RTÜK Başkanı Mehmet Daniş: “Yayın Özgürlüğü ile Mahremiyet Arasındaki Dengeyi Gözetmek Temel Sorumluluğumuzdur”
“Canlı Yayımlanan Reality Show Niteliğindeki Programlarda Kişisel Verilerin İşlenmesine Yönelik Rehber” KVKK’da tanıtıldı.
Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) tarafından Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK)’nun katkılarıyla hazırlanan “Canlı Yayımlanan Reality Show Niteliğindeki Programlarda Kişisel Verilerin İşlenmesine Yönelik Rehber”in lansman toplantısı, KVKK Kurumu Binası Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.
Toplantıya Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş’in yanı sıra RTÜK Üyeleri Orhan Özdemir ve Tuncay Keser, RTÜK Başkan Yardımcısı Dr. Deniz Güler, Üst Kurul birim amirleri, Üst Kurul personeli, akademisyenler, yayıncı ve yapımcı kuruluş temsilcileri ile basın mensupları katıldı.
Programın açış konuşmasını yapan Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, rehberin yayıncılık sektörüne yol gösterici bir kaynak niteliği taşıdığını, rehberin bağlayıcı değil; sektöre kılavuzluk eden bir doküman olduğunu kaydetti.
Bilir’in ardından açış konuşmalarında söz alan RTÜK Başkanı Mehmet Daniş konuşmasına “Rehberin hazırlanmasında emeği geçen KVKK Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir başta olmak üzere tüm kurum çalışanlarına, akademisyenlere ve sektör temsilcilerine teşekkür ederim. Bugün burada açıklanan rehber, kurumlar arası iş birliğinin ve katılımcı düzenleyici anlayışın somut bir ürünüdür.” sözleriyle başladı. Başkan Daniş, canlı yayımlanan reality show niteliğindeki gündüz kuşağı programlarında kişisel verilerin korunmasının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda etik ve toplumsal bir sorumluluk olduğunu aktarak sözlerine şöyle devam etti:
“Görüntü çağında mahremiyet yeniden tanımlanıyor”
Daniş, yaşanan dijital dönüşümle birlikte mahremiyet kavramının yeniden şekillendiğine işaret ederek “ Yaşadığımız çağ, görüntünün, anlık paylaşımın ve canlı yayının çağıdır. Bir vatandaşımızın ailevî bir krizi, sağlık sorunu ya da hukuki bir uyuşmazlığı, sabah saatlerinde milyonlarca insanın canlı olarak izlediği bir ekrana taşınabilmektedir. Bir telefon görüşmesiyle başlayan bir hikâye, dakikalar içinde millî bir kanalda yayımlanan bir görüntüye dönüşebilmekte; o görüntü daha sonra internet platformları aracılığıyla yıllarca erişilebilir bir kayıt hâline gelebilmektedir. Bu programlar; şiddete maruz kalmış kadınların, kayıp yakınlarını arayan ailelerin, mirasla ilgili anlaşmazlıkları olan vatandaşların, sağlık ya da bağımlılık sorunları yaşayan bireylerin hayatlarını ekran karşısında doğrudan paylaştığı bir alanı temsil etmektedir. Çoğu zaman programa katılan kişi, kendisi hakkında söylediklerinin yanı sıra üçüncü kişilere—çocuklarına, eski eşine, akrabalarına, komşularına ait kişisel verileri de bilerek ya da bilmeyerek ekran karşısında ifşa edebilmektedir.” şeklinde konuştu.
