İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 13.04.2020 tarih ve 528 sayılı yazısına konu HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 07.04.2020 tarihinde saat 20:30’da yayınladığı "Şimdiki Zaman Siyaset" isimli program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 07.04.2020 tarihinde saat 20:30’da yayınlanan "Şimdiki Zaman Siyaset" adlı programda, program konuğu tarafından; “(…) Eğer Çin'den, gerçekten Hipokrat yemini etmemiş ve bilime tamamıyla inanmış bir adam bana telefon etseydi, deseydi ki Ali Demirsoy böyle bir virüs piyasaya çıktı, ne yapalım, ne yapardım biliyor musunuz? Oradaki 50-60 kişiyi ya bir adaya götürür tecrid ederdim ya da ben biyolog olmam nedeniyle beni kınamayın, ya da öldürürdüm. Siz orada 50 kişiyi eğer itlaf etmiş olsaydınız bugün 1 milyon adamın ölümünü engellemiş olurdunuz."… "Şimdi çok endişeye kapılmaya gerek yok. Neden gerek yok, 5 milyon adamın 4 milyonunu öldürse dahi 1 milyon insanda dahi mutasyon geçiriyor. Virüs bir taraftan mutasyon geçirirken biz de çok çeşitli kalıtsal yapılara sahip olduğumuz için o değişen virüsten bir kısmına karşı dirençli insanlar da üretiyoruz. Ama virüs diyelim ki bazı türlerde 10 kişiden 1'ini öldürür, bazılarında 100 kişiden 1'ini öldürür, efendim 1 milyon kişiden 1 tanesi ayakta kalabilir. Yani bu virüsler şekil değiştirecek de bütün insanları ortadan kaldıracak diye endişeye kapılmayın. Ben biyolog olduğum içi Hipokrat yeminim de yok, bu virüsler 9 milyon adamın 8 milyonunu öldürse dahi korkmayın. Zaten 1 milyonu ona otomatikman kalıtsal durumunun değişik olması nedeniyle doğal direnç gösterecektir.", "Dünyanın elimizdeki verilere göre dünya bu kadar tüketim, bu kadar insanı kaldıramıyor. Er ya da geç birilerinin bunu bir düzeltmesi lazım. Efendim üremeyin, çoğalmayın dedik ama kimse anlamadı ve şu anda bütün dünyanın denizlerinin, karalarının, dağlarının, tepelerinin her tarafı kirlenmiş ve hatta yok olmak üzere." ve "10-15 yıl sonra çok büyük bir sorun insanoğlunun gündemine gelecek. Bu bir ön denemeydi. Burda sakın yanlış bir şey anlamayın, bu virüs insanlar tarafından üretildi de birileri tarafından komplo teorisi olarak ortaya salındı demiyorum ama bu 2035 yılında yapılacak operasyona çok iyi bir örnek olacak." şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Yayıncının haberlerle kamuoyunu bilgilendirmek görevini icra ederken, kriz haberciliğinin hassas dengelerini akılda tutması beklenmektedir. 2014 yılında hazırlanan Yayın İlkeleri Rehberi'nde "Doğal afet haberleri gibi yayınlarda izleyicilerde korku, panik, endişe yaratacak ifadeler kullanılmamalı gerilimi artıracak nitelikteki yorumlardan kaçınılmalıdır." ifadesinin yer aldığı, yayıncı kuruluşların, salgın gibi afet-kriz anlarında ve sonrasında olay yerinde yaşananlara ilişkin haberlerin veriliş tarzı ve dilinde otokontrol yapmalarının gerekliliği vurgulanmaktadır.
Salgın hastalık gibi kriz zamanlarında ilk tepkileri endişe ve güvensizlik olan bireyler, gerçekte ne olduğunu anlayabilmek ve içinde bulunduğu belirsizliği giderebilmek için enformasyona ihtiyaç duymaktadır. Bu şaşkınlık ve karmaşa içerisinde izleyiciler, ne yapılması gerektiğine dair yol haritası belirlemek için yetkili merciler ile devlet büyüklerinin açıklamalarına ve bu durumlarla ilgili uzmanların yorum ve görüş paylaşımına ihtiyaç duymaktadır. Dolayısıyla, devlet yetkililerinin ve konunun uzmanlarının bu dönemlerdeki açıklamaları izleyicinin temel beklentilerini oluşturmakta, uzmanların sansasyonel olmayan, panik ortamı yaratmayacak, yakınlarının zarar görme ihtimali olan ailelerini ve her türden izleyiciyi incitmeyecek türden açıklamaları hayati önem taşımaktadır.
İhlale konu programda, program konuğu tarafından, "Eğer Çin'den, gerçekten Hipokrat yemini etmemiş ve bilime tamamıyla inanmış bir adam bana telefon etseydi, deseydi ki Ali Demirsoy böyle bir virüs piyasaya çıktı, ne yapalım, ne yapardım biliyor musunuz? Oradaki 50-60 kişiyi ya bir adaya götürür tecrid ederdim ya da ben biyolog olmam nedeniyle beni kınamayın, ya da öldürürdüm. Siz orada 50 kişiyi eğer itlaf etmiş olsaydınız bugün 1 milyon adamın ölümünü engellemiş olurdunuz." şeklinde ifadelerle, insan onurunun hiçe sayıldığı, kamuoyunun böylesi durumlarda her türlü malumatı doğru kabul edebileceği de göz önüne alındığında, virüse maruz kalan insanlar tarafından korkuya ve paniğe yol açabileceği, kriz zamanlarında olması gereken sağduyu ortamını yaralayacağı kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan; "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanun’un diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %3 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Mart 2020 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 585.072,78 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2020 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 25.881 (yirmibeşbinsekizyüzseksenbir) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ve İlhan TAŞCI’nın karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 15.04.2020 tarih ve 2020/16 sayılı toplantısında alınan 17 no.lu karara karşı oy yazısı.
İlhan TAŞCI Şerhidir.
Üst Kurulun 15.04.2020 tarih ve 2020/16 sayılı toplantısında alınan 17 No.lu karara karşı oy yazısı.
Okan KONURALP Şerhidir.


