıradaki haberimiz günlerdir magazin dünyasında çalkalanan bir haber. E. Ş., U. A. haberi. Biliyorsunuz U. A. evli ve G. A.'la evli fakat eşler arasında şu an büyük bir sorun yaşanıyor. Her gün yeni bir görüntü, yeni bir haber çıkıyor bununla ilgili. Haberimizin görüntüleri ekrana gelsin lütfen. Önce bir E. Ş.'nın şu an iddialara göre imam nikahı kıydığı U. A.'la görüntüleri. Burası bir otel, burda birlikteler ve burda birlikteler ve bu haberi hatırlıyorum, bu haberde bir sürü yol deniyorlar hani basına yakalanmadan için otelden, işte değişik araçlar çağırıyorlar, ondan sonra işte bir sürü yollar deniyorlar, E. Hanım'ı ordan çıkartmak için ..... en sonunda da bir şekilde çağırdıkları büyük bir araçla ordan çıkmayı başarıyor E. Hanım. Tabii bu kısmı beni çok alakadar etmiyor. Şu anda en çok konuşulan şey U. A.'un henüz boşanmamış olması, hala resmi olarak evli olması ve çocukları var bu çiftin fakat çift birbirine bir savaş halinde, yani ister istemez bir savaş başlıyor zaten. Yani kadın da kocası 10 yıllık da eşi , ben bu gün bir görüntü daha izledim o görüntüde de U. A.'un eşini sokak ortasında döverken görüntüleriydi, şiddet görüntüleri. O görüntüyü getirelim şimdi ekrana Bakın burda çok net seçilemiyorlar. U. A.'un G. A.'u döverken görüntüleri, bir televizyon programının iddiasına göre, bu böyle bir görüntü vardı biz de bunu gördük paylaşmak istedik. Yani bildiğiniz problemli bir evlilik var burda. Ben G. Hanım'ın bir tane daha canlı yayınına denk geldim. Orda da şöyle bir şey var Miami'de bir evin içinde görüntüler var. Eşi diyor ki U. A., psikolojik sorunları var, çocuğuma kız kıyafetleri giydiriyor, işte problemli bir anne diye o da karşı bir dava açtı eşine böyle iddialarda bulundu. Fakat G. Hanım da bir canlı yayına bağlanıp şöyle açıklama yaptı. Diyor ki: Ben orda Miami'deydim, üç gün beni eve kapattı. Dokuz aylık hamileydim ve ben en sonunda onun arkadaşını aramak zorunda kaldım hani kendisine ulaşamadığım için sonra eve geldiğinde tabak çanak kırmaya başladı ve beni o sırada cep telefonuna kaydetti......Zaten bizim şu anda bu haberi ekrana getirmemizin sebebi, bizi magazinsel yönü hiç ilgilendirmiyor, çiftler boşanabilirler de fakat olay o kadar büyüyor ki, bir kere eş daha boşanmadan yeni bir eş seçiyor. İddialara göre E. Ş. ile U. A. imam nikahı kıydı, hatta bu gün okuduğum bir iddia da bir otelde şimdiden düğün hazırlıkları yapmaya başladıkları yönünde...- Eğer herhangi bir şekilde U. A. evliliği resmi evliliği henüz sonuçlanmadan bir dini nikah kıymış ise bu tamamen ahlaksızca bir davranış. Çok özür dilerim aynı şeyi söyleyeceğim bu ahlaksızca, hukuka da uymayan ahlaksızca bir davranıştır. Boşanmak üzere olduğu eşine artı tazminat ödemek zorunda kalacaktır. Yasalar önünde hukuki olmayan hatalı ve gerek kanunun gerekse ahlakın tanımadığı bir davranışa imza atmış olacaktır kendisi diye söyleyebilirim.-Peki şöyle sorayım T. Hanım, şimdi eşinin bir takım iddiaları var ya, işte çocuğunu bir takım kadın kıyafetleri giydiriyor, işte psikolojisi bozuk, çocuklarına kötü davranıyor gibi, - Şimdi açıkçası bu davranışları muhtemelen çok daha önceden görmüş ise bir baba olarak niçin eşi veya çocukları için psikolojik tedbirler almadı? Dolayısıyla ben bir avukat olarak bunun açıkçası haklı çıkabilmek anlamında ileri sürülen iddialar olduğunu düşünüyorum. Ama özellikle şunu da söyleyeyim, burada ikiye ayırmak istiyorum, eşin psikolojik durumunun bozuk olmasıyla, erkek çocuğuna kız kıyafetleri giydirmek, - Tabii bu U. A.'un iddiası yani belki atıyorum kıyafetin rengi pembeyse bile sen bunu kadın kıyafetidir demiş olabilir. -Açıkçası ben de düşünmüyorum. Ama hani zaten bir baba olarak sen bunu gördüysen boşanma aşamasında değil baştan gördüğün anda tedbiri almak zorundasın, Almadıysan burada bunu ileri sürme hakkın olmadığı gibi senin de evlatlarını ihmalden bence hakkında suç duyurusunda bulunulması gerekir diye de düşünüyorum. Ama eşin psikolojik durumunun bozuk olması noktasında siz biraz önce de dediniz 9 aylık hamile Miami'de, bu da bir iddia tabii, Miami'de 3 gün yalnız bırakılmış, zaten hamile bir kadının psikolojisinin alt üst olabileceğini düşünmemiz lazım. -Zaten şöyle iddiaları var G. Hanım'ın, diyor ki U. A.'un şiddet meyillisi olduğunu söylüyor, daha önce de birisine sabıka kaydına baksın diyor, E. Hanım diyor, birisine bir saldırıda mı bulunmuş bir şey olmuş, bir sabıka kaydı olduğunu söylüyor, bunu da kontrol etsin diyor ki bakın zaten bu görüntüde de eşine şiddet uygularken bir görüntü olduğu iddia edilmiş bu gün bu haberle gündeme geldi. Hatta G. Hanım üç tane kolumda kırık oldu demiş bu şiddetten sonra. Yani burdaki tabloda U. A.'un bir şiddet meyli olduğunu görüyoruz.” