İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 24.12.2021 tarih ve 1731 sayılı yazısına konu H HALK logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 01.11.2021 tarihinde saat 21:01’de yayınladığı "Sözüm var" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere; H HALK logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 01.11.2021 tarihinde saat 21:01’de yayınlanan, sunuculuğunu Şirin Payzın, Emin Çapa ve Barış Terkoğlu’nun yaptığı, gündeme ilişkin siyaset ve ekonomiye dair çeşitli olay ve gelişmelerin ele alındığı "Sözüm Var" adlı programda, geçen diyaloglarda; “Şimdi, Nun Vakfı diye bir vakıf var…Nun Eğitimi Kültür Vakfı…Okulları var. Yani eğitim ve kültür adı da oradan geliyor. Anaokul var, ilkokul var, ortaokul var, lisesi var filan…Bu olayı soruşturdular. Neyi soruşturdular? Nun Vakfı diye bildiğimiz vakfa, Aralık 2018'de, KİPTAŞ yani İstanbul Büyükşehir Belediyesinin iştirakinin kiralamış olduğu araziler nasıl kiralanmış bunu bir soruşturur musunuz? Uygun mu? Hukuka uygun mu? Etik değerlere uygun mu? Kamu yararı var mı? Bunu bir soruşturur musunuz demiş. Müfettişler soruşturmuşlar ve bir rapor yazmışlar…öyle bir noktaya gelmiş ki hem bakanlık yapıyorsunuz hem de bir vakfın başındasınız. Ama bu vakıfta aynı zamanda hükûmetin ve siyasi iktidarın birtakım kararlarıyla muhatap oluyorsunuz. Ben bunun etik değerlerini sorgularım sıradan bir vatandaş olarak, geçtim gazeteciyi.….Sen hem karar verirsin hem o karardan etkilenirsin…Nun Vakfı'nın okul kampüsü var, büyük bir kampüs…Bunun kiralanmasını, kimden kiralanmış? İBB'nin iştirakı olan KİPTAŞ gitmiş Nun Vakfı'na kiralamış. Bunu ele alıyor…Baktığınız zaman en az kamunun arazileri 49 yıllığına el değiştirecek şekilde. Bu kiralama değil bu artık zaten rapor onu eleştiriyor. Bu hani satmaktan bile daha çok zarar ediyor bu kadar uzun süre kiralamak belli bir yeri. Tekrar düşündüğünüzde kamuyu daha çok zarara uğrattığını müfettişler düşünüyor bu şekilde. Peki ne kadar kiralanmış? Diyeceksiniz ki bu çok uzun süre kiralanmış. Ne kadara kiralanmış? Şimdi ona geçelim. 197737 metre kare gözünüzün önüne getirebiliyor musunuz? 197737 metrekare Beykoz'da. İstanbul değerli bir orman bölgesinde. Aylık 12.000 lira…Şimdi bunlar şöyle öyle bir bağlıyorsun ki yani 50 yıllık 49 yıllık 51 yıllık. Yani 10 başkan değişse İBB'de hala kamunun malı orada kalacak. Anlatabiliyor muyum yani? Şey gibi yani resmen satsanız belki...Peki ne oldu özetleyeyim: müfettişler bu tespiti yapıyor, bu tespiti yaptıktan sonra da gerekenin yapılması lazım diyorlar hukuk yoluyla. Ne yapıyorlar? Bir: Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına gidiyorlar bu işin sorunları hakkında suç duyurusunda bulunuyorlar. İki: Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığına bu işin sorunları hakkında suç duyurusunda bulunuyorlar. Üç: KİPTAŞ'a görev veriyorlar, diyorlar ki: "Şu ana kadar bizim kamunun zararı 6.526.269 lira bunu bu sözleşmeyi yapan kamu görevlilerinden tahsil et." diyorlar. Kim o? 24 kişilik bir liste çıkarmışlar. Şimdi tek tek ismini okumayayım ama ben iki tanesinin o listenin müfettiş raporundaki iki tanesi dikkatimi çekti.…arasında olduğu 24 kişiden bunu tahsil et diyor. Dört: Beykoz Belediyesine bir şey söylüyor, diyor ki: "Burada gerekenin yapılması lazım. Eğer bir imara aykırı bir şey tespit edildiyse benim tarafımdan sen ilçe belediyesinin gereğini yap, bütçe için de sen gereğini yap yapmazsan ben yapacağım." diyor. Özetle hem vakıf hem bürokratlar hem dönemin yetkilileri hakkında hukuk yolunu kullanarak bunu yapıyor. Şimdi nihayetinde bundan sonra dosya savcılıkta tekrar ediyorum 19.120 lira + KDV'ye en az 49 yıllığına 267858 metrekarelik kısmın verilmesiyle ilgili durum bu." şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
İnsan hak ve özgürlüklerinden olan ifade özgürlüğü hakkı, demokratik bir toplumun temel unsurlarını oluşturan çoğulculuk, hoşgörü ve açıklık ilkelerinin var olması bakımından vazgeçilmez bir karakter taşımakla beraber gerek uluslararası sözleşmelerde gerekse ulusal mevzuatımızda bu hakkın kullanılmasının belirli sınırları bulunmaktadır.
