İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 02.02.2022 tarih ve 142 sayılı yazısına konu ATV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 27.01.2022 tarihinde saat 16:19’da yayınlanan "Esra Erol’da" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere; ATV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 27.01.2022 tarihinde saat 16:19’da canlı olarak yayınlanan, sunuculuğunu Esra EROL’un yaptığı, kayıp kişilerin arandığı, ailevi meselelerin konuşulduğu. "Esra Erol'da" adlı programda, program sunucusu ile program konukları arasında geçen diyaloglarda; "(...) Elif bu arada şu anda stüdyoya giriş yaptı. Onu Kütahya'dan getirdim. (Alkışlar) Şu anda ekip arkadaşlarım, orada mı Elif? Peki, ben Elif'in yanına gidiyorum. Şu anda kızınız geldi, İstanbul'da ve şu anda yan stüdyoda. Buraya görüntüsünü vereceğim. (Diğer stüdyoya doğru yürüyor.) - Elif, hoşgeldin. - Ya ben görünmeyeceğim. (Ağlıyor.) - Tamam, sen görünme, arkanı dön.- (Bağırarak) Ya bak çekmeeeeyiiin! - Arkanı dön. - (Bağırarak) Bırakın yaaaa!- Tamam, çıkmasın yayına.- (Bağırarak) Çıkmayacağııııımmm!- Çekmeyin şunu.- Ben çıkacağım oraya.- (Kıza dönerek) Bir şey söyleyeceğim. Lütfen aynı isyanı iki çocuklu bir adam sana farklı şekilde yaklaştığında bedenini korumak için de göster. (Alkışlar) Rica ediyorum. Yanlışların arkasında durmak için bu tepkileri vermeyin. Ruhunuzu korumak için gençliğinizi korumak için eğitim için bu tepkileri verin. Bu nedir ya! 18 yaşındasın kızım sen! 18! 18 yaşındasın! Baban yaşındaki biri sana farklı amaçla dokunuyor. Bu mu senin geleceğin bu mu kendine layık gördüğün hayat? Bu mu yaşamdan beklediğin Elif? Bunu mu layık görüyorsun kendine Elif? O çatı katını mı layık görüyorsun? Lütfen bu tepkileri size zarar veren insanlara kullanın. Sizi korumak isteyen insanlara karşı değil. Rica ediyorum. Bu kadar olmaz ya! Bu kadar olmaz! Gerçekten cinnet geçireceğim ya!- (Ağlıyor.)- (Diğer stüdyodan ayrılıyor.) Ya doğruyu anlatmak için kendimizi paralıyoruz ya! Bu kadar mı olur! Adam seni iki dakikada postaladı buraya! İki dakikada postaladı. Ya insanın babası yaşındaki biri ona dokunduğunda bunun ne demek olduğunu anlasın ya! Ne olur çocukları bu şekilde yetiştirin. Ya ilk kız çocuğu aile içi istismar! (Kızı göstererek) Bu, 18 yaşında aynı! Lütfen bu çocuklar için bir şey yapın. Ya şu reşit olma yaşı daha da yukarı çıkartılsın. Lütfen! (Alkışlar) 18 yaşında ya! Daha yaşadığının farkında değil ya! Yemin ederim bedenim titriyor. Bu çocuklara kendilerini korumayı öğretin. Rica ediyorum. Lütfen yaşlarının arkadaşlığını kursunlar. O arkadaşlıkların hangi boyutta ve nasıl olması gerektiğini kavrasınlar. Çocuklarınıza kendi yaşıtlarıyla arkadaşlık yaptığı zaman onları aşırı derecede baskılamak ve kısıtlamak yerine tam tersi o arkadaşlıkların hangi seviyede kalması gerektiğini, ay nefesim kesildi çok özür diliyorum. Çok rica ediyorum hangi seviyede kalması gerektiğini, o arkadaşlığın boyutunu, onların hayatındaki en önemli noktanın eğitim olduğunu, üniversite eğitiminin, bir meslek seçiminin ne denek olduğunu, bedenlerinin ne kadar kıymetli olduğunu, hayatlarının ne kadar kıymetli olduğunu ve o kıymetli hayatı bir erkek uğruna yaşamamaları, mahvetmemeleri gerektiğini lütfen çocuklarınıza öğretin. Sizlerden rica ediyorum, lütfen çocuklarınıza aile içerisinde özellikle babalara söylüyorum. Çocuklarınıza şefkat gösterin, saçlarını okşayın, onların