İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 01.06.2021 tarih ve 781 sayılı yazısına konu FOX logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 24.03.2021 tarihinde saat 20:00’da yayınlanan “Masumiyet” adlı dizi film yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
FOX logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun, 24.03.2021 tarihinde saat 20:00’da yayınladığı, “Masumiyet” adlı dizi filmde, dizi film karakterleri arasında geçen diyaloglarda; “Bu sandalyeyi hatırlıyor musun Ela? Hatırlıyorum. Artık hatırlıyorum. Bu sandalye Savcılık iddianamesinde suç aleti olarak tespit edildi çünkü. Çünkü bana bununla saldırdı. Ama beni o fotoğraflardaki hale o getirmedi. Bana sandalyeyle vurdu. Yere düştüm. Kendimi korumak için kapandığımı hatırlıyorum. Elinde sandalyeyle üzerime yürüdü. (Anlatılanlar aynı zamanda ekrana getirilmektedir. İlker sandalyeyle Ela'ya vurur ve Ela yere düşer. İlker sandalyeyi yere vurarak kırar ve "Allah kahretsin" diye bağırır.) Ve o sandalyeyi yere fırlattı…(Olay gecesi yaşananlar ekrana gelir. Ela yerde başı kanamış bir şekilde yatmaktadır. İlker "Bana yaptığına bak! Bize yaptığına bak Ela!" diye bağırır.)…Bağıra çağıra evden çıktı. Şoktaydım. Şiddet hep başkalarının başına gelirdi. Benim başıma gelmezdi. Kimse babam annem hayatımda hiç kimse bana böyle davranmamıştı ki. Arkasından ağladığımı hatırlıyorum. (Bu sırada Ela'nın yerden kalkmaya çalıştığı sahneler ekrana gelmektedir.) Çok, çok ağlıyordum. Çok öfkeliydim. Korkmuştum. O sırada ne düşündüm bilmiyorum. Sadece öfkeyi ve korkuyu hatırlıyorum. Araba anahtarını gördüm. Anahtarı almamıştı. Geri döneceğini anladım. Başım ağrıyordu. Ağlıyordum. Kan vardı. Kan çok sinirimi bozuyordu. Banyoya gittim. Kanı temizlemek, silmek istedim. Korkmuştum. (Ela aynada kendisine bakar ve ağlamaya devam eder.) Acıyordu. İçeriden bir ses duydum. İlker döndü dedim. Çok kızgındım. Hesaplaşmak istiyordum. Banyodan çıktım. Başımdan akan kanın hesabını soracaktım. Affetmeyecektim oraya polis çağıracaktım. (Ela, Elindeki havluyu başına tutarak "İlker", "İlker buradasın duydum seni" diye bağırır.) Onu şikayet edecektim ama kimse yoktu. Oraya hemen polis çağırmak istiyordum. Gözümü karartmıştım. Arkamda bir tıkırtı duydum. (Eldiven giymiş biri tarafından Ela'nın ağzı kapatılır.) Sonrası sessizlik. Karanlık. Boşluk. Benim başıma aldığım darbeyi ... Dava nisan ayına ertelenirken İlker Ilgaz cephesinde zafer çığlıkları vardı. İlker Ilgaz avukatının uyarısıyla konuşmazken. Hale Ilgaz, Bahar Yüksel'in isyanına yanıt verdi…Televizyonda yayınlananları İlker ve ailesi izlemektedir. İlker şampanya patlatır ve hep birlikte kadeh kaldırırlar…İyi akşamlar. Erkek olursa Efe, kız olursa isimlerini bile seçmiştik hatırlıyor musun? Çünkü ben hamileydim. Ama artık değilim. Çünkü sen baba olamadın ama katil oldun.” şeklinde görüntü ve ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Kadının statüsü Genel Müdürlüğü tarafından 2016 yılında hazırlanan "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı'nda "fiziksel şiddet"; başkasının vücut bütünlüğüne zarar veren, ona acı çektiren her türlü saldırı olarak tanımlanmaktadır. Bireyin fiziksel olarak zarar görmesine neden olan her türlü eylemi kapsayan fiziksel şiddet, sağlıksız koşullarda yaşamaya mecbur bırakmadan töre ve namus cinayetine kadar uzanmaktadır.
Kadına yönelik şiddet kavramı, uluslararası insan hakları hukuku alanında ilk kez 1993 yılında “Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Şiddetin Tasfiye Edilmesine Dair Bildiri”de tanımlanmıştır. Bu çerçevede, kadına yönelik şiddet, “İster kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel veya psikolojik acı veya ıstırap veren veya verebilecek olan cinsiyete dayanan bir eylem veya bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma anlamına gelir.” şeklinde tanımlanmıştır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’da kadına yönelik şiddet, “kadınlara, yalnızca kadın oldukları için uygulanan veya kadınları etkileyen cinsiyete dayalı bir ayrımcılık ile kadının insan hakları ihlaline yol açan ve bu Kanun'da şiddet olarak tanımlanan her türlü tutum ve davranış” olarak tanımlanmıştır.
Şiddetin yaygınlaşmasında ve artmasında medyanın rolü yadsınamaz bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Kadına yönelik şiddet sahneleri, hem özendirici olabilmekte hem de kişileri şiddete duyarsızlaştırabilmektedir. Şiddet sahnelerinden etkilenen bireyin duygusal taşma anlarında, daha önceden izlemiş ve farkında olmadan bilinçaltına yerleşmiş olduğu şiddet davranışını uygulaması kaçınılmaz bir gerçektir. Ayrıca, gerçek ile kurguyu ayırt edemeyen ve bilişsel fonksiyonlarını tamamlamamış küçük yaştaki çocukların sürekli tekrarlanan şiddet görüntülerinden etkilenmemeleri imkânsızdır.
Etkisi, önemi ve işlevleri dikkate alındığında kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve toplumun bilinçlenmesi konusunda medyaya önemli görevler düştüğü düşünülmektedir. Medya hizmet sağlayıcılar yayınlarını kadına yönelik şiddeti duyarsızlaştırıcı, sıradanlaştırıcı, meşrulaştırıcı olmaktan uzak kadına yönelik şiddetin önlenmesi hakkında kamusal sorumluluk anlayışına uygun olarak sunmalıdır. Ancak bu tür görüntülerin televizyon dizileri veya programlarında yayınlandığında toplumda “kadına şiddet” olgusunu yaygınlaştırabileceği değerlendirilmektedir. Kadına şiddetle ilgili her türlü yayında yayıncı kuruluşun azami dikkat etmesi gereken en önemli nokta, şiddetle ilgili olabilecek sahnelerin şiddeti normalleştirmeden ve şiddeti meşrulaştırmadan ekrana getirilmesidir.
Tüm şiddet davranışları öğrenilen davranışlardır. Öğrenme; bizzat başına gelerek, tanık olarak, dinleyerek, çevre ve özellikle akran ilişkileri, toplumsal cinsiyet rolleri ve medya ile vs. olmaktadır. Bireyler, özellikle günümüzde yazılı basın ve internet haber siteleri aracılığı ile şiddet eylemlerine tanık olurlar ve bu eylemlerin yansıtılış biçimlerinden etkilenirler.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, kadına yönelik fiziksel şiddet üzerine kurgulanan ihlale konu dizi filmde, hamile bir kadına 'sandalyeyle vurma' eyleminin hafifleştirilip normalleştirildiği, şöyle ki, görüntülerde İlker karakterinin Ela karakterine yönelik gerçekleştirdiği şiddetin tamamından değil ama bir kısmından sorumlu tutulduğu için, ödül mahiyetinde bir kutlama yapıldığı, hamile olduğu halde şiddete maruz kalan Ela karakterinin mahkemede başına gelenleri anlatırken flashbacklerle geriye dönülerek, olayın hemen her ayrıntısıyla ekrana getirildiği, karakterin yaşadığı fiziksel ve duygusal acının ekran başındakilere hissettirilmeye çalışıldığı, medyanın sunduğu içeriklerle bireylerin düşünce ve kanaatlerini etkilemekteki gücünün herkesçe biliniyor olması ışığında şiddet uygulayanın "az şiddet uyguladığı, şiddeti başlatıp devam ettirmediği, sadece sandalyeyle vurduğu ve devamında şiddeti kestiği" gerekçeleriyle zafer kazanmış edasıyla evde kutlama yaptığının gösterilmesinin elbette sistematik duyarsızlaşmaya ve mağdur açısından çaresizliğe yol açacağı, bu kadar hassas bir konuda yayıncı kuruluş tarafından kutlama sahnesinin ekrana getirilmesinin kabul edilemez bir durum olduğu açıktır. Medyanın önemi ve işlevleri dikkate alındığında kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve toplumun bilinçlenmesi konusunda medyaya önemli görevler düştüğü, medya hizmet sağlayıcıların yayınlarını kadına yönelik şiddeti duyarsızlaştırıcı, sıradanlaştırışı, meşrulaştırıcı olmaktan uzak kadına yönelik şiddetin önlenmesi hakkında kamusal sorumluluk anlayışına uygun olarak sunmaları gerektiği, dizi filmler konusu itibariyle bir kurgudan ibaret olsa da; kadına yönelik olarak uygulanan bir şiddetin "az şiddet uyguladığı" gerekçesiyle ödüllendirilen bir karaktere yer verilmesinin kamusal sorumluluk anlayışıyla bağdaşmadığı, ayrıca konuyla ilgili olarak, RTÜK İletişim Merkezi’ne ulaşan çok sayıda şikâyetlerde dikkate alındığında, mezkur yayının toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düştüğü ve kadını istismar eder nitelikte olduğu, ayrıca bu sahnelerin kadınlar için aşağılayıcı ve onur kırıcı nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle söz konusu yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (s) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Anılan yayın kuruluşu hakkında;
6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (s) bendinin ihlali nedeniyle; Kanun’un 32’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, ihlalin ağırlığı, ihlalin mahiyeti, anılan madde ile korunmak istenen kamusal menfaat göz önünde bulundurularak, %2 oranında idari para cezası uygulanmasına karar verilmesi takdir edilmiştir.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (s) bendinde yer alan; "Toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlar içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle;
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bu Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş) ve (t) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz. Ayrıca, idarî tedbir olarak, ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına, isteğe bağlı yayın hizmetlerinde ihlale konu programın katalogdan çıkarılmasına karar verilir. İhlalin mahiyeti göz önünde bulundurularak, bu fıkra hükümlerine göre idarî para cezası ile birlikte idarî tedbire karar verilebileceği gibi, sadece idarî para cezasına veya tedbire de karar verilebilir.” hükmü uyarınca, idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Şubat 2021 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 50.616.750,19 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde iki oranı (%2) 1.012.335,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir...” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ve İlhan TAŞCI’nın karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 02.06.2021 tarih, 2021/22 sayılı toplantısında alınan 28 No.lu karara karşı oy yazısı.
Okan KONURALP Şerhidir.


