İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 10.06.2022 tarih ve 691 sayılı yazısına konu h halk logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 21, 22.05.2022 tarihlerinde 21:00, 00:00 saatlerinde yayınlanan "Asıl Mesele" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere; h halk logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 21, 22.05.2022 tarihlerinde 21:00, 00:00 saatlerinde yayınlanan, sunuculuğunu İnan Demirel’in yaptığı, CHP Adana Mv. Burhaneddin Bulut, Gazeteci İbrahim Kahveci, Gazeteci Mehveş Evin, Sol Parti PM. Üyesi Alper Taş ve Demokrat Parti Ordu Mv. Cemal Enginyurt’un konuk olarak katıldığı, "Asıl Mesele" adlı programda, geçen diyaloglarda; “Mahkemeye gidildiği zaman yani mahkemenin Sedat Peker dünya kadar iddia ifşa ortaya koyduğu da…- Pekala Sedat Peker… - Bugüne kadar neyi araştırıldı, hangi soruşturma açıldı?- Pekala Sedat Peker, Sedat Peker bu ifşaları yaparken her birimiz Sedat Peker için ne dedik? Aman ha oyuna gelmeyelim. Suç örgütü lideri birinin söylediklerini gider mahkemeye başvurursak, siz suç örgütü liderinin çünkü öyle bir İçişleri Bakanımız var ki çıkıyor suç örgütü lideri diyor. Ondan besleniyorlar diyor. Ya bu memlekette Süleyman Soylu'dan daha çok suç örgütü lideri ile beslenen adam yok ki ya.- Savcılık re’sen de araştırıyor canım.- Bu memlekette kokainci ile Süleyman Soylu'nun resmi var. Bu memlekette Bitcoin kaçakçısı ile Süleyman Soylu'nun resmi var.- Kendisi söylüyor 10.000 Dolar alan siyasetçi diye.- 10.000 Dolar alan siyasetçiyi biliyor, söylemiyor mahkemeye. Bir tane gazeteci, adını verip de şimdi meşhur etmeye gerek yok, 10 milyon Euro rüşvetle parayı Süleyman Soylu'ya vereceğiniz…- Meşhur zaten.- Meşhur zaten ha! 10 milyon Euro'yu oraya vereceğim diyor. Dolayısıyla bu memlekette esas ben buraya geleceğim filmin sonunda oraya geleceğim için Sadat dedim. Esas Süleyman Soylu'ya dikkat edelim, esas Süleyman Soylu'yu takip edelim, esas İçişleri Bakanlığının önüne gitmeye devam edelim. Bu ülkenin en tehlikeli provokatörü, bu ülkede en fazla kavga çıkaracak, kardeşi kardeşe kırdıracak adamın adı Süleyman Soylu’dur. Her gün bu ülkede bir partinin genel başkanına, bir diğer partinin genel başkanına hayvandan daha aşağı diyerek hakaret edip toplumu yeren bir adam. Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanına en ağır iddiaları, iftiraları atan bir adam. Meral Akşener'e en ağır sözleri söyleyen bir insan. Dolayısıyla bu memlekette Sadat'ı düşünmemize gerek yok. Bu memlekette katılıyorum devletin hakikaten sahibi olan, devlete inanan, devletini seven bir grup var ve emin olun onlar bu Süleyman Soylu'nun yaptıklarını biliyor. Bu memlekette yapılan birçok olayın arkasında Süleyman Soylu var. Süleyman Soylu cesareti varsa, herkesi tehdit ediyor, benimle çıksın o zaman televizyona. Hadi buyursun, istediği konuyu tartışalım. Süleyman Soylu'nun tek yaptığı şey var, insan tehdit ediyor, dövdürüyor, vurduruyor, kırdırıyor. Barış Atay'ı kim dövdü, kim dövdü Barış Atay’ı? Barış Atay’ı savunmak adına söylemiyorum. Ne fikrini beğenirim ne zikrini beğenirim ne tarzını beğenirim. Kim dövdü Barış Atay’ı?- TİP Milletvekili Barış Atay'ı söylüyorsunuz.- Ne oldu dövenler? Dolayısıyla bu memlekette, tekrar söylüyorum…Bunu bilgiyle mi söylüyorsunuz?- Bilgi ile söylüyorum.- Bilgi ile?- Bilgi ile söylüyorum. Bu memlekette esas tehlike Süleyman Soylu'dur. Sağa sola her önüne gelene tehdit gönderiyor, ayağını denk alsın diyor.” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, Demokrasinin en temel önceliklerinden biri halkın haber alma özgürlüğü olduğundan demokratik rejimlerde medya, kamuoyu oluşumunda hayati öneme sahip bir aktördür. Öyle ki; medyanın yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü güç olduğu çoğu otorite tarafından kabul edilmektedir. Basın, yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü kuvvettir.