dertlerini dinleyin, onların en ufak bir yanlışlarında onlara arkalarını dönmeyin. Onlar biriyle arkadaşlık yaptığında çevre ve mahalle baskısıyla asla onları yok saymayın. Tam tersi devir öyle bir devir ki kimle arkadaş, kiminle arkadaşlık yapıyor, arkadaşı kimdir, ailesi nasıldır, o insanları bizzat çok rica ediyorum yakından tanıyın. Bırakın bu baskıları, bırakın çocuklarınızın giyimine kuşanmaya karışmayı. Onların zihinleriyle, maneviyatıyla, onlarla daha fazla ilgilenin. En önemlisi bu. Eğer bu ahlak değerleri, bu maneviyat bu çocuklarda olmadığı sürece gelir o zaman iki tane ahlaksız iki güzel sözle bu kızınızı kandırır, şu anda olduğu gibi. Tüm anne babalara, çocuklarınızı evden uzaklaştırmayın, çocuklarınızı bilgisayarların başına tıkmayın, çocuklarınızı dinleyin. Onları saçma sapan kurallarla kısıtlamayın, anlayın onları. Onların yanına bir güzel sözle yaklaşan insanların etraflarında dolanmasına izin vermeyin. Acaba bana bu yabancı neden böyle güzel bir söz söyledi diyecek sorgulayacak bir zekâya sahip olmalarını sağlayın. İnanın bu programı yaptığımdan beri artık çok üzülüyorum ve çok da tıkandım, ya 18 yaşındaki kızların peşinden koşuyorum ya, onlara doğruyu göstermek için yalvarıyoruz. Hep beraber, hep de etraflarında böyle adamlar, hep böyle insanlar. Kendi eşine, kendi çocuğuna babalık yapamayan, düzgün duramayan, erdemleri olmayan birinden sana ne hayır gelir ya. Siz bu kadar çirkin ilişkilere nasıl sevgi ve aşk diyebilirsiniz? Bunlar aşk falan değil, bunların hiçbiri aşk değil, sadece menfaat ilişkisi. Gerçek sevginin olduğu yerde menfaat olmaz. Gerçek sevginin olduğu yerde insanın manevi duyguları da devreye girer. Hiçbir insan bilerek isteyerek bir genç kızın hayatını karartmaz. Yalvarıyoruz ya, gerçekten yalvarıyoruz.”, “ (Annesi kızına sarılıp ağlıyor.) Elif'immmm. - (Ağlayarak) Anne tamam, gideceğiz. (Ağlayarak) Anne gideceğiz, tamam.- (Kardeşine ağlayarak sarılıyor.) Seni kurtaracağız. Ne olursa olsun seni götüreceğim. Tamam mı? Bana bak. Kalk anneme sarıl. Kalk anneme sarıl.- (Ağlayarak) Ya yüzüm görünmesin!- Tamam görünsün bir şey olmaz.- (Bağırarak) Hayır yaaa! Görünmeyecek. - Yusuf Bey, siz bekleyin lütfen. Hayır, eve götüreceğim demeyin. - (Ağlayarak) Olsun.- Gördüler yaaa! Görünmeyecek. - (Ağlayarak) Olsun ne olursa olsun.- (Ağlayarak) Anne hadi dışarı çıkalım. Ne olur anne, annee ne olur!- Ne olur bizimle gel. Ne olursun!- (Bağırarak ve ağlayarak) Geleceğim sizinle hadii!-(Ağlayarak) Ne olursa olsun gel bizimle. Bak biz senin için oradan buraya kadar geldik bak. - (Ağlayarak) Kaç gündür ben buralardayım.- (Ağlayarak) Senin için annem geldi. Ne olursun.- (Ağlayarak) Anne hadi. Dışarı çıkalım anne.- Dışarı çıkmak istiyor, ne olursunuz.- Dışarı. Dışarı çıkmak istiyormuş çıkartın dışarı.” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, İnsan onuru kişinin doğuştan kazandığı bir değer olarak en temel insan haklarından biridir. Gerek Anayasa gerekse ulusal ve uluslararası düzenlemelerde korunmaya alınan bir haktır. Anayasa'nın 17. Maddesi'nde düzenlenen "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı' başlıklı hükmü ile kişilerin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir muameleye tabi tutulamayacağı ve de yine Anayasa'nın "Özel hayatın gizliliği" başlıklı 20. maddesi ile kişilerin özel hayatlarının ve kişisel verilerinin korunması hakkı anayasal güvenceye alınmıştır.
