İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 18.03.2020 tarih ve 372 sayılı yazısına konu HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 24.02.2020 tarihinde saat 07:15’de yayınladığı "Günaydın Türkiye" isimli program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 24.02.2020 tarihinde saat 07:15’da yayınlanan "Günaydın Türkiye" adlı programda, program sunucusu ile konuğu arasında geçen diyaloglarda; “İran'da son olarak koronavirüsten ölenlerin sayısı 8'i buldu. Daha da yüksek olabileceği ifade ediliyor. Zaten ilk andan itibaren, koronavirüs denildiği andan itibaren çok korktuk yani Türkiye olarak. Çünkü o kadar hazırlıksız bir ülkeyiz ki her konuda işte az önce de ifade ettiğin gibi depremden tutun işte bu tarz salgın hastalıklar olsun. Şimdi 27 gün kuluçka süresi olduğu ifade edilen bir hastalıkla siz havaalanlarında ateş ölçer cihazlarla önlem almaya çalışıyorsunuz. Yani o kadar vatandaşta korku hali var ki. Çünkü gerçekten ne yapılacak? Sağlık Bakanlığı'nın önlemi ne? Bunu bilmiyoruz. Açıklamalar yapılıyor işte karantinaya alınan 5 kişi var, 10 kişi var. Baktık rastlanmadı bu insanlarda, bırakıldı deniliyor vs. Sadece bu tarz açıklamalar oluyor ama gerçekten bu virüs Türkiye'ye geldiği zaman ne olacak, ne olacak, ne kadar kişi etkilenecek, nasıl korunacağız, neler yapılıyor, şu anda ne gibi önlemler alınıyor? Hiçbir şey bilmiyoruz.… Bu yapılar, bu tür hastalıkları engelleyemez tersine bir tür hastane virüsünün bu tür ortamlarda çıkma olasılığı daha yüksektir. O yüzden de aslında süreç, biraz önce ilk konuşmada da söyledim; bu ülkeyi nasıl yönettiğiniz sizin aynı zamanda hastalıklara, aynı zamanda depreme, aynı zamanda herhangi bir olumsuzluğa nasıl müdahale ettiğinizin yöntemini, aklını ve mantığını da ortaya koyar. Biz o mantıktan daha doğrusu bilimsel dayanağı olmayan ya da akılla hareket etmeyen bir yaklaşımdan çok çekiyoruz ve bence çekmeye devam edeceğiz. Umarım ve diliyorum ki bakan doğru söylüyordur ve hiçbir virüs Türkiye'ye bulaşmamıştır ya da ulaşmamıştır. Yoksa Türkiye'nin yani ben çok bununla mücadelede çok büyük bir çaba sarf edeceğini, insan olarak söylemiyorum ama devlet ya da kurumlar olarak söylüyorum çok baş edebileceğini zannetmiyorum, böyle bir endişem var bir yurttaş olarak.….Ama bu zaten bütün gripler ya da influenza virüsleri için söylenen bir şey yani bu ekstradan bir şey değil bilmediğimiz bir şey değil yani. Buna dönük olarak da bir çalışma hani evet mesela şunu takdir ederim bir kit belirlemiş hani bu işte hastalığın tespiti için. Bu iyi bir şeydir hani bakanlığın yapmış olduğu iyi bir şeydir. Ama hani ne kadar gerçekten işe yarayıp yaramayacağını süreç içerisinde göreceğiz. Şöyle bir dünyada yaşıyoruz yani herhangi, her an çok ciddi bir biçimde belli salgınların çıkabileceği bir dünyada yaşıyoruz. O yüzden toplumun, kurumların sağlık meselesiyle ilgili olarak çok iyi örgütlenmesi gerekiyor. Yani depremde de iyi örgütlenmek gerekiyor çünkü bunun anahtarı bence örgütlüktür, sağlam bilinçli bir örgütlüktür. İnsanları paniğe sevk etmeden, insanları bu sürecin sağlıklı bir biçimde idare etmesini sağlayacak bir tür zemin hazırlamak devletin görevidir. Sadece bakanların açıklama yapması yetmiyor yani çünkü biz bu ülkede şöyle bir bizim siyasi geçmişimiz var yani efendim suda hiçbir şey yoktur deyip su içen insanlar gördük değil mi? Hani ama olduğunu biliyorlardı insanlar ve onun da hakikaten öyle ya da böyle insanlar hayatlarıyla ödediler onun bedelini. O yüzden de sadece bakanlık açıklaması yetmiyor, bakanın açıklaması yetmiyor bu ülkede bir eylem planının, bir stratejinin mutlak suretle halkla paylaşılması gerekiyor, zorunlu bir durum. Zaten şeffaf olmadığınız zaman bütün süreçleri o daha büyük bir paniğe neden oluyor. … Yani bilmediği şeyler korkutucu geliyor ve gerçekten de hiçbir şey bilmiyoruz koronavirüsle ilgili.