İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 30.06.2020 tarih ve 1028 sayılı yazısına konu TELE 1 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 30.04.2020 tarihinde saat 17:59’da, yayınladığı “Ana Haber Bülteni” yayını ile 24.05.2020 tarihinde saat 20:01 yayınladığı “Karanlıktan Aydınlığa” adlı program yayınlarına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntılarıyla belirtildiği üzere, TELE 1 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 30.04.2020 tarihinde saat 17:59’da yayınladığı Ana Haber Bülteninde, "Son günlerde tartıştığımız bir konu var ki onunla başlayalım istiyoruz bültenimize." sunumuyla başlayan ve "Diyanet'ten Salgın Yorumu, Koronavirüs Salgını Allah'ın İlahi Bir İkazı" bantıyla yer verilen haberde, haber spikeri ile yayına telefonla bağlanan program konuğu tarafından "İnsanları tehdit altında bırakan dile tepki gösterenleri de Cumhurbaşkanı ERDOĞAN o zaman Müslüman da değiller şeklinde bir değerlendirmeyle kucaklamıştı, bugün Türkiye'de teokratik bir rejim kurulmaya çalışılıyor, Diyanetin yaptığı bütün açıklamalar bu anlayışı destekliyor ve bu yola girmiş olanların mücadelesini gayretini destekliyor. Türkiye'de kurulmak istenen teokratik halife sultan rejimi ideolojik anlamda Diyanet tarafından takviye edilmeye çalışılıyor, kimlerin Müslüman olduğuna ya da olmadığına karar veren bir merci haline geldi Diyanet İşleri Başkanlığı, bize göre Diyanet İslamın dışında mesela, ben Diyaneti Müslüman dairesi içerisinde görmüyorum mesela, belki aynı şekilde Cumhurbaşkanının inanç dünyasını da İslamın içerisinde görmüyorum, zira Osmanlı bunu yaptı kendisi gibi inanmayanların katlinin vacip olduğuna hükmetti, on binlerce insanı katletti, Atatürk'ün kurduğu laik Cumhuriyet yıkılıp Muaviye'nin şeriat devleti mi kurulmak isteniyor? Muaviye gibi bir sultan mı olmaya çalışıyor mesela Sayın Cumhurbaşkanı? Ne yapmaya çalışıyor? Cumhurbaşkanının din yorumuna göre mi biz İslam’ı yaşayacağız? Biz o yorumu reddediyoruz",
24.05.2020 tarihinde saat 20:01’de yayınlanan "Karanlıktan Aydınlığa" adlı programda, program sunucusu ile konuğu arasında geçen diyaloglarda ise; "Şimdi ilginç olan burada Allah yazısının altında Cumhurbaşkanının resminin yansıtılmış olması…, bakın hepsi ellerini bağlamışlar sanki namaza duracaklarmış gibi ve hepsi sayın Cumhurbaşkanına doğru dönmüşler. Bu tartışılması, analiz edilmesi gereken bir görüntüydü...", "Cami ne demek Yaşar Hocam? Toplayan, birleştiren, bütünleştiren demek. Birleştirmesi gereken camiler üzerinden bir tefrika harlanmak isteniyor, tefrika ateşi harlanıyor. Sanki camiler birilerinin tapulu malı, onlara ait, onlar camilerin bekçisi, müdavimi efendim sahibi. Aman camimize bunu yaptılar şunu yaptılar... Camiler herkesin camisi nereden senin camin oluyor? Zira o camilerin giderleri, o camilerdeki memurların yani müezzin, imam tümünün gideri herkesin vergileriyle karşılanıyor. Öyle ki ateistin vergileriyle karşılanıyor, hiç gitmeyenlerin bile vergileri var. Dolayısıyla buralar bizim mülkümüz sizin değil diye bir ayrım tefrikadır, milleti bölmektir. Milleti birbirine düşürmektir, nifaktır bu. İster istemez aklımıza Mescid-i Dırar geliyor biliyorsunuz Tevbe Suresi'nde.- Hocam burada aklıma gelen soru da şu; bu durumu konuşarak ya da bu şekilde afişe ederek bu camiyi bir Dırar Mescidi haline getirme girişimi midir bu durum?- Elbette, üzülerek ifade edelim bütün müminlerin, bütün yurttaşlarımızın saygı duyduğu ve itibar ettiği mescitler, camiler bugün belli bir grubun mabedleriymiş gibi veya belli bir partinin tapınaklarıymış gibi bir konuma sürüklenmek isteniyor.",
Şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, Anayasanın 136. maddesinde belirtilen "Milletçe dayanışma ve bütünleşme anlayışı içerisinde" dini alandaki kamu hizmetini vatandaşlarımıza ulaştıran bir anayasal kuruluş olan Diyanet İşleri Başkanlığı, kurulduğu günden bu yana hiç kimsenin Müslümanlığının tescil makamı olmamış, her zamanda ve her koşulda her vatandaşın dini vecibelerinde hizmet sunmayı amaçlamıştır.