“Özgürlükler birbiriyle dengelenmesi gereken haklardır”
Başkan Daniş konuşmasında Anayasa’nın ilgili hükümlerince de, yayın özgürlüğü ile özel hayatın korunması arasında hassas bir denge bulunduğunu belirterek, “Anayasamızın 20’nci maddesi özel hayatın gizliliğini güvence altına almaktadır. Aynı Anayasa’nın 28’inci maddesi basın hürriyetini güvence altına alırken, bu hürriyetin sınırının yine aynı Anayasa’nın 26’ncı maddesi çerçevesinde çizileceğini hükme bağlamaktadır. Yani sahip olduğumuz hürriyetler, mutlak değil; birbiriyle yarışan ve dengelenmesi gereken haklardır. RTÜK olarak temel görevimiz, bu hassas dengeyi; kamu yararı, gerçeklik, güncellik ve ölçülülük ilkeleri çerçevesinde gözetmektir. Vatandaşlarımızdan Kurumumuza ulaşan şikâyetler, yıldan yıla artmaktadır. 18 Ekim 2024 tarihinde kamuoyuyla paylaştığımız Etik İlke Kararları'nda da belirttiğimiz üzere; çocuklar, gençler ve zihinsel engelli bireyler hiçbir surette stüdyolara ya da canlı bağlantılara konuk olarak alınmamalıdır. Cinsel taciz ve tecavüz gibi konuların meşrulaştırıcı bir dille ele alınması; kadına yönelik şiddeti teşvik eden ya da kanıksatan içeriklerin sunulması; soruşturması süren olayların yargısız ifşa zeminine taşınması; ve bireylerin psikolojik şiddete maruz bırakılması kabul edilemez. Bu ilkeler, bizim için bir yayıncılık standardı değil; öncelikle bir insanlık ödevidir.” sözlerine yer verdi.
RTÜK ve KVKK’den ortak düzenleyici yaklaşım
Başkan Daniş, rehberin iki ayrı kanunun ve iki ayrı denetim mantığının uyum içinde okunmasını sağlayacak ortak bir referans çerçevesi de sunduğunu kaydederek, “RTÜK, 6112 sayılı Kanun çerçevesinde yayın hizmetlerinin denetiminden; Kişisel Verileri Koruma Kurumu ise 6698 sayılı Kanun çerçevesinde kişisel verilerin işlenmesinin denetiminden sorumludur. Reality show niteliğindeki gündüz kuşağı programları ise, tam da bu iki düzenleyici alanın kesişiminde yer almaktadır.”
“Bu rehber yol göstericidir”
“Bu rehberin temel hedefi yasaklamak değil; yol göstermektir. Veri sorumlusu sıfatını taşıyan yayıncı ve yapımcılarımıza; aydınlatma yükümlülüklerini, açık rıza süreçlerini, özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesindeki sıkı koşulları, veri güvenliği önlemlerini, yurt içi ve yurt dışı aktarımlarını ve unutulma hakkını nasıl uygulayacaklarını somut örneklerle göstermektir. Bu yönüyle rehber, sektörün cezai yaptırımlarla karşılaşmasını engelleyici bir hukuki harita sunmakta; aynı zamanda vatandaşımızın Anayasal haklarını güvence altına almaktadır.” sözleriyle rehberin hazırlanma sürecindeki amacı açıkladı.