…Evet evet öyle bir gerçekten algı oluştu herkeste. Aslında işte bununla ilgili dediğim gibi birçok kamu spotu hazırlanabilirdi şimdiye kadar, virüsün nasıl bir virüs olduğu mesela bağışıklık sisteminin güçlü olmasının bu noktada ne kadar önemli olduğu ya da neler yenmeli mesela bunların da araştırılıp vatandaşlara sunulması gerekirdi. …” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Kitle iletişim araçlarının günümüzdeki önemi kamusal faaliyetteki etkin gücünden ileri gelmektedir. Yayıncılığın kamusal bir sorumluluk olduğu gerçeğinden yola çıkarak gazetecilik olanakları içerisinde üretilen haberlerin ve bilgilerin tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas alması beklenmektedir.
Yayıncının haber programlarıyla kamuoyunu bilgilendirme görevini icra ederken, kriz haberciliğinin hassas dengelerini akılda tutması beklenmektedir. 2014 yılında hazırlanan Yayın İlkeleri Rehberi'nde "Kriz zamanı yayınlarında izleyicilerde korku, panik, endişe yaratacak ifadeler kullanılmamalı gerilimi artıracak nitelikteki yorumlardan kaçınılmalıdır." ifadesine yer verildiği, yayıncı kuruluşların, salgın hastalık gibi kriz anlarında ülkede yaşananlara ilişkin haberlerin veriliş tarzı ve dilinde otokontrol yapmalarının gerekliliği vurgulanmaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde ihlale konu programda, program konuğu tarafından, "...Umarım ve diliyorum ki bakan doğru söylüyordur ve hiçbir virüs Türkiye'ye bulaşmamıştır ya da ulaşmamıştır. Yoksa Türkiye'nin yani ben çok bununla mücadelede çok büyük bir çaba sarf edeceğini, insan olarak söylemiyorum ama devlet ya da kurumlar olarak söylüyorum çok baş edebileceğini zannetmiyorum, böyle bir endişem var bir yurttaş olarak." şeklinde ifadelerle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve kurumlarının koronavirüs ile mücadelede yetersiz bulunduğunun ifade edildiği; sunucunun da program konuğunun halkı korku ve paniğe sevk edecek görüş ve açıklamalarını düzeltmek yerine bunları onaylayan bir üslup ve tavır takındığı, dolayısıyla yayıncılığın bilgi verme ve halkı aydınlatma amacından uzaklaşarak kamuoyunda panik ve endişeye sebep olabilecek nitelikte yayın yapıldığı kanaatine varılmıştır.
Bu nedenlerle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan; "Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz; haberin verilişinde abartılı ses ve görüntüye, doğal sesin dışında efekt ve müziğe yer verilemez; görüntülerin arşiv veya canlandırma niteliği ile ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesi zorunludur." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanun’un diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %3 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ocak 2020 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 433.747,25 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2020 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 25.881 (yirmibeşbinsekizyüzseksenbir) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP, İlhan TAŞCI ve Ali ÜRKÜT’ün karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 25.03.2020 tarih ve 2020/13 sayılı toplantısında alınan 11 nolu karara karşı oy yazısı.
Ali ÜRKÜT Şerhidir.
Üst Kurulun 25.03.2020 tarih ve 2020/13 sayılı toplantısında alınan 11 nolu karara karşı oy yazısı.
İlhan TAŞCI Şerhidir.