Günümüzde medyanın gücünün artması ile medya mensuplarının sorumluluklarının da aynı ölçüde arttığı bir gerçektir. Yayıncılığın aynı zamanda bir kamusal sorumluluk görevi olduğu da düşünüldüğünde yayınların Basın Meslek İlkeleri çerçevesinde yürütülmesi bir zorunluluktur. Bu ilkelere göre yayınlarda kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilmemesi gerekmektedir.
Görevlerinden biri de halkı bilgilendirmek olan yayın kuruluşlarının, yorum programlarında eleştirilere yer vermesi oldukça doğaldır. Medya mensuplarının görüşlerini herhangi bir baskı altında kalmadan açık bir şekilde ifade etmesi, birtakım kişi veya kuruluşları eleştirmesi ve onların gerçekleştirdikleri eylemler hakkında kamuoyunu bilgilendirmesi basın özgürlüğü anlamında son derece önemlidir. Ancak, şüphesiz bu hak, sınırsız ve kontrolsüz bir eleştiriyi beraberinde getirmemeli, yasa ve ahlak kuralları içerisinde çizilen bazı sınırlar yardımıyla kamuoyunun doğru ve objektif bir şekilde bilgilendirilmesine katkı sağlamak amacıyla kullanılmalıdır.
İnsan hak ve özgürlüklerinden olan ifade özgürlüğü hakkı, demokratik bir toplumun temel unsurlarını oluşturan çoğulculuk, hoşgörü ve açıklık ilkelerinin var olması bakımından vazgeçilmez bir karakter taşımakla beraber gerek uluslararası sözleşmelerde gerekse ulusal mevzuatımızda bu hakkın kullanılmasının belirli sınırları bulunmaktadır.
Söz konusu yasal düzenlemelerin başında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın geldiğini söylemek mümkündür. Anayasa'nın 26'ncı maddesindeki “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlığı altında yer alan “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir. Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.” hükmüyle düşünce özgürlüğüne getirilebilecek sınırlamalardan bahsedilmiştir.
5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesinde; Basının özgür olduğu, bu özgürlüğün; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içereceği, basın özgürlüğünün kullanılmasının ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Konuyla ilgili Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde de benzer bir hüküm bulunmaktadır. Mezkûr sözleşmenin ifade özgürlüğüne ilişkin 10. maddesinde: "1. Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu madde, devletin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine bağlı tutmalarına engel değildir. 2. Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda gerekli tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması, nizamın sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin açığa vurulmasının önlenmesi veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması için yasayla öngörülen bazı merasime, koşullara, sınırlamalara veya yaptırımlara bağlanabilir." kuralı yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu programda; "Ya bu memlekette Süleyman Soylu'dan daha çok suç örgütü lideri ile beslenen adam yok ki ya.", "Bu memlekette kokainci ile Süleyman Soylu'nun resmi var. Bu memlekette Bitcoin kaçakçısı ile Süleyman Soylu'nun resmi var.", "Bu memlekette yapılan birçok olayın arkasında Süleyman Soylu var." "Süleyman Soylu'nun tek yaptığı şey var, insan tehdit ediyor, dövdürüyor, vurduruyor, kırdırıyor. Barış Atay'ı kim dövdü, kim dövdü Barış Atay’ı?", "Ya bu memlekette Süleyman Soylu'dan daha çok suç örgütü lideri ile beslenen adam yok ki ya." "Bu ülkenin en tehlikeli provokatörü, bu ülkede en fazla kavga çıkaracak, kardeşi kardeşe kırdıracak adamın adı Süleyman Soylu’dur." şeklinde sarf edilen ifadelerin, eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ve aşağılayıcı ifadeler içerdiği, İçişleri Bakanının toplum nezdindeki itibarını zedeleyici bir niteliğe sahip olduğu, ayrıca, TİP Milletvekili Barış Atay'ın darp edilme olayı ile ilgili olarak herhangi bir bilgi/belge/kanıta dayanmadan İçişleri Bakanının hedef haline getirmesi, İçişleri Bakanının mesleki itibarına zarar verici nitelikte olduğu, kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan; “İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Nisan 2022 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 3.777.249,71 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde üç oranı (%3) 113.317,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ve İlhan TAŞCI’nın karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 29.06.2022 tarih, 2022/26 sayılı toplantısında alınan 13 No’lu karara karşı oy yazısı.
İlhan TAŞCI Şerhidir.