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi 12’nci maddesine göre; "Hiç kimsenin özel yaşamına, ailesine, evine ya da yazışmasına keyfi olarak karışılamaz, onuruna ve adına saldırılamaz." Özel hayatın gizliliği kişinin manevi kişisel değeri olarak kişilik haklarındandır. Türk Medeni Kanunu m. 23'te "kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez. Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlâka aykırı olarak sınırlayamaz." ve m. 24'te "kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel ya da kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden birisiyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır." hükümlerine amirdir.
Mahremiyet, bireye özgü olması nedeniyle bireyin özel yaşam alanı, kişisel gizliliği olarak da ifade edilmektedir. Türk Televizyonlarında Yayınlanan Gündüz Kuşağı Programlarında Mahremiyetin Dönüşümü. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, Kavram, yalnız kalma ya da bırakılma hakkını ve kişisel yaşam ile bilgilere dair ayrıntıların kimlerle paylaşabileceğini de içerir. Özel hayat; kişinin güven duyduğu kimselerle paylaştığı, öteki tüm kişilerin bilgisinden uzak tuttuğu ve başkaları tarafından öğrenilmesini istemediği “giz alanı” ve kişinin giz alanına dahil olmayan fakat ailesi, yakınları ve arkadaşları gibi kendisine yakın kişilerle paylaştığı ve bunun dışındaki kişilere gizli kalmasını istediği “özel alanı” da içeren daha geniş bir kavramdır. Aslında kişinin kimliği, onur ve şöhreti, kişisel verileri, psikolojik ve fiziksel bütünlüğü, ayrıca cinsel hayatı bir bütün olarak özel hayatı yani mahremiyetini oluşturan ögelerdir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne göre; isim, cinsel kimlik, etnik kimlik, yaşam biçimi ve görüntü kişinin kimliğini belirler ve özel hayatın parçaları içerisinde yer alır. denilmektedir.
Günümüzde medyanın gücünün artması ile medya mensuplarının sorumluluklarının da aynı ölçüde arttığı bir gerçektir. Yayıncılığın aynı zamanda bir kamusal sorumluluk görevi olduğu da düşünüldüğünde yayınların Basın Meslek İlkeleri çerçevesinde yürütülmesi bir zorunluluktur. Yayınlarda kişileri eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren ifadelere yer verilmemesi, haklarının ihlal edilmemesi ve de kişilerin reyting uğruna mağdur edilmemesi kamusal yayıncılığın gereği olarak gözükmektedir.
Danıştay 13. Dairesi’nin, E:2017/1459 ve K:2020/684 sayılı kararında; "İnsan onuru kavramı, kişinin manevi varlığına ilişkin olup şeref ve itibar kavramı ile iç içedir. Bir fiilin insan onurunu ihlal etmesi, kişinin mutlaka fiile yönelik rızasının bulunmadığına işaret etmemekle birlikte toplumun, kişinin menfaatlerinin ihlal edilmediği hallerde dahi insan onuru hakkında endişeye düşmesi mümkündür." ifadeleri yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu programda; 18 yaşında genç bir kızın somut olayda programa çıkmak ve yüzünün görülmesini istemeyen ve rızasının olmadığı açık olmasına rağmen yüzü ve içinde bulunduğu ruh halinin ekranlar aracılığı ile gösterilerek kişilik haklarına zarar verildiği, program sunucusunun ekran aracılığıyla hitap edebilme gücünü kullanarak olayın mağduruna bağırarak, azarlayarak milyonlar önünde küçük düşürdüğü ve genç kızın tekrar mağdur edildiği, genç kızın dışarı çıkmak istediğini defalarca dile getirmesine rağmen uzun süre programda tutulduğu, istemediği halde fotoğrafı ve isminin defalarca kullanıldığı, dolayısıyla programa çıkmak istememesine rağmen yüzünün ekranda gösterilmesinin kamusal sorumluluk anlayışı ile bağdaşmadığı gibi insan onurunu, küçük düşürücü ve kişilik haklarının ihlal edildiği kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan; "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Aralık 2021 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 138.569.473,06 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde bir oranı (%1) 1.385.695,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP’in karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 04.02.2022 tarih ve 2022/05 sayılı toplantısında alınan 31 No’lu karara karşı oy yazısı.
Okan KONURALP Şerhidir.