Anayasanın "Genel Esaslar" başlıklı birinci kısmında yer alan 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik bir hukuk devleti olduğu, 26. maddesinde de; herkesin, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olduğu, bu hürriyetin resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsayacağı, bu fıkra hükmünün, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin bağlanmasına engel olmadığı, bu hürriyetlerin kullanılması, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabileceği” hükmü bulunmaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin İfade Özgürlüğüne ilişkin 10. maddesinde: "1. Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu madde, devletin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine bağlı tutmalarına engel değildir. 2. Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda gerekli tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması, nizamın sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin açığa vurulmasının önlenmesi veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması için yasayla öngörülen bazı merasime, koşullara, sınırlamalara veya yaptırımlara bağlanabilir." kuralı yer almaktadır.
AİHM'nin Lingens Avusturya içtihadında da belirtildiği üzere, ifade özgürlüğü demokratik bir toplumun asli temellerindendir, bu, toplumun ilerlemesinin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşullarından birini oluşturur. Basının görevi, kamu yararını ilgilendiren başka alanlarda olduğu gibi, siyasi konularda da bilgi ve fikirleri açıklamaktır. Buna karşın, AİHM'nin Times Newspapers Limited No 1-2 Birleşik Krallık kararında belirtildiği üzere, Sözleşmenin 10. maddesi, basının halkın yararına olan ciddi meseleleri işlemesinin söz konusu olduğu durumlarda dahi, hiçbir sınırlama içermeyen bir ifade özgürlüğünü güvenceye almaz. Bu maddenin 2. fıkrası uyarınca, basın ifade özgürlüğünü kullanırken, görev ve sorumluluklarına uygun davranmak durumundadır denilmektedir.