“Çocuklar ve savunmasız bireyler için mutlak koruma şart”
Rehber ışığında yayıncı ve yapımcı kuruluşlardan beklentilerinin açık olduğunu belirten Başkan Daniş, konuşmasında beş maddeyi şöyle sıraladı: “Birincisi, programların hazırlık aşamasından yayın sonrası internet arşivine kadar geçen tüm süreçte, kişisel verilerin işlenmesinin yalnızca açık rıza ile değil; aynı zamanda kanunda öngörülen meşru hukuki sebeplerden birine dayanarak yapılmasıdır. Vatandaşın programa çıkmaya razı olması, otomatik olarak tüm verisinin işlenmesine ve aktarılmasına rıza verdiği anlamına gelmemektedir. İkincisi, çocukların, gençlerin, zihinsel engelli bireylerin ve hukuken savunmasız konumdaki kişilerin verilerinin işlenmesinde mutlak bir koruma standardının uygulanmasıdır. Bu mesele, bizim için tartışmaya kapalıdır. Üçüncüsü, üçüncü kişilere ait verilerin programa katılmamış aile bireylerinin, komşuların, eski eşlerin ekrana taşınmasında, basın özgürlüğü gerekçesinin ardına sığınılmamasıdır. Anayasa Mahkemesi'nin ve Kurul'un yerleşik içtihadında ortaya konan denge testi kamu yararı, gerçeklik, güncellik ve ölçülülük her somut olayda titizlikle uygulanmalıdır. Dördüncüsü, internet arşivlerinde uzun yıllar erişilebilir kalan içeriklerin, vatandaşımızın unutulma hakkını ihlal etmemesi için gerekli teknik ve idari tedbirlerin alınmasıdır. Bir vatandaşımızın yıllar önce yaşadığı bir kriz anının, sonsuza kadar dijital bir leke olarak peşini bırakmaması için, sektörün etik ve hukuki bir öz-disiplin geliştirmesi şarttır. Beşincisi, programlarda gerçekleştirilecek aydınlatmanın, katılımcılar tarafından gerçekten anlaşılabilir, erişilebilir ve katmanlı biçimde sunulmasıdır. Telefonla yayına bağlanan bir vatandaşa, dakikalarca süren bir hukuki metnin okunması da; kısacık bir cümleyle geçiştirilmesi de aydınlatma yükümlülüğünün gereğini karşılamaz.” dedi.
“Yayıncılık bir kamu hizmetidir”
"Reality show niteliğindeki canlı yayımlanan programlar, doğru bir editoryal çerçeveyle ele alındığında; toplumsal sorunların görünür kılınmasına, mağdurların seslerinin duyulmasına, kayıpların bulunmasına ve dayanışmanın yeşermesine de katkı sunabilir. Mesele, bu programları topyekûn mahkûm etmek değildir. Mesele; yayıncılığın özgürlüğü ile bireyin onur ve mahremiyeti arasındaki dengeyi, ekonomik kazanca feda etmemektir. Yayıncılık, bir kamu hizmetidir. Reyting, ticari bir gösterge olabilir; ancak hiçbir zaman vatandaşın kişiliğinin, çocuğunun gözyaşının ya da bir mağdurun yaralarının önüne geçemez. Yayıncı, ekrandaki insana yalnızca bir "içerik kaynağı" olarak değil; haysiyetiyle, hikâyesiyle ve geleceğiyle bütün bir insan olarak bakmak zorundadır. Bu, hem mesleğimizin gereği hem de ortak vicdanımızın emridir.” şeklinde değerlendirmelerde bulundu.
Toplantının sonunda Başkan Daniş, rehberin sektör için bir yük değil; yayıncılık mesleğinin etik standartlarını güçlendiren önemli bir pusula olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. RTÜK’ün süreç boyunca sektörün yanında olmaya devam edeceğini ve gerektiğinde denetim yetkisini kararlılıkla kullanacağını söyleyen Daniş, “Vatandaşımızın Anayasal haklarının korunduğu, sektörün özgürce yayın yapabildiği, çocuklarımızın ve gençlerimizin masumiyetinin titizlikle gözetildiği bir medya ortamı için ortak çabamızın daim olması temennisiyle; hepinize sağlık, esenlik ve başarılar diliyorum.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
“Mahremiyet Hakkı ile Kamu Yararına Yayıncılık Arasındaki Dengenin Sağlanması”
Program, RTÜK İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanı Murat Ellialtı’nın “Mahremiyet Hakkı ile Kamu Yararına Yayıncılık Arasındaki Dengenin Sağlanması (Gündüz Kuşağı Yayıncılığı: Sorunlar, Tespitler ve Çözüm Önerileri)” başlıklı sunumu ile devam etti.