Söz konusu yasal düzenlemelerin başında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın geldiğini söylemek mümkündür. Anayasa'nın 26'ncı maddesindeki “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlığı altında yer alan “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir. Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyet'in temel nitelikleri ve Devlet'in ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.” hükmüyle düşünce özgürlüğüne getirilebilecek sınırlamalardan bahsedilmiştir.
5187 sayılı Basın Kanun'unun 3. maddesinde; basının özgür olduğu, bu özgürlüğün; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içereceği, basın özgürlüğünün kullanılmasının ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Konuyla ilgili Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde de benzer bir hüküm bulunmaktadır. Mezkûr sözleşmenin ifade özgürlüğüne ilişkin 10. maddesinde: "1. Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu madde, devletin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine bağlı tutmalarına engel değildir. 2. Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda gerekli tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması, nizamın sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin açığa vurulmasının önlenmesi veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması için yasayla öngörülen bazı merasime, koşullara, sınırlamalara veya yaptırımlara bağlanabilir." kuralı yer almaktadır.
Kamusal alan içerisinde muhtelif ideolojiler tarafından üretilen söylemler, belirli bir karşıtlık içerisinde iktidar mücadelesi ederler. Demokratik bir toplumda farklı dini, ulusal, etnik vs. kimlikleri haiz muhtelif gruplar arasındaki fikir ve inanç farklılığının korunması hem kamusal alanı oluşturan kurumlar hem de bireyler açısından temel bir gerekliliktir. Fikir ve ifade özgürlüğü hakkının belirlenmiş çerçevesi içerisinde, eleştiri sınırları aşılmadan gerçekliğin farklı inşalarının kamuoyuyla paylaşılması demokratik toplum doğasının gereğidir. Demokrasinin en temel önceliklerinden biri halkın haber alma özgürlüğü olduğundan demokratik rejimlerde medya, kamuoyu oluşumunda hayati öneme sahip bir aktördür.
Medya organlarının günümüzde toplum üzerinde oldukça etkili olup kamuoyu oluşumunda pay sahibi haline gelmesi, medya hizmet sağlayıcıların dikkat etmesi gereken sorumlu yayıncılık anlayışı ve öz denetim ilkesini de beraberinde getirmiştir. Medyanın gücü ne kadar fazlaysa medya mensuplarının sorumluluğunun da o ölçüde arttığını söylemek mümkündür. Muhakkak ki medya mensuplarının kişi veya kuruluşları eleştirme ve onların gerçekleştirdikleri eylemler hakkında kamuoyunu bilgilendirme hakkı bulunmaktadır. Ancak bu hak kullanılırken eleştiriye maruz kalan kişi veya kurumların hak ve itibarlarının da gözetilmesi gerekmektedir.
Ayrıca mezkur yayında ortaya çıkan düzeltme hakkı ile ilgili başvurulan T.C. İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hâkimliği 2021/6605 sayılı kararında, sarf edilen ifadelerin "basın özgürlüğü" ve "yayın ilkeleri" kapsamında kalmadığı, haber ve yayın içeriklerinin başvuranın kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir:
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu programda, Berat Albayrak'ın kurucusu ve yöneticisi olduğu Nun Vakfı'na dair sarf edilen "usulsüz ihale yapıldığı, kamu zararına hareket edildiği ve sürecin mahkemeye taşındığına yönelik" ifadelerin kamuoyu nezdinde söz konu kişinin şeref ve haysiyetini zedeleyici nitelikte olması hasebiyle ve bu iddiaların tekzibine yönelik mezkur mahkeme kararının bulunması da dikkate alındığında, yayın sırasında kullanılan bu ifadelerin dürüst, kişi ve kurumları zedelemeyecek nitelikte olması hususuna özen gösterilmediği; yayıncılığın kamusal sorumluluk görevi olduğu ve yayınların Basın Meslek İlkeleri çerçevesinde yürütülmesi gerektiği ve medya mensuplarının kişi ve/veya kuruluşları eleştirme haklarını kullanırken kişi, kurum veya kuruluşların haklarının gözetilmesi gerektiği kanaatiyle, mezkur yayında kişi ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliği taşıyan ifadeler olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan; "..., kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. …” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ekim 2021 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 2.758.562,54 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde iki oranı (%2) 55.171,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ve İlhan TAŞCI’nın karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 29.12.2021 tarih ve 2021/51 sayılı toplantısında alınan 19 No’lu karara karşı oy yazısı.
Okan KONURALP Şerhidir.