İhlale konu her iki programda kullanılan ayrıştırıcı dilin, ifade özgürlüğü kullanılırken uyulması gereken görev ve sorumluluklardan uzak, toplumun dini duygularını örseleyecek gerek Sayın Cumhurbaşkanımıza, gerek Diyanet İşleri Başkanlığı'na karşı nefret söylemi sayılacak, toplumda kin ve nefret duygularının oluşmasına sebebiyet verecek nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan; "Irk, dil, din, cinsiyet, sınıf, bölge ve mezhep farkı gözeterek toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edemez veya toplumda nefret duyguları oluşturamaz." hükmünün ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Kuruluş hakkında, evvelce Üst Kurul’un 25.03.2020 tarih ve 2020/13 sayılı toplantısında alınan 17 No’lu kararıyla kuruluşun 23.03.2020 tarihli yayınında 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ihlali nedeniyle idari para cezası ile beş kez program durdurma müeyyidesinin uygulanmasına karar verildiği, anılan kararın kuruluşça 03.04.2020 tarihinde tebellüğ edildiği, Üst Kurul Kayıtlarından anlaşılmış olmakla; kuruluşun 30.04.2020 tarihinde saat 17:59’da, yayınladığı “Ana Haber Bülteni” yayını ile 24.05.2020 tarihinde saat 20:01’de yayınladığı “Karanlıktan Aydınlığa” adlı programda, 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde tekraren ihlali nedeniyle; Kanun’un 32’nci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uyarınca anılan yayın kuruluşu hakkında ihlalin ağırlığı, ihlalin mahiyeti ve kuruluşa ait müeyyide sicili göz önünde bulundurularak, 5 gün süre ile yayınının durdurulmasına karar verilmesi takdir edilmiştir.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan; "Irk, dil, din, cinsiyet, sınıf, bölge ve mezhep farkı gözeterek toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edemez veya toplumda nefret duyguları oluşturamaz. " ilkesinin bir yıl içinde tekraren ihlali nedeniyle;
ABC RADYO TELEVİZYON VE DİJİTAL YAYINCILIK A.Ş. unvanlı ve “TELE 1” logolu kuruluşun; 30.04.2020 tarihinde saat 17:59’da yayınladığı “Ana Haber Bülteni” yayını ile 24.05.2020 tarihinde saat 20:01 yayınladığı “Karanlıktan Aydınlığa” adlı programda, 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin bir yıl içinde tekraren ihlali nedeniyle; 6112 sayılı Kanun’un 32’nci maddesinin 5’inci fıkrasında yer alan "8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentlerindeki ilkelerle dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapılmasını müteakip verilecek yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının on güne kadar durdurulmasına; ikinci tekrarı halinde ise, yayın lisansının iptaline karar verilir." hükmü uyarınca, yayının BEŞ (5) GÜN SÜREYLE DURDURULMASINA,
a) Geçici yayın durdurma kararının uygulanmasında; medya hizmet sağlayıcı kuruluşun, Üst Kurul Kararının tebliğini müteakip saat 00:00’dan başlayarak logosunun yer aldığı ekranda; “Yayınımız, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından 30.04.2020 tarihinde saat 17:59’da yayınlanan “Ana Haber Bülteni” yayını ile 24.05.2020 tarihinde saat 20:01 yayınlanan “Karanlıktan Aydınlığa” adlı programda, 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan, ‘Irk, dil, din, cinsiyet, sınıf, bölge ve mezhep farkı gözeterek toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edemez veya toplumda nefret duyguları oluşturamaz.’ ilkesinin tekraren ihlali gerekçesiyle 5 gün süre ile durdurulmuştur.” metnine yayın durdurma süresince okunur şekilde yer vermesine,
b) 6112 sayılı Kanun’un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "8 inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentlerindeki ilkelerle dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapılmasını müteakip verilecek yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde aynı ihlalin …. ikinci tekrarı halinde ise, yayın lisansının iptaline karar verilir…Programlarının yayını veya yayınları süreli durdurulan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yaptırım kararının tebliğine rağmen kararın gereklerine aykırı olarak yayınlarına devam etmesi halinde yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca yayın lisansının iptaline karar verileceği,
c) Ayrıca yayınlarına devam etmesi halinde, 6112 sayılı Kanun'un 33’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “… yayınları Üst Kurul tarafından geçici olarak durdurulmasına … rağmen yayın yapan gerçek kişiler ile tüzel kişilerin yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürü, bir yıldan iki yıla kadar hapis ve bin günden beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Tüzel kişiler hakkında ayrıca 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 60 ıncı maddesindeki güvenlik tedbirleri uygulanır. İzinsiz olarak faaliyetine devam eden yayın cihaz ve tesisleri Üst Kurulca mühürlenerek kapatılır.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği, hususlarının kuruluşa yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP, İlhan TAŞCI ve Ali ÜRKÜT’ün karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 01.07.2020 tarih, 2020/27 sayılı toplantısında alınan 10 no.lu karara karşı oy yazısı.
Ali ÜRKÜT Şerhidir.