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Kişilik hakları, kişiye sırf kişi olması sebebiyle tanınmış, vazgeçilmesi, devri mümkün olmayan haklardır. Kişilik hakları başta Anayasa olmak üzere yasal mevzuatımızla da koruma altına alınmıştır. Anayasanın “kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinde; “herkesin, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu” hükme bağlanmıştır. Bunun yanı sıra, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 24. ve devamı maddelerinde de “kişiliğin korunması” başlığı altında buna ilişkin esaslar ve korunma yolları düzenlenmiştir.
Diğer taraftan, Anayasanın 28’inci maddesine göre, “Basın hürdür, sansür edilemez.” Maddede düzenlenen basın özgürlüğünün amacı, kamuoyunun ilgisini toplayan olaylarda toplumun bilgi sahibi olmasını, aydınlatılmasını sağlamak ve kamuoyu oluşturmaktır. Ancak; bu özgürlük sınırsız ve mutlak değildir. Bu nedenle, basının yayınlarında kişilik haklarına saygı göstermesi, yukarıda da açıklandığı üzere, gerek Anayasal gerekse yasal olarak güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunmaması hukuki olarak zorunludur.
Yukarıda yer alan açıklamalar çerçevesinde, kamuoyunda bilinirliği olan ünlü kişilerin yaşadıklarının magazinsel anlamda haber değeri taşımış olsa da; yayında geçen; “A.'un henüz boşanmamış olması, hala resmi olarak evli olması ve çocukları var bu çiftin fakat çift birbirine bir savaş halinde, Yani bildiğiniz problemli bir evlilik var burda. Miami'de bir evin içinde görüntüler var. Eşi diyor ki U. A., psikolojik sorunları var, çocuğuma kız kıyafetleri giydiriyor, işte problemli bir anne Diyor ki: Ben orda Miami'deydim, üç gün beni eve kapattı. Dokuz aylık hamileydim ve ben en sonunda onun arkadaşını aramak zorunda kaldım hani kendisine ulaşamadığım için sonra eve geldiğinde tabak çanak kırmaya başladı ve beni o sırada cep telefonuna kaydetti... İddialara göre E. Ş. ile U. A. imam nikahı kıydı, …şimdi eşinin bir takım iddiaları var ya, işte çocuğunu bir takım kadın kıyafetleri giydiriyor, işte psikolojisi bozuk, çocuklarına kötü davranıyor gibi, - psikolojik durumunun bozuk olmasıyla, erkek çocuğuna kız kıyafetleri giydirmek, …- E. Hanım diyor, birisine bir saldırıda mı bulunmuş bir şey olmuş, bir sabıka kaydı olduğunu söylüyor, bunu da kontrol etsin diyor ki bakın zaten bu görüntüde de eşine şiddet uygularken bir görüntü olduğu iddia edilmiş bu gün bu haberle gündeme geldi. Hatta G. Hanım üç tane kolumda kırık oldu demiş bu şiddetten sonra. Yani burdaki tabloda U. A.'un bir şiddet meyli olduğunu görüyoruz.” şeklindeki ifadelerle, konunun G.A.-U. A. çiftinin magazin haberlerine yansıyan evliliklerinde yaşadıkları sorunlar ve ikili arasında geçen olayların 22 dakika süresince ekrana taşındığı, yayında evlilik birliği içerisinde sadece tarafları ilgilendiren ayrıntılara yer verildiği, dolayısıyla mezkur yayının magazinsel yaklaşımın çok ötesinde eleştiri sınırlarını aşan, tarafları rencide edici, kişilerin saygınlığını zedeleyici nitelikte olduğu ve özel hayatın gizliliği ilkesine aykırılık teşkil ettiği kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle ihlale konu yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8 inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. …” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %1 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, İhlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Eylül 2017 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 202.290,17 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2017 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 14.908 (ondörtbindokuzyüzsekiz) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir. …” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Oy birliği ile karar verildi.