Ellialtı sunumunda, gündüz kuşağı programlarının RTÜK’e en fazla şikâyet ulaşan yayın türleri arasında yer aldığını belirterek, 01 Ocak 2026 – 11 Mayıs 2026 tarihleri arasında RTÜK İletişim Merkezi’ne “Kuşak Programları” başlığı altında toplam 2 bin 587 bildirim ulaştığını ifade etti. Şikâyetlerin; genel ahlak, manevi değerler ve ailenin korunması ilkesine aykırılık, kişi ve kuruluşları küçük düşürücü yayınlar, özel hayatın gizliliğinin ihlali ile çocuk ve gençlerin gelişimine zarar verebilecek içerikler üzerinde yoğunlaştığını söyledi.
Araştırma kapsamında gündüz kuşağı programlarının; “İçerik Kategorileri, Olayların İşlenişi, Söylem ve Dilin Kullanımı, Çocuk ve Gençlerin Temsili ile Hukuki Durum” olmak üzere beş ana başlık altında incelendiğini, araştırma çerçevesinde 8 farklı gündüz kuşağı programında toplam 247 farklı konunun ele alındığını belirtti.
Sunumda, 58 olayda suç içeriklerinin detaylı şekilde anlatıldığı veya canlandırıldığı, yalnızca 39 olayda ise tarafsız anlatım dilinin kullanıldığı ifade edildi. İncelenen olayların yüzde 74’ünde psikolog ve avukat gibi uzman konukların yer almasının olumlu bir bulgu olarak öne çıktığını anlattı.
Çocuk ve gençlerin temsiline ilişkin verileri de paylaşan Ellialtı, incelenen 39 olayın 31’inde çocuk ve gençlerin mağdur, 8’inde ise fail konumunda yer aldığını, 27 olayda çocuk ve gençlere ait kimlik bilgilerinin açık edilme riski bulunduğunu, bunun da önemli bir hak ihlali göstergesi olduğunu ifade etti.
Programlarda kullanılan söylem ve dil kullanımına ilişkin bulguların da değerlendirildiği sunumda, yayın dilinin etik, saygılı ve yapıcı bir çerçevede yeniden ele alınmasının önemine dikkat çekti.
Ellialtı, kamu yararı ile bireyin mahremiyet hakkı arasındaki sınırın doğru belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak, “Kamu yararı, kişisel verilerin sınırsız paylaşımını haklı kılmaz. Yayıncılık faaliyetinde amaç; toplumu bilgilendirirken bireyin özel hayatını korumak ve insan onuruna saygı göstermektir. Bu nedenle gerekli olan paylaşılmalı, gereksiz olan ise korunmalıdır.” sözüyle sunumunu bitirdi.
“Televizyon Yayıncılığında Kişisel Verilerin Korunmasının Değerlendirilmesi”
Murat Ellialtı’nın ardından KVKK Başkanlık Müşaviri Dr. Nadire Çoruhlu Kamalıoğlu da “Televizyon Yayıncılığında Kişisel Verilerin Korunmasının Değerlendirilmesi Rehber Tanıtımı” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.
Kamalıoğlu sunumunda, rehberin hazırlanma gerekçeleri arasında medya sektörüne yönelik artan ihbar ve şikâyetler, iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişim ve medyanın kişisel verilerin geniş kitlelere yayılmasındaki etkisinin bulunduğunu aktararak rehber kapsamında yayıncı ve yapımcı kuruluşlar için sözleşmelerde sorumlulukların açık belirlenmesi, katılımcılara açık bilgilendirme yapılması, kişisel verilerin gerekli süre kadar saklanması, silme ve imha taleplerinin karşılanması ile yüz buzlama, ses filtreleme ve isim kapatma gibi teknik-idari tedbirlerin uygulanmasına yönelik yol haritası sunulduğunu belirtti.
Kamalıoğlu ayrıca, KVKK mevzuatı ile RTÜK etik ilkelerinin birlikte değerlendirilmesinin, insan onurunu ve mahremiyet hakkını merkeze alan sorumlu yayıncılık anlayışının temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulunu aşağıdaki sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz.


